Ejderhama mektup

Bir yandan olan bitenleri anlamlandırmaya yani okumaya çalışırken içinde bir tohum olan “ümid”i “yeis”in çürütmesine engel olmak zorun en zoru diye düşünüyorum bugünlerde. Her şeye rağmen bir mümini hayata bağlayan ümit ve geçmişte verdiği sınavları hatırlamak olsa gerek. Her devrin bir acı çekeni, ızdırap duyanı olması gerektiğini düşündükçe içinde filizlenen “ümit” en büyük nimet. Nimeti nimet bilmekse bütün nimetlerin sahibini tanımak anlamına geliyor. İçimizdeki ümidin … Okumaya devam et Ejderhama mektup

“Din koçu” nasıl olunur?

Yani “olmak” istiyorsanız amel edin, dindar olun ama din koçu olmaya heveslenmeyin. Kısaca oldum demekle olamazsınız, “olmakla” olabilirsiniz. Maşuk Yamaç Bir kelime, bir tamlama, bir cümle nasıl bir yazıya dönüşebilir? Yaprakları birbiri içine sarmalanmış bir gül goncası gibi. Bütün yazılara bu minvalde bakmalıyız belki de. Yazılan her bir cümle bir sonrakine sarılıyor gibi hissediyorum bazen. Yazılan her eser bu tadı verecek diye bir kaide yok. … Okumaya devam et “Din koçu” nasıl olunur?

Yaşayan hikayeler

Değişimler kolay değil. Cenab-ı Hakk’ın kudreti gereği bir şeyi yoktan var etmek ya da değiştirmek istediğinde bunu yapması ne kadar suhuletli ise insanoğlu için de değişmek bir o kadar zaman alan ve zorlayan bir süreçtir. Bu süreç kabz ve bast hallerini içerir. Bu konu bir başka yazıda dile getirilecek olsa da bu yazı için iyi bir başlangıç olabileceğini düşündüm. İyi başlangıçlar her zaman başarıyı, iyiyi … Okumaya devam et Yaşayan hikayeler

Darbe

Bediüzzaman Said Nursi, “Alem-i İslam’a indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum” diyordu. Ve cümleye kendi elemlerine tahammül ettiğini söyleyerek başlıyordu. Şu günlerde canımızı ne daha çok acıtmalı? Acı ile iman arasında bence yakinen bir ilgi var. En çok acılar yazdırıyor ve en çok acılar düşündürüyor. Şu günlerde kendi derdimizi bile dile getirmek vicdan azabı olarak geri dönüyor sinelerimize. Daha büyük dertlerimiz var çünkü. Sevdaymış, … Okumaya devam et Darbe

Çatışma

Hayatını ifrat ve tefrit derelerinde savrulmakla geçirenler daima vasat ehliyle çatışma halinde olurlar. Tahkir etmek, aşağılamak, çatışmak zamanımızın olmazsa olmazları haline geldi. Öyle bir söz düellosu içine girmişiz ki ne dediğimizin farkında bile değiliz. Artık düellolar silahlarla yapılmıyor, kelimelerle yapılıyor. Ama kelimelerle yapılanın hasarı daha da ağır oluyor. Kimse ne söylediğinin farkında değil ama sürekli başkalarını ne söylediğini bilmemekle itham ediyor. Ve bir kardeşinin yarasına … Okumaya devam et Çatışma

Zerrelerim muhalif

“Kafası karışık insan sorgulayan insandır.” Bu söz kime ait bana mı ya da bir başkasına mı bilemiyorum. Çünkü aniden aklıma geldi. Bir yerden mi duydum yoksa kendi yaşadıklarımdan mı çıkardım tam emin değilim. Kafam karışık ya ondan sanırım. Evet çok sorguluyorum, çok düşünüyorum, kafamın içinde lüzumlu lüzumsuz bir milyon soru var. Lüzumlu soruları bir yana koymayı deniyorum, lüzumsuzları bir yana. Bir türlü olmuyor. Ayıramıyorum. Çoğu … Okumaya devam et Zerrelerim muhalif