Hatırlatma: Ölüm, var!

Hilmi Karaca

Hilmi Karaca

İstanbul Üniversitesi-Hukuk
Ayasofya Dergisi
Antalya-İstanbul
Hilmi Karaca

Latest posts by Hilmi Karaca (see all)

Basit ve rüyadan ibaret olan bir dünyada yaşadığımız gerçeği var. Kabul etsek de etmesek de. Yaklaşık bir hafta önce bir dostumu kaybettim. Aklıma gelen ilk şey Her nefis ölümü tadacaktır. Ankebut 29/57 Duyunca sersemlemiş, bir kaç dakika durmuştum bir şeylere anlam vermek adına. Adeta beynim sarhoş olmuştu. Otogardaydım, eve gidecektim. Etrafıma bakındım, herkes bir uğraş peşindeydi. Geneli daha fazla para arıyor. Şehir ölümü unutturmuştu insana. … Okumaya devam et Hatırlatma: Ölüm, var!

Basit bir şey yapacağım

Latest posts by Belgin Çakır (see all)

Dünyayı kurtaracağım… Bir insana iyilik yapacağım ona fark ettirmeden. Kimse bilmeyecek ama ben mutlu olacağım hatta mutlu olduğumu sandığımdan daha fazla mutlu olacağım ki zihnim onu saklayıp en olmadık zamanda hatırlatınca “iyi ki” diyebileceğim. Bir kitapta bir cümle dikkatimi çekecek. Okumayı bitirdikten sonra birkaç kişiyle paylaşacak; “biliyor musun?” diye başlayarak tüm duygumu aktaracağım o cümle ile birlikte. Sonra unutacağım. Anlattığım kişiler de unutacak. Bir gün … Okumaya devam et Basit bir şey yapacağım

Umut ışığı

Latest posts by Nur Bahar Güneyli (see all)

Bir ağaç düşünün kökleriyle toprağa temessük eden… Bir insan düşleyin güvenle ayakta kalmaya çalışan… İnsanoğlu garip bir fıtrata sahip ve hep bir sahiplik, hep bir bağlanma iç güdüsü ile lisan-ı halini belirtir sonuçlarını teemmül etmez. Bilmez ki bir gün firakla veya bir ölümle karşılaşacağını. İşin garip tarafı ise hep korkulan şeyin başa gelmesi… Güveninizi yerinden söküp umudu kırıp hayata küstüren ve içip yendiğiniz şeyin bile … Okumaya devam et Umut ışığı

Anaların nöbeti

Hilmi Karaca

Hilmi Karaca

İstanbul Üniversitesi-Hukuk
Ayasofya Dergisi
Antalya-İstanbul
Hilmi Karaca

Latest posts by Hilmi Karaca (see all)

Ayrılık var, biliyorum. Ah ağlamak, Ananın kuzusuna son bakışı… Ya tahammül ya sefer değil Ya vatan ya vatan… Karanlık konuşmaz, biliyorum. Gece saat üç. Ana uyanır uykudan, Korkar; “Vatan namustur.” Oğul mu nöbette yoksa ana mı? Zeval gelmesin devlete, Ana da tutar nöbeti. Ah analar, Bir eli on olur, Ha yetişti ha yetişek demez; Yetişir. Anadır, yârdır, yaradır… Okumaya devam et Anaların nöbeti

Dışarda rüzgar vardı, içerde yangın…

Dışarda yağmur şıpırtısı, içerde sen. Dışarda ahir zaman, içerde ben… Bu muydu, böyle mi bitecekti yolun sonu, niye bakıyorsun gözlerime öyle… Gün böyle mi bitecekti, güneş böyle kıpkızıl mı olacaktı ufukta. Cihadın gözyaşları böyle mi süzülecekti kahramanımın içine içine… Kardeş olduğunu söyleyenler böyle mi atacaktı kuyulara Yusuflarını. Böyle mi yabancılaşacaktı yürekler, ruhlar, gönüller birbirine… Dışarda vahşet vardı, içerde kan. Dışarda sen, içerde ben… Bir yolculuğun … Okumaya devam et Dışarda rüzgar vardı, içerde yangın…

Bir yabancı: “Abdullah”

Latest posts by Zehra Kocabaş (see all)

“Hey çocuk” diye bağırırken bir yabancı, tüm nefesinin kesildiğini hissettiği andı belki de. Elinde helal yoldan alınmamış bir ekmek, yüzü kıpkırmızı utanç duygusu bedenini sarmış, dizlerinde şiddetli bir titreme, kalbinin ritminde sürat vardı. Arkasını döndü ve sinema perdesi gibi hayatı gözlerinin önünden geçip gitti. Dayak yediğini, hapse atıldığını, mahallede taşlandığını perdede izledi. Tüm bu hayal perdesini kesip şimdiye döndüren bir ses duydu yabancıdan: – “Helal … Okumaya devam et Bir yabancı: “Abdullah”