Marifetullah

“Cinleri ve insanları ancak Bana iman ve ibadet etsinler diye yarattım“[1] ayet-i uzmanın sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Halık-ı Kainat’ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve farîza-i zimmeti, marifetullah ve iman-ı billahtır ve iz’an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir.[2] Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır. … Okumaya devam et Marifetullah

Huruf-u mukattaa

Kur’an-ı Kerim’de 29 surenin başında bulunan, 14 hece harfini içeren ve İlahi birer şifre hükmünde olan tesiri pek kuvvetli bir takım harfler yer almaktadır. “Elif-lâm-mîm”, “elif-lâm-mîm-sâd”, “elif-lâm-râ”, “elif-lâm-mîm-râ”, “hâ-mîm”, “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf”, “tâ-sîn-mîm“, “tâ-sîn“, “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“, “tâ-hâ“, “yâ-sîn“, “sâd“, “kaf”, “nûn” şeklinde bazı surelerin ilk ayeti olarak okunan ve pek çok gaybi manalar içeren bu harflere “huruf-u mukattaa” denilmektedir. Huruf-u mukataanın Kur’an-ı Kerim’deki yerleri ise şöyledir: 6 surede … Okumaya devam et Huruf-u mukattaa

Kâinatın kelamındaki şifa

Bediüzzaman hazretleri İşaratü’l İ’caz adlı eserinde “kainatın musikisindeki kelamların kalpleri ve ruhları şenlendiren bir işlev” gördüğüne dair tespitlerde bulunmuştur ve bu tespitini şöyle dile getirmiştir: Hatta kulaktaki zar nur-u iman ile ışıklandığı zaman kâinattan gelen manevî nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hatta o nur-u iman sayesinde rüzgârların terennümatını, bulutların na’ralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hakeza yağmur, kuş ve saire gibi her … Okumaya devam et Kâinatın kelamındaki şifa

Mana-i harfi nazarı: Tefekkür

Tefekkür, “düşünmek, fikri belli bir sahada çalıştırmak” demektir. İnsanın istidadındaki genişlik ve zenginlik, onun fikir dünyasına aksetmekte ve tefekkürünü zenginleştirip, çeşitlendirmektedir. Tefekkür başlıca iki sahada gerçekleşir: Nefis ve afak, başka bir deyişle “insanın kendi zatı” ve “harici alem”dir. Birincisine enfüsi, diğerine afakî tefekkür denilmektedir. Enfüsi tefekkür, nefse ait olandır. Yani kendi varlığı üzerinde kafa yorulmasıdır. Enfüsi tefekkürün iki ayrı sahası vardır: Birisi ruh, diğeri ise … Okumaya devam et Mana-i harfi nazarı: Tefekkür

Kainat ağacının manevi çekirdeği: Kalb

Kalbin lügat manası “İnsanın manevi bünyesinde hislerin merkezi; gönül, dil; her şeyin ortası, alıcı noktası, merkezi” olarak ifade edilmektedir. Risale-i Nur Külliyatındaki manası ise kısaca şöyle izah edilmiştir: [Kalb] ekser envaın bir çeşit muhtasar fihristesi ve bir küçük numune haritası ve şecere-i kâinatın bir manevi çekirdeği ve ekser esma-i İlâhiyenin incecik bir aynası… [1] Risale-i Nur’da geçen kalbin izahından yola çıkarak kalb için söylenebilecek anahtar … Okumaya devam et Kainat ağacının manevi çekirdeği: Kalb

İsm-i Hafiz ile kaderi anlamak

İmanın rükünlerinden olan kadere imanın, kesin olan delilleri had ve hesaba gelmeyecek genişliktedir. Bununla beraber, Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin penceresiyle kader hakikatini anlamak daha kolay hale gelmektedir. Çünkü kader, Allah’ın ilminin bir nev’idir ve O’nun ilmini de ancak O’nun isim ve sıfatlarından yola çıkarak anlayabiliriz. Burada yalnızca Hafiz isminin penceresinden baktığımızda, Kur’an ayetlerinin işaret etmesiyle anlıyoruz ki, “Kâinattaki her şey vücudundan evvel ve vücudundan sonra yazılmakta, kaydedilmektedir” … Okumaya devam et İsm-i Hafiz ile kaderi anlamak