Bin İhlaslı Arefe günü

Arefe günü bin defa İhlas suresini okumak selef-i salihinden günümüze intikal eden güzel bir İslami adettir. Kaynakları zayıf kabul edilse dahi “Kim arefe gecesinde bin defa  ‘Kul huvellahu ehad (ihlas suresi)’ okursa Allah kendisine istediğini verir[1] gibi rivayetlerle ifade edilen ehemmiyetli bir hakikatin varlığı da inkar edilemez.

Arefe gününde müstahsen bir adet-i İslamiyeye binaen sure-i İhlası yüzer defa tekrar ederek okuyup…[2] ifadesinden açıkça anlaşılacağı üzere Bediüzzaman Said Nursi de bu güzel geleneği beğeniyle karşılamıştır. Afyon medrese-i Yusufiyesi’nde yazdığı neşredilmemiş bir mektubunda arefe günü bin ihlas okumanın hikmetini şöyle izah etmiştir:

Eski zamanda memleketimde medrese talebeleri arefe gününde bin İhlas-ı şerif okuyup bir hatme-i İhlasiye ile hacıların sevaplarına ve dualarına hissedar olmaya çalışıyordular. Ben iki gündür okuyorum.[3]

Arefe gününde bin İhlas suresi okumaya güç getiremeyenlere -bu rahmet ve bereketten hissedar olmak adına- kendi hayat pratiğinden hareketle şöyle bir öneride bulanmayı da ihmal etmemiştir:

Bizim memlekette eskide Arefe gününde bin İhlas-ı şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beş yüz ve Arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen birden okuyabilir.[4]

Arefe günü bin İhlas okumanın hikmetini ve sırrını keşfetmek adına şu soruları soralım: Niçin Arefe günü bin İhlas okuyarak zikirle meşgul olunmalıdır? Özellikle bu surenin okunmasının hikmeti nedir? Manevi bereket ve sevabını ümit edip sadece zikir makamında tekerrürle yetinmeli midir?

Bediüzzaman’ın belirttiği gibi Arefe günü bin İhlas-ı şerif okumanın en büyük hikmeti hacıların Arafat’ta mazhar oldukları manalara, sırlara hissedar olmaktır. Hac, Arafat ile mana kazanır. Zira Peygamber Efendimiz (ASM), “Hac Arafat’tır” demiştir.

Arafat etimolojik açıdan “a-r-f” kökünden gelir. Bilmek, tanımak, irfanı bulmak, arif olmak, marifetullah sırrına ermek manalarını barındırır. Bu sebeple Arafat zikir mekanı olmakla birlikte tefekkür makamıdır. Arafat vakfesi ilahi huzurda bilinçli, hikmetli bir duruştur. Amaçsız bir bekleyiş hiç değildir. Başta nefs, kainat ve Allah’ı daha bir vukufiyetle bilme ve tanıma cehdi sergilemektir.

Arafat dünyanın dört bir tarafından gelen insanların tefekkürlerini birbirleriyle paylaştıkları, görüşüp tanıştıkları bir kutsal meydandır. Veda Hutbesi’nin de okunduğu bu mekan “din-i İslamın kudsi ve semavi kongresi”nin en önemli alanıdır.[5] Dil, renk, ırk, kültür, vatan farklılıklarının ortadan kalktığı, birlik ve tevhid hakikatinin yaşandığı mahşeri bir kongre alanıdır Arafat. Kur’an’ın “Ve cealnakum şuuben ve kabaile li tearefû/ Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi tanıyasınız.[6] dersindeki “tearüf/tanı(ş)ma” emrine mükemmel bir mazhariyettir.

İşte Arefe günü Arafat’taki hacıların tevhid anlayışı ve irfan arayışına ortak olmanın en güzel bir metodudur bin İhlas suresi okumak. Çünkü İhlas suresi aslında tevhid suresidir. İhlasın sırrını kazanmak aslında tevhidi keşfetmek ve içselleştirmekten geçmektedir. İhlas suresinin dört ayetinin altı cümlesinde, yedi tevhid mertebesi ders verilir. Kur’an’ın dört ana unsurundan biri olan tevhid hakikati İhlas suresinin her cümlesine nüfuz etmiştir.

Lemeat risalesinde, “Kur’an-ı Azimüşşan nasıl bir bahr-i tevhiddir. Bir tek katre, misal için bir tek Sure-i İhlas fakat kısa bir tek remzi, nihayetsiz rumuzundan. Bütün enva-ı şirki reddeder, hem de yedi enva-ı tevhidi eder ispat; üçü menfi, üçü müspet, şu altı cümlede birden[7] diye söze başlanarak bu yedi tevhid mertebesi tefsir edilir.

İhlas suresinin ilk iki ayetinde üç Esma zikredilir. Bu isimlerin her biri “müspet” tevhid mertebelerine işarettir. “Hu/hüve” vasfı “tevhid-i şuhud”, “Allah-u Ehad” esması “tevhid-i uluhiyet” ve “Samed” ismi de “tevhid-i kayyumiyet ve tevhid-i rububiyet” mertebeleridir. Tevhid-i şuhud ile her şey üzerinde Allah’ın birlik mührüne şahid olunur. Bütün varlıkların ibadet eder gibi vazifelerindeki birlik, tüm kamil insanların, cinlerin, meleklerin marifetleri, muhabbetleri ve ibadetleri tevhid-i uluhiyeti gösterir. Kainattaki yeniden yeniye mükemmelen vücuda gelme ve beka kazanma hakikatleri ise tevhid-i kayyumiyetinin tecellisidir. Her şeyin intizamlı, düzenli, ölçülü, sistemli yaratılışı ise tevhid-i rububiyetin yansımalarıdır.

İhlas suresinin son iki ayetinde ise “menfi” tevhid mertebeleri zikredilir. “Lem yelid/veledi yoktur” ile “tevhid-i celal”, “lem yuled/validi yoktur” ile “tevhid-i sermedi”, “lem yekun lehu kufuven ehad/kufvü, eşi, benzeri yoktur” ile “tevhid-i cami” ders verilir. Hz. İsa (AS) ve Hz. Üzeyir’in (AS) -haşa- Allah’ın oğulları, meleklerin -haşa- Allah’ın kızları ve ukul-u aşere (on akıl/sudur nazariyesi) gibi şeriklerin olamayacakları tevhid-i celal ile reddedilir. Tevhid-i sermedi Allah’tan başka hiçbir şeyin –ne tabiat ne sebepler ne madde ne de zamanın- ezeli ve sermedi olmadığını ders veren bir tevhid mertebesidir. Tevhid-i cami ise Allah’ın zatıyla, şuunatıyla, sıfatıyla, esmasıyla ve ef’aliyle eşsiz, benzersiz olduğunu tefekkür ettiren bir tevhid mertebesidir.

İhlas suresinin feyziyle yoğun bir tevhid dersinin alındığı Arefe gününde -Kur’an’ın günümüze hitap eden bir tefsiri olan- Risale-i Nur’un tevhid bahisleri de tefekkür edilmelidir. Hüve Nüktesi’nden Yirmi İkinci Söz’e, ene ve zerredeki tevhid nüktelerinden bahseden Otuzuncu Söz’den kainatın otuz üç külli dille marifetullah dersi verdiğini ispat eden Ayetü’l Kübra risalesi olan Yedinci Şua’ya kadar tüm tevhid risaleleri için bu özel gün daha bir dikkatle okuma, tefekkür etme ve keşfetme fırsatıdır.

Arefe günü İhlas suresini bin defa okurken işte bu yedi tevhid mertebesi ve tevhid hakikatlerinin de tefekkür edilmesine ihtiyaç vardır. Bununla birlikte insanın duygularının da –her birinin kendisine mahsus- bir doyum eşiği vardır. İhlas suresi yüzlerce kez okunur ve tefekkür edilirken bazı duygular çabuk hisselerini alır ve vazgeçerler. Akıl da uzun bir zaman istihkakı olan manalara yönelir, hissesini alır, o da durur. Kalp gibi bazı duygular daha dirençlidirler lakin onlar da hisselerini alırlar ve dururlar. İnsandaki öyle bir kısım duygular vardır ki çok geç usanırlar. Bu duygular için mananın düşünülmesi değil lafzın zikredilmesi kâfidir.

… O devam eden latifeler taallüme ve tefehhüme muhtaç değiller belki tahattura, teveccühe ve teşvike ihtiyaç gösterirler. Ve o cilt hükmündeki lafızları onlara kafi geliyor ve mana vazifesini görüyorlar. Ve bilhassa o Arabi lafızlar ile kelamullah ve tekellüm-i İlahi olduğunu tahattur etmekle daimi bir feyze medardır.[8]

Hasıl-ı kelam: Arefe günü hacıların Arafat’taki marifetullah tezekkürlerine ve tefekkürlerine hissedar olmak için bin İhlas suresi okumak güzel bir İslami gelenektir. İhlas suresini okurken surede ders verilen yedi tevhid mertebesini de tefekkür etmeye, anlamaya, bilmeye, keşfetmeye de ihtiyaç vardır. Bununla birlikte akıl ve kalbin tefekkürü bir zaman sonra sükut eder ve durur. Lakin insanda zikretmekten zevk alan ve bir türlü usanmak bilmeyen öyle duygular vardır ki onlar için ezeli kelam ile meşguliyetin kendisinde bitmeyen ve tükenmeyen bir feyiz vardır. Arefe günü bu duyguların bayramıdır.

Kabe’nin cezbesine kapılmış bir kalp, Arafat’ın kazandırdığı irfan, hikmet ve tefekkürle donanmış bir akıl, şeytan taşlamanın şecaat ve iffetine bürünmüş bir nefis, kurban etmenin yakınlık sırrına ermiş bir ruh sahibi olmak duasıyla…

 


[1] Kenzu’l-Ummal, h. no:  2737.

[2] Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mesele, s. 328.

[3] Gayr-ı Münteşir, Afyon Medrese-i Yusufiyesi, 12.10.1948

[4] Şualar, On Üçüncü Şua, s. 266.

[5] Emirdağ Lahikası, s. 336.

[6] Hucurat 49/13.

[7] Sözler, Lemeat, s. 637-638.

[8] Mektubat, Sekizinci Mesele, s. 326.

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım