Hastalar Risalesinin Yirmi Beş Devasından Feyizlenen Nidalarım

Hastalar Risalesinin Yirmi Beş Devasından Feyizlenen Nidalarım

PEYGAMBER EFENDİMİZ aleyhissalatü vesselamın ubudiyet hâllerinin en dikkat çekici yönlerinden biri de her hâl, tavır ve davranışını dua diline dökmesidir. Adeta Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam hayatının her karesinden dua devşirmesini bilmiş ve ümmetine de bu sünnet-i seniyyesini miras bırakmıştır.

Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam yerken, içerken, giyinirken, uyandığında, yatarken, evine girdiği ve çıktında, aynaya baktığında, ağrı çektiğinde, üzüntü ve sıkıntı duyduğunda, bir topluluğun şerrinden çekindiğinde, nazarının değmesinden endişe ettiğinde, hasta ziyaretinde, bir işe başlarken, sefere çıkarken, çarşı ve pazara girdiğinde, mezarlığı ziyaret ettiğinde, gökyüzüne baktığında, hilali gördüğünde, gök gürültüsünü işitip şimşeği gördüğünde, yağmur yağdığında, kuraklık baş gösterdiğinde, şiddetli bir rüzgar estiğinde, mübarek aylar başladığında, sevinçli bir haber geldiğinde vb. birbirinden enfes dualar ederek rububiyet dairesine en güzel ve en mükemmel ubudiyet halleriyle ayinedarlık etmiştir.

Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın Cevşenü’l-Kebir’i en kapsamlı hakikatlerle Allah’ı bin bir ismiyle zikreden muhteşem bir duadır. Cevşenü’l-Kebir gibi tezekkür ve tefekkürü mest edici dualardan biri de Hz. Osman radıyallahü anhın Münacatü’l-Kur’an’ıdır. Hz. Osman radıyallahü anh her sureden bazı ayetleri dua diline dönüştürerek bizim dilimize de tercüman olan bir münacat oluşturmuştur. Yine bu kapsamda Bediüzzaman’ın “Münacat” isimli risalesi de kainat tefekkürünü külli bir dua diliyle ifade etmenin etkileyici misallerinden biridir.

Esma-i Hüsna’yı, Kur’an ayetlerini, kâinat tefekkürlerini, hayat karelerini dua diline dönüştürmenin en güzel ve en mükemmel misalleri önümüzde durmaktadır. Hem bu en güzel duaları zikir ve tefekkür ederek hem de bu mükemmel misallerden dersler alarak biz de ubudiyet tuvalimizi rengarenk dualarımızla süsleyebiliriz.

Bu yazıda koronavirüse yakalandığım bir süreçte şimdiye kadar okuduklarımdan çok daha farklı hissiyatla mütalaa edip feyizlendiğim Hastalar Risalesinin hem farklı bir yaklaşımla kısa bir özetini çıkarmak hem de bunu dua diliyle kelimelere dökmek istedim. Hastalığın büründürdüğü samimiyeti fırsat bilip kelimelere dökmeye çalıştığım niyazlarımda ne kadar kusur varsa bana ait iken ne kadar güzellik varsa Hastalar Risalesinin Yirmi Beş Devasındaki hakikatlerin gölgeleri olmasından kaynaklanıyor.

  1. Ey hastalığımı dert değil belki bir nevi derman yapan Allah’ım! Anlıyorum ki hastalığım ile ömrümün neticesiz bir tarzda çabuk geçmesine meydan vermiyor, meyvelerini vermesini sağlıyorsun.
  2. Ey hastalığımı menfi ibadet hükmüne getiren Mabud-ı zülkemal! Hastalığım ile aczimi ve zaafımı hissediyorum; hastalığımın halis ve riyasız diliyle Sana iltica edip yalvarıyorum. Hastalık dakikalarımın bir saat belki bir gün ibadet sevabı kazandıran bir kıymette olmasını niyaz ediyorum.
  3. Ey hastalığımı benim için aldatmaz bir nasih ve mürşid kılan Rabbim! Hastalığım beni gafletten kurtardı, gözümü açtı; kabri, ölümü ve ahiretin varlığını yakinen gösterdi. Bu dünyaya şuursuzca keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğimi, ebedi bir hayatın saadetine çalışmak için gönderildiğimi çok nezih ve çok etkili bir tarzda ihtar ve ikaz etti; elhamdülillah.
  4. Ey hastalıkla Esma-i Hüsnasının nakışlarını ve güzelliklerini gösteren Allah’ım! Vücudum, cihazatım, hislerim, latifelerim benim mülküm değil, onları ne ben yaptım ne de başka tezgâhlardan satın aldım. Vücudum Senin mülkündür ve Sen de mülkünde istediğin gibi tasarruf edersin. Sen cemilsin/güzelsin, bütün isimlerin de güzel; güzelden ise ancak güzellik gelir. Bu manada benim vazifem Senin tasarruflarında Esma-i Hüsnanın tecellilerinin güzelliklerini fark etmek ve o nakışlara mazhar olabildiğim derecede şeref ve itibar kazandığımın olabildiğince şuuruna varmaktır.
  5. Ey hastalığı ihsan-ı ilahi ve hediye-i rahmani kılan Rahman-ı zülcemal! Bildim ki gaflet içindeki hayvani heveslerden kurtaran ve ahireti düşündüren bir hastalık hastalık değil belki sağlıktır. Allah’ım, beni Seni unutma, namazı terk etme ve sadece dünya lezzetleri için yaşama gibi hastalıklara yakalanmaktan muhafaza eyle. Hastalığımı dünya gafletinden tam manasıyla uyanmama vesile kıl.
  6. Ey hastalıkları daimi bir lezzet kaynağı kılan Mün’im! Geçici hastalıkların geçici elemleri içinde daimi lezzetleri derç ediyorsun. Gaflet içindeki lezzetlerin içinde ise daimi elemler gizli. Ruhumda daimi lezzetleri miras bırakan bir hastalıktan razıyım, şükrediyorum. Senelerce elemler çektirecek geçici gayrimeşru lezzetlerden de Sana sığınıyorum.
  7. Dünya bizi dışarı kovmadan hastalıklarla bizi dünya aşkından vazgeçiren Vedud! Farkındayım; hastalığı vermenle dünyanın devamsız, elemli ve günahlı gayrimeşru lezzetlerinden uzaklaştırıp manevi ibadet ve uhrevi sevap kazandıran hakiki lezzetleri bize yaşatıyorsun.
  8. Ey hastalığım ile sağlığımın lezzetini tazeleyen ve daha da artıran Rabbim! Hastalığım ile –monotonluk ve gafletim sebebiyle– lezzetini alamadığım nimetlerin yeniden lezzetini almamı ve şuuruna varmamı sağlıyorsun. Ayrıca “Her şey zıddıyla bilinir” düsturuyla hastalığım sağlığımdaki sayısız nimet mertebelerini çok daha iyi anlamamı sağlıyor. Fark ediyorum ki nasıl açlık olmazsa yemek lezzet vermez, susuzluk olmazsa su içmesi zevk vermez aynı şekilde hastalıklar olmazsa sağlığın zevk ve lezzetleri de yavaş yavaş kaybolmaya başlar.
  9. Ey hastalığımı günah kirlerini yıkayan bir sabun mahiyetinde kılan Kuddüs! Kalp, vicdan ve ruhuma bulaşmış ebedi hastalıklar olan günahlarıma mukabil hastalığım keffâretü’z-zünup olsun istiyorum. Senin ezeli vücudunu ve ahiretin ebedi varlığını bildiren imanım öyle bir ilaç hükmüne geçiyor ve öyle bir şifa, sevinç, lezzet veriyor ki cüz’i maddi hastalıklarımın elemi onun karşısında eriyor, uçuyor.
  10. Hastalıkları ölümün keşif kolları mahiyetinde gönderen Mümit! İman nuruyla baktığımda görüyorum ki hayat bir askerlik ise ölüm bir terhistir. Hayat bir sınav ise ölüm ebedi bir derece kazanmaktır. Hayat bir gurbet ise ölüm sevdiklerine kavuşmaktır. Hayat zindanda hapsoluş ise ölüm ise cennet bahçelerine bir davettir. Bu manada bir kısmı ölüme vesile olan ekseriyeti de ölümü hatırlatan hastalıkları rahmet kapısı kıldığın için ne kadar şükretsek, minnettar olsak yine de eksiktir.
  11. Sonsuz rahmet, şefkat ve hikmet sahibi Halık-ı Rahimim! Hastalığıma razıyım, Senin hikmet ve rahmetine teslim oluyorum. Hastalığımın gereksiz ve anlamsız bir merak ile kalbimde kökleşmesi ve manevi bir hastalığa yol açmasından ise endişeleniyorum. Hastalığımın faydalarını, sevaplarını ve çabuk geçeceğini düşünerek evham ve meraktan kendimi kurtarmak ve böylece kalbime yerleşmek isteyen hastalığımın manevi köklerini kesme azmini taşıyorum.
  12. Her türlü hastalığa yetecek sabretme gücünü veren Sabur! Bana ihsan ettiğin sabır gücü en dehşetli hastalıklara da kâfi geliyor. Yeter ki ben bu sabır gücümü geçmiş ve gelecek zamanlara dağıtmadan istimal edeyim. Geçmiş zamandaki hastalıklarımın sona ermiş olmasıyla hem sevabı hem de lezzetleri baki kaldı. Gelecek ise daha gelmedi; olmayan bir zamanda, olmayan bir hastalıktan, olmayan bir eleme sabır gücünü dağıtarak üç mertebe yokluğa varlık rengi vermem akıl kârı olmasa gerektir. Öyleyse bütün sabır gücümü şimdiki zamandaki hastalığıma yöneltmeliyim ve ihsan ettiğin sabrımın gölgesinde huzur bulmalıyım.
  13. Ey hastalığımı dua musluğunu açmak hükmüne getiren Mucib! Hastalığımdaki acz ve zaafımın diliyle dergahına yöneliyor, rahmetine iltica ediyor ve bu fıtri ahvalimle daimi dua ediyorum. Fıtratımı konuşturan bu dualarımı yaratılışımın hikmeti ve yüce katında itibar sebebi olan samimi dua ve niyazlar silsilesine dahil ederek katında makbul kılmanı niyaz ve ümit ediyorum. Ayrıca çok büyük bir iştiyakla istiyorum ki hastalığımla açılan bu bereketli dua musluğu sağlığıma kavuşmamla ne kapansın ne de eksilsin.
  14. Ey hastalıkla hayatıma denge getiren Adl-i Hakîm! Hastalığım beni en başta dünyevileşmekten kurtarıyor; kalbimde korku-ümit dengesini temin ederek dünya-ahiret dengesini muhafaza etmemin imkanını tanıyor. Her an gelebilecek bir ölüme beni duyarlı kılıyor. Gafletimi dağıtıyor, ölümü hatırlatıyor, ahireti düşündürüyor. Bazen oluyor ki hastalığın bu şuuru yirmi günde yirmi senede kazanılamayan bir neticeyi veriyor, elhamdülillah.
  15. En ziyade musibet, meşakkat ve hastalıkları başta peygamberler ve veliler olmak üzere insanların en kâmillerine ihsan eden Muhsin! Hastalığım vesilesiyle beni de bu nurani kafileye dahil eyle. Ben de onlar gibi hastalığıma bir ameliyat-ı cerrahiye, ibadet-i halise ve hediye-i Rahmaniye nazarıyla bakabileyim, sabır içinde şükredebileyim.
  16. Ey hastalığımla bencillik, yalnızlık, vahşet, merhametsizlik ve istiğna gibi manevi hastalıklardan beni kurtaran Rabbim! Hastalığım vesilesiyle hatırımı soran ve bana yardım eden mümin kardeşlerime hürmet ve uhuvvet hislerim ziyadeleşti. Benim gibi hasta insanlara karşı da şefkat ve merhamet hislerim tam manasıyla güçlendi. Bu vesileyle elimden geldiğince hastalara yardım etmeyi, dua etmeyi, hal ve hatırlarını sormayı tüm samimiyetimle yapabiliyorum, elhamdülillah.
  17. Hastalığı duanın makbuliyetine en önemli bir vesile kılan Rabbim! Dualarımızı hastalık sırrıyla hulusiyet kazanan, özellikle de zaaf, acz, tezellül ve ihtiyaçtan gelmesi nedeniyle kabule çok yakın olan dualardan eylemeni niyaz ediyorum. Farkındayım hastalık duanın vakti ancak şifa duanın neticesi değildir. Ben de şifayı fazlından verdiğinin şuuruyla Sana dua ediyorum. Yakinen iman ediyorum ki Sen menfaatimiz için en hayırlısı ne ise onu verirsin.
  18. Allah’ım beni nimet basamaklarında kendimden daha yukarıda olanlara bakıp şikayet eden değil daha aşağıdakileri görerek şükreden kullarından eyle. Beni yoklukta bırakmadın, ne taş ne de bitki yaptın, hayvan değil insan kıldın, iman ve İslamiyet nimetini verdin, çok zaman da sağlıklı olarak yaşamamı sağladın. Ben ise bu nimetlerine hakkıyla şükretmekten acizim. Layık olmadığım ya da yanlış tercihlerim sebebiyle kaybettiğim nimetler için Senin rahmet ve hikmetine itiraz etmeye hakkım olamaz. Küfran-ı nimet ve rububiyetini tenkit etmek gibi dehşetli bir manevi hastalıktan Senin rahmet ve merhametine sığınırım.
  19. Ey hastalıklar ile hayatımı durgunluk, monotonluk, işsizlik gibi yokluk ve hiçlik tonlarından uzaklaştıran Hayy-ı Kayyum! Hastalığım hayatımı saflaştırıyor, kuvvetleştiriyor, tazeliyor, kıymetinin yeniden anlaşılmasını sağlıyor. Rahat, konfor ve sıkıntıdan sefahati ve eğlenceyi netice vererek çabuk tüketilmek istenen bir hayatın aslında ne kadar kıymetli olduğunu hastalık hissettiriyor. Hayatım Esma-i Hüsna denilen Senin güzel isimlerinin sönük bir ayinesi. Güzelden gelen her şey güzeldir, güzelin aynası da güzelleşir. Bu manada hastalığım güzel isimlerinin nice güzel nakışlarını göstermesiyle hayatımı birçok yönüyle güzelleştiriyor, elhamdülillah.
  20. Her türlü derde dermanları yaratan Şafi-i hakiki! Hastalığım ile yeryüzünü devasa bir eczane/hastane mahiyetinde yaratıp nice derman ve ilaçları tüm canlılar için hazırladığını fark ediyorum. Hastalığıma uygun dermanı istimal etmeyi Şafi ismine hürmetle müracaat etmek manasında kabul ediyorum ve asıl şifayı doğrudan doğruya yalnız Senden bekliyorum. Çoğu hastalığımın suistimal, perhizsizlik, israf, hatalar, sefahat ve dikkatsizliklerimden kaynaklandığını yakinen anlıyorum. Hastalığım benim için çok önemli bir alarm oluyor ve kritik kusurlarımla yüzleşmeme vesile teşkil ediyor.
  21. Ey hastalığımı etrafımda çok gizli ve perdeli kalan dostlukların ortaya çıkmasına vesile kılan Rabbim! Rüzgâr gibi geçen bir hayatın meşakkatli hizmetlerinden paydos emrini aldım ve istirahat ediyorum. İltifatlarını kazanmaya çalıştığım sevdiklerim hastalığım vesilesiyle bana merhametkarane hizmet ettiklerinden ve hatırımı kırmamak için azami dikkat sergilediklerinden bir nevi efendilerime efendi oldum, şükürler olsun.
  22. Ey hastalığımı dünyevileşmenin manevi tehlikelerinden kurtulma, ebedi saadeti kazanma ve Allah’a vasıl olmayı temin eden iki esasın kaynağı kılan Rabbim! Bu esaslardan birincisi rabıta-i mevttir yani ölümle güçlü bir bağ kurarak yaşamaktır. Hastalığım dünyanın fani olduğunun ve benim de fani bir misafir olduğumun şuuruna vardırıyor. İkinci esas ise nefs-i emmarenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için çileler ve riyazetlerle terbiye olmaktır. Hastalığım bu manada nefs-i emmarenin rezil heveslerine ve nefsani iştahlarına kapılmaktan beni kurtaran bir riyazet hükmüne geçiyor.
  23. Hastalığım en katı kalpleri yumuşattığı gibi her şeye bedel olan Allah’ın şefkat ve merhametini de inşallah bana celbediyor. Kur’an’ın bütün surelerinin başında kendini Rahmanü’r-Rahim ismiyle takdim eden, her baharda yeryüzünü sayısız nimetleriyle dolduran ve ebedi bir Cenneti ihsan eden bir ezeli şefkat ve merhamete mazhariyet ne büyük bir iltifat ve şereftir.
  24. Ey hastalığımı en kârlı bir uhrevi ticaret vesilesi kılan Allah’ım! Şevk ve gayret ile bu ticaretin hakkını verebilmeyi bize nasip eyle. Hastalıkların kazandırdığı sevaplarla hasenat defterlerimizi nurlardır, bereketlendir.
  25. Ey imanı her derde deva ve hakiki lezzetli bir tiryak hükmüne getiren Allah’ım! Hakikî imanın kudsî ilâçlarını ve nurlarını tevbe ve istiğfar, dua ve niyaz, namaz ve ubudiyetle istimal etmeyi bize nasip eyle. İman ilacının tesirini kıran gaflet, sefahet, hevesât-ı nefsâniye ve lehviyât-ı gayrimeşruadan bizi muhafaza eyle. Gafleti kaldıran, iştihayı kesen ve gayrimeşru keyiflere girmeye mani olan hastalıktan tam manasıyla istifade etmemizi bize nasip eyle Allah’ım.
    Âmin, elfü elfi âmin.
Mustafa Said İşeri
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.