Cumanın hakkını ver!

Cumanız mübarek olsun!“, “Cuma İslam alemi için tatildir.” gibi sözler sizce bu kudsi günün mahiyetini anlatmak için yeterli midir? Yoksa bu derin manayı fark etmek için ciddi bir çaba sarf etmek mi gerekir?

Bizim ülkemizde olmasa da Cuma gerçekten de İslam alemi için tatil günüdür. Fakat bu tatil evde yatmak anlamında değil Müslümanlar ile musafahalaşmak, toplanmak, İslam alemi için faideli olabilecek konuları meşveret ederek birlik ve beraberliğimiz için beyin fırtınası yapmak gibi manaları hissederek İttihad-ı İslâm temellerinin atılması manasında değerlendirilmesi gereken çok özel bir gündür.

Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır. Mektûbat, Hakikat Çekirdekleri, s. 452.

İttihad kavramının bir hafta içinde en kuvvetli yaşadığımız Cuma namazını içinde barındıran bu günü yeterince değerlendiriyor muyuz? Öyle bir gü,n hatta dar manada öyle bir zaman aralığı ki bütün Müslümanlar dünyayı, belki de gerçek anlamda terk etmiş, gayesine ilahi rızayı koyarak yönünü ahirete çevirmiş ve her bireyin aklında benzer sorular;  “Beni yaratan kim?“, “O’na teşekkürümü nasıl sunabilirim?“, “Hayat nimetini verip bu güzelliklerle zinetlendiren kim?“, “O’na nasıl yaklaşabilirim?” gibi kiminin az, kiminin çok meşgul olduğu tefekkür kavramının belki de en çok gerçekleştiği bir gündür.

Öyle bir gün ki ne Türk/Kürt, ne zengin/fakir, ne siyah/beyaz ayrımlarının, yani dünyevi her şeyin önemini yitirdiği, lillah uğruna aynı amaç için belirli yerlerde toplanmış, dıştan bakan için bir görev ama bir Müslümanın içinde yangınlara yol açan, kısa ama etkili bu saatlerle ile baş başa olunan bir gündür.

Aklı olanı uzun süreli bir tefekküre sürükleyecek bir gün… Kabir, kıyamet, mahşer, Cennet, Cehennem gibi kavramları en çok akla getiren bir gün… Zahiri olarak ise uhuvvet, birlik beraberlik, tesanüd, kardeşlik, hatta daha geniş bir çerçevede İslam kardeşliği, İttihad-ı İslâm kavramlarını gözler önüne seren bir gün…

Aslında bize düşen sadece kafamızda oluşmuş bazı kalıpları eritip perdeyi biraz aralamaktır. Zaten cüz’i bir aklı olan her insan için gerisi kendini gösterecektir. Oysa ki günümüzde Müslümanlığına şahit olduğumuz insana bile “Cuman mübarek olsun!” yerine “Cuma namazına gittin mi?” diye soruluyorsa kendimizi sorgulamamız lazımdır. Hele bir de o sorunun muhatabı isek dönüp kendimize bakmalı ve bu manaları kavrayıp yaşamaya çalışmalıyız.

Denmesin ki Allah’ın her günü kutsaldır, hiç seçilmiş gün mü olur. Allah bazı kıymetli şeyleri umum içinde saklamıştır.

Leyle-i Kadri umum Ramazan’da, saat-i icabe-i duayı Cuma gününde, makbul velisini insanlar içinde, eceli ömür içinde ve Kıyametin vaktini ömr-ü dünya içinde saklamış. Sözler, 24. Söz, s. 309.

Allah’ın her günü kutsaldır, lakin bazı zamanların daha kıymetli olduğu da bir gerçektir. Her günün içinde yaşanır lakin muhabbet, uhuvvet, tesanüd kavramlarının en belirgin hali Cuma günü karşımıza çıkar. Öbür günlerin manalarını idrak edememiş olmam(ız) o günlerin bir anlam taşımadığı manasına gelmeyecektir elbette. Allah bazı zaman ve bazı mekânları faziletli kılmıştır sebebi hikmeti, ömrünün kısalığı malum olan ümmet-i Muhammed’in (ASM) az bir zamanda ve özel mekânlarda yaptığı ibadetlerle yıllarca çalışılarak kazanılabilecek büyük ecirleri elde etmesini kolaylaştırmaktır.

Resulullah Efendimiz’in (ASM) bildirdiği bir hadis-i şerifi hatırlayalım:

Cuma günü veya gecesi ölen mümine kabir azabı olmaz. [Tirmizi]

Ehl-i sünnetin bu konudaki yorumu Cuma gecesi kabir azabı genel durdurulur, fakat ondan sonra devam eder şeklindedir. Bu hadis ispat etmektedir ki Cuma günü rahmetin tecelli ettiği çok özel bir gündür.

Elhasıl, Cuma günü Müslüman için bir nimet, bir rahmet hükmündedir. Belki İttihad-ı İslamın nüvesi, çekirdeği bu gündedir. Cuma sadece sıradan bir gün değil, belki varoluş sınavının verildiği bir zamandır.

Var mısın?” bu Cuma, farklı bir Cuma olsun…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım