Birinci Lem’a’ya dair ders notu-iki: Kur’an hikâye mi anlatır!

Birinci Lem’a’ya dair ders notu-iki: Kur’an hikâye mi anlatır!

GEÇEN HAFTALARDA merakla, dikkatle ve keyifle Sadık Yalsızuçanlar’ın kaleme aldığı Kuran’dan Hikâyeler[1] isimli kitabı okudum. Kur’an’da bahsi geçen peygamber kıssalarının, kıssaların ruhuna uygun bir belagat ve edebî sanatla yorumlanmasının önemini bir kez daha anladım. Bu anlamda Yalsızuçanlar’ın gayreti değerli ve ortaya koyduğu eseri de edebî açıdan keyifle okunabilecek bir metin olmakla birlikte çok kritik bir meseleyi de gündeme getiriyor: Kur’an hikâye mi anlatır!

Kur’an’ın dört ana konusundan biri de nübüvvettir yani peygamberlik hakikatidir. Diğer ana konular (tevhid, haşir, adalet) gibi nübüvvet de Kur’an surelerinin, sayfalarının, ayetlerinin her tarafına nüfuz etmiştir. Mehdi Bâzergan’ın çalışmasına göre ayet sayısı bakımından Kur’an’ın yüzde 22’si geçmiş peygamberlerin tevhid mücadelesidir.[2] Allah’ın ezeli kelamında bu derecede sık ve önemle bahsedilen bir meseleye muhatap olurken sahip olduğumuz yaklaşım ya da metot kritik bir önem arz eder.

Kur’an-ı Kerim’in Konuları Ayet Sayısı Yüzde
Peygamber Efendimiz’in (asm) tevhid mücadelesi 1.920 28
Kıyamet ve ahiret 1.643 25
Geçmiş peygamberlerin tevhid mücadelesi 1.500 22
Peygamber Efendimiz’in (asm) çağdaşları ve ümmetiyle ilişkileri 736 11
Hükümler (terbiye, ahlakî ve fıkhî bağlamda) 436 7
Cihad (sıcak ve soğuk savaşlar) 260 4
Diğer konular 203 3

Bu kapsamda hem varlık tasavvuru hem de hidayet ve ibret vesilesi olan peygamber kıssalarının tarihi bilgiye ve hatta bunun da ötesinde birer hikâyeye indirgenmesinde ciddi sakıncalar bulunmaktadır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin (ra) özellikle Yirminci Söz’de Hz. Âdem (as) ve Hz. Musa (as) kıssaları, Birinci Lem’a’da Hz. Yunus (as) ve İkinci Lem’a’da da Hz. Eyyüb’ün (as) kıssalarının tefsir ederken ortaya koyduğu yaklaşım ve metot gerçekten göz kamaştırıcıdır.

Yirminci Söz’de geçen “Kur’an-ı Hakîmde çok hadisât-ı cüz’iye vardır ki her birisinin arkasında bir düstur-ı küllî saklanmış ve bir kanun-ı umumînin ucu olarak gösteriliyor” cümlesi Aziz Üstadın kıssaları anlama ve yorumlama metodunun bir hülasasıdır. Bu metodik yaklaşım Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen olaylara özellikle de peygamber kıssalarına muhatabiyette çok geniş bir ufuk sunmaktadır. Aynı zamanda bu yaklaşım peygamber kıssalarının birer tarihi anlatı ya da hikâyeye indirgenmesine de engel olmaktadır. Dolayısıyla tüm dikkatleri bir taraftan “düstur-ı küllî” ve “kanun-ı umumî” hükmündeki küllî hakikatlere odaklamakta diğer taraftan da peygamber kıssalarının Kur’an’da bahsedilmeyen detaylarına dair tasavvurlardaki ihtilaflardan kurtarmaktadır. Üstad Bediüzzaman düstur-ı küllî ve kanun-ı umumî kavramlarına yüklediği anlamı açıkça dile getirmese de kıssaları yorumlarken kurduğu cümlelerinde ne kastettiğinin ipuçlarını vermektedir. Benim anladığım her bir peygamberin kıssasında tüm insanlık âlemini kuşatan ve her bir farklı fıtrata dokunan bir mesaj vardır ki “düstur-ı küllî” ile bu vurgulanmaktadır. Bununla birlikte her bir kıssadaki hakikat tüm kâinatta geçerli olan bir “kanun-ı umumî”nin ipucu mahiyetinde olmaktadır.

Bu kapsamda Birinci Lem’a’yı değerlendirecek olursak bu kısa ve veciz risalenin dikkat çekici özelliklerinden biri de Yunus aleyhisselamın kıssasının da kısa ve öz olarak zikredilmesidir. Kur’an’da zikredilenin dışına çıkılmamasıdır. Hakikate bağlı kalınarak ne İsrailayata ne de kıssanın ana maksadına hizmet etmeyecek ayrıntılara tevessül edilmesidir.

Hazret-i Yunus aleyhisselamın kıssa-i meşhuresinin hülasası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette…

Yunus aleyhisselamın kıssası aslında diğer kutsal kitaplarda da detaylı bahis konusu edilmemiştir. Yeni Ahit’in (İncil) Matta ve Luka bölümlerinde Yunus aleyhisselamdan çok kısa bahsedilmiştir.[3] Eski Ahit’in (Tevrat ve Zebur) Yunus bölümünün dört ayetinde ise Yunus aleyhisselamın kıssasına dair bazı detay bilgileri yer almıştır. Özellikle Yunus aleyhisselamın duasının burada uzun bir şekilde yer alması dikkat çekmektedir.[4]

Yunus aleyhisselamın kıssası Kur’an’ın dört suresinde zikredilir. Birinci Lem’a’da bahsedilen Yunus aleyhisselamın duasının geçtiği ayet Enbiya suresinde yer almaktadır. Enbiya suresinin 87 ve 88. ayetlerinde kendisinden “zünnûn” yani balık sahibi olarak bahsedilen Yunus aleyhisselamın makbul duası nazarlara verilmiştir. Yunus aleyhisselamın başından geçenlerin en geniş tarzda zikredildiği yer ise Saffat suresidir. Saffat suresinin on ayetinde (37/139-148) Yunus aleyhisselamın gemiyle kaçması, gemide çekilen kur’ayı kaybetmesi, balık tarafından yutulması, halsiz bir hâlde karaya çıkması, yaktîn ağacının altında dinlenmesi ve tekrar kavmine peygamber olarak dönerek onların kurtuluşuna vesile olması anlatılmaktadır. Yunus suresinin –sureye isim olmasına vesile olan– tek ayetinde (10/98) ise Yunus aleyhisselamın kavminin başlarına azap gelmeden istiğfar ve tevbe etmeleriyle musibetten kurtulan bir kavim olarak insanlık tarihine geçmesine dikkat çekilmiştir. Kalem suresinin üç ayetinde (68/48-50) ise Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselama (ve tabii ümmetine) Yunus aleyhisselamın kıssasından ders çıkarmak suretiyle “Rabbinin hükmünü sabırla bekle”mesi ihtar edilmektedir.

Birinci Lem’a’da Yunus aleyhisselamın kıssası özetle vurgulandıktan sonra bu kıssanın bizim hayatımıza iz düşümleri geniş bir perspektif sunularak izah edilmektedir. Tüm peygamber kıssalarında olduğu gibi Yunus aleyhisselamın kıssasında da hem düstur-ı küllî hem de kanun-ı umumînin ipuçları bulunmaktadır. Düstur-ı küllî yani tüm insanlığa bakan ibret vesilesi noktasında Yunus aleyhisselamın vaziyeti bizim de sürekli karşı karşıya bulunduğumuz bir gerçekliğimizdir. Biz de onun gibi bir balık tarafından tehdit ediliyoruz, dalgalı bir denizin ve karanlık bir gecenin içerisindeyiz. Yunus aleyhisselamın yüz senelik hayatını tehdit eden balığına nispeten bizim ebedi hayatımızı tehdit eden bir nefsimiz var. Onun dalgalı denizine mukabil bizim dünya denizimizin her dalgası bir günde iki yüz bin cenazeyi alıp götürüyor. Onun fırtınalı ve karanlık gecesine mukabil bizim geleceğimiz ise iman nuruyla bakmadığımız takdirde ayrılık ve yokluk karanlıklarıyla dehşetler veriyor. Bu anlamda bizim Yunus aleyhisselamın duası ile Allah’a iltica etmeye sürekli ihtiyacımız var.

Kanun-ı umumî cihetinden değerlendirecek olursak Yunus aleyhisselam iç içe kapanlar tarafından yutulmuştu; Yunus aleyhisselamı balık, balığı deniz, denizi de gece yutmuştu. Duası kabul olduktan sonra ise bütün kapanlar birer bineğe dönüştü, onu yutan balık bir nevi denizaltısı oldu ve onu selamet sahiline ulaştırdı. Bizi de yutan ve içinden kurtulamadığımız kapanlarımız var. Ruhumuz bedenimize hapsedilmiş, bedenimiz dünyaya kapatılmış, dünyamız güneşten kopamıyor, güneşimiz ise samanyolunun dışına çıkamıyor ve hakeza. İman nuruyla baktığımızda ise bütün bunlar küçükten büyüğe birer bineğe dönüşmektedir. Hayy-ı Kayyum bizleri iç içe bineklere bindirerek; bedeni, dünyayı, güneş sistemini, gökadayı, kâinatı ve zamanı birer binek yaparak ebedi saadet diyarının selamet sahiline sevk etmektedir.

Bu muhteşem yolculukta Allah’ın merhamet nazarını kazanmak için biz de Yunus aleyhisselam gibi “لاَ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ cümlesiyle istikbalimize, سُبْحَانَكَ kelimesiyle dünyamıza, اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etme” niyetini taşıyarak لاَ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeliyiz. Aynı zamanda bir bineğe binildiğinde okunması sünnet olan Zuhruf suresinin (43/13) سُبْحَانَ الَّذِى سَخَّرَلَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ  ayetini de iç içe bindirildiğimiz tüm bineklerimizi niyet ederek vird-i zeban etmeliyiz.


[1] Sadık Yalsızuçanlar, Kuran’dan Hikâyeler, Nefes, İstanbul, 2019.

[2] Mehdi Bâzergan, Kur’an’ın Nüzûl Süreci, Fecr Yayınları, Ankara, 1998, s. 163-173; Ali Akpınar, Kur’an Niçin ve Nasıl Okunmalı, Kitap Dünyası, İstanbul, 2016, s. 42.

[3] Yeni Ahit, “Yunus’un Belirtisi”, Matta, 39-41, https://incil.info/kitap/mat/12, (Erişim tarihi: 14 Mayıs 2020); Yeni Ahit, “Yunus’un Belirtisi”, Luka, 29-30, https://incil.info/kitap/luk/11, (Erişim tarihi: 14 Mayıs 2020).

[4] Eski Ahit, Yunus, 1-4, https://incil.info/kitap/jon/1, (Erişim tarihi: 14 Mayıs 2020).

Mustafa Said İşeri
Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.