Nedir bu çığlık? Bekle ve dinle!

Ölüm, üzerinde düşünülmesi gereken ve gelmeden önce hazırlanılması icab eden yegane bir hakikat. Sayfalar dolusu kitaplar ve saatler dolusu fikri müzakereler ve tefekkürler yazılmış, yapılmış, edilmiş ki okuduğunuz satırlar da onlardan ibaret. Öyle çok etkilesin diye ya da bu satırları okuduğunuzda hayatınız değişsin diye değil, sadece ölümü hatırlamak ve yine sadece ölümü hatırlatmak istiyorum bir defa daha. Ölüm tekrarı olmayan bir vakıa. Belki de riya … Okumaya devam et Nedir bu çığlık? Bekle ve dinle!

Tefekküre bir davet var!

Afaki tefekkürde tafsilata dalma, zira kesret fikrini dağıtır, evham seni havalandırır, enaniyetin kalınlaşır, hem gafletin kuvvet bulur, tabiata kalbeder. Dalalete giden kesret yolu bu olsa gerek. Nuraniyet ve letafet arttıkça sebep olmak ve tesir etme kabiliyeti artar. Kesafet arttıkça tesir altında kalma, yani müsebbep olma zamanı gelmiş ve geçiyor demektir. Koca semayı aydınlatan Nur’a bak! Nasıl da yeryüzüne tesir ediyor. Şu akan suyun kabarcıklarında tesirini gösterdiği … Okumaya devam et Tefekküre bir davet var!

Küfrü kesen tılsım!

Şefkat, karşılıksız sevgi anlamına gelmektedir. Aşktan daha keskindir. Keza aşk karşılık beklenen bir muhabbetin mukaddemesidir. Bu bağlam, şefkati aşktan daha keskin ve daha değerli kılmaktadır. Şehadet aleminde hava gibi, su gibi, hayat gibi vesaireler kadar şefkat de bol miktarda -anneler başta olmak üzere- sağanak sağanak yağdırılmıştır. Belki Cennette var olan ırmaklardan biri de şefkat akacaktır. Kim bilebilir ki? Su gibidir şefkat, girdi mi demirin içine, … Okumaya devam et Küfrü kesen tılsım!

Kork! Zira, Allah var…

Hafız-i Kerim, havf damarını hayatı muhafaza için insanlığa vermiştir. Hayatını zindan etmek ve her an endişe ile yaşamak için ve habbeyi kubbe yapmak için değil elbet! Havf kelimesi geçince bir konuşmada veyahut bir yazıda veyahut bir sohbette; Risale-i Nur talebelerinin zihinlerinde -okumaya muhtaç olduğu sayfaların satır aralarında geçen- o hadise canlanır. Bu yerde kaç kayık var diye… Kuvve-i gadabiyenin yerli yerinde kullanılması lüzumu etrafımızdaki gereksiz … Okumaya devam et Kork! Zira, Allah var…

Gelin bir arada yaşayalım!

Hukuk, haklar manzumesi olarak tanımlanabilir. Her insanın yaşamak hakkı nokta-i mihrakiyesinden başlayarak bir çok hakkının var olduğu bilinen bir meseledir. Bir yerde bir topluluk var ise -ister beğenelim, ister beğenmeyelim- orada haklar manzumesi olan hukukun var olduğunu ve bu kurallar bütününün bazen yazılı, bazen sözlü olarak devam ettiğini tarih sahifelerinden öğrenebiliriz. Sanırım hukuk tanımaz bir tercih ancak hayvani bir yaşam standartları ile alakalıdır. İlanihaye en … Okumaya devam et Gelin bir arada yaşayalım!

Yegane formül: Hikmet

Hikmet akla uygunluk gibi kısa bir tanımla beraber mana düzleminde ilahi gaye gibi şümullü bir anlamı da vardır. Kuvve-i akliyenin vasat mertebesi olan hikmet, aklın en akıllıca kullanım safhasıdır. Akla gelecek olursak; doğru ve yanlışı ayırt etmemize yarayan -hakka taraf olarak- asıl hikmet sahibi olan Hakîm-i Ezeli’nin bize verdiği paha biçilemez bir araçtır. İnsan aklın önderliğinde derin tefekkür yolculuklarına çıkmalıdır. Zira insanın hayal, tasavvur, tefekkür … Okumaya devam et Yegane formül: Hikmet