İsm-i Adl üzerine

Adalet hemen her siyasi rejimin kutsallaştırdığı ve halkına vaad ettiği bir kavramdır. Hiçbir siyasi rejim halkına adaletsiz bir dünya vaat etmez. Tam aksine varlık nedenini ve mücadelesini adaletsiz bir dünya ile mücadele üzerine kurgular ve bu şekilde sempati toplar. Ancak adaletin yalnızca siyasi ve yargısal faaliyetlere özgülenmesi içini boşaltan bir yorum olacaktır. Adaletin siyasi, ekonomik, diplomatik, hukuki ve psikolojik onlarca belki de yüzlerce boyutu bulunmaktadır. Kişisel hayatımızdan tutun dünyanın en karmaşık ilişkiler anına kadar hemen her alanda adalet varlığını hissettirir. Daha doğru bir ifadeyle insanı kainatın gözlemcisi ve seyyahı olarak düşünürsek şuurumuz açık olduğu müddetçe adaletli olmak veya adaleti gözlemlemek fırsatımız vardır. Yeme içmemizden tutun savunduğumuz fikirlere, konuşmamıza, oy tercihimize ve hayatımıza dahil ettiğimiz insanlara karşı geliştirdiğimiz davranışlara kadar her alanda “Adl” ismi bizden bağımsız şekilde tecelli ettiği gibi bizim bu ismin gereğine uyup uymadığımız da denetlenmektedir.

Otuzuncu Lem’anın İkinci Nüktesinde İsm-i Azam arasında sayılan “Adl” ismi “Her şeyi biz belirli bir miktar ile indiririz. Hicr 15/21″ ayet-i kerimesiyle anlatılmaya başlanır. İsm-i Azam’ın altı nurundan birisi olan “Adl” ismini anlayabilmemiz için öncelikle “ölçü”, “mizan” kavramları nazara verilir.

Tüm kainatın tek bir Zat tarafından yaratılıp idare edildiği gerçeğine değinilerek böyle olmasaydı, tüm sebepler (esbap) muhit ve muhteşem bir irade ile yönetilmemiş olsaydı sebepler tüm kainatı istila ederdi denilir. Örneğin ölçü olmasaydı milyonlarca yumurtlayan balıkların tüm kainatı istila edeceği ve kainatta belki de milyarlarca yıldır esrarengiz bir şekilde hükmünü icra eden mizan ve dengenin yerle bir olacağı belirtilir. Dünyanın yörüngesi de böylesi muhteşem bir ölçü ve muvazene üzerine kuruludur. Bu ilahi muvazene sayesinde yok olmaktan kurtuluruz ve yeryüzünde yaşarız. Deniz, kara ve havada bulunan maddeler, mineraller, gazlar ve cehalet itibariyle ismini sayamadığımız diğer esbabın belirli bir ölçüde ve nitelikte yaratılmış olması sebebiyle hayatımız devam eder. Toprak çekirdeği filizlendirebilecek ölçüde yaratılmıştır. Tarım bu şekilde devam eder. Hava bizi öldürmeyecek ve zehirlemeyecek surette yaratılmıştır. Her an ihtiyacımız olan havadaki bu ölçü yüz milyonlarca yıldır bozulmamaktadır. Kalitesini bozan insanoğlunun kiri, haddini bilmezliği ve aç gözlülüğüdür.

Takdir-i ilahi ve kader ile birlikte kainatın mizanı korunur, tüm kainat mükemmel işleyen bir kol saati kolaylığında idare edilir. O kadar mükemmel bir şekilde idare edilir ki gözle görülmez, varlığı ile yokluğu arasında tereddüt bile oluşur. Cezbe haline giren mutasavvıfa kainatın vücudunu görmezlikten gelir (vahdetü’ş şühud nisyanına atar), hatta vahdetü’l vücud anlayışını kabul edenlere inkar dahi ettirir. Ancak Kur’an-ı Kerim bize bu muvazeneyi tarif eder ve uyarır:

Hiçbir şey yoktur ki hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Her şeyi Biz belirli bir miktar ile indiririz. Hicr 15/21.

İçinde yaşadığımız kainat İlahi bir muvazene üzerine kurulmuştur. Tesadüfe yer yoktur. Çünkü mükemmel bir adalet tecelli etmektedir.

İsm-i Azam’ın altı nurundan birisi olan Adl ismini anlayabilmemiz için Yüce Yaratıcı Rahman Suresinde de “mizan” kavramına dikkat etmemizi istemiştir. Adeta tevhide ulaşmanın anahtarlarından birisi kainatta cereyan eden mizandır.

Göğü yükseltip aleme nizam ve ölçü verdi. Ta ki adaletten ve dinin emirlerinden ayrılarak ölçüde sınır aşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve tartıyı eksik tutmayın ki, ahiretteki mizanınızı ziyana düşürmeyinRahman 55/7-9.

Dinin emirlerine de bu gözle bakmamız gerekmektedir. İsm-i Adl bunu öğretmektedir. Her bireyin ibadeti, algısı, imani derinliği birbirinden farklıdır. Ancak ayakta kalabilmesi, muvazene ve ölçüsünü yitirmemesinin tek yolu Rahman Suresinde zikredilen adalete uymasıyla mümkündür. Adalet ölçüdür, mizandır ve neticesi Kudret-i İlahiye’ye iman etmektir. Adalet yalnızca kainatta yaratılanların mükemmel bir ölçü ile yaratılması ve bu mükemmelliğin kesintisiz bir şekilde devam etmesi değildir.

Adalet insanın şahsi dünyasını tanzim etmesi, diğer insanlarla olan ilişkilerinde kaos çıkmaması için de beşeri sorumluluk yükleyen bir kavramdır. İsm-i Adl’in gereğidir.

İnsanoğluna mükemmel işleyen bir dünya nasip eden Yüce Yaratıcı bu güzelliğin, temizliğin, mükemmelliğin ve muvazenenin devam etmesi için adaletli davranmayı, yani Yaratıcı tarafından takdir ve emr olunan ölçüye riayet etmesini emretmiştir.

“Mükemmel insan nasıl olur?” sorusunu ölmemiş vicdanlarımıza sorduğumuzda alacağımız yanıt hiç şüphesiz “her şart altında adil davranabilen” olacaktır. Bu yalnızca “sen haklısın”, “sen haksızsın” şeklinde beşeri bir olaya özgülenmemelidir.

Boş konuşarak beynine adil davranmayan ve kalbini yoran, aşırı yiyerek organlarına zulmeden, haram yiyerek ilahi emirleri çiğneyen ve toplumsal yaraların artmasına sebep olan, olayları gerçeğinden saptırarak abartan, iktidar hırsı için her yolu mübah gören ve başka canlıların yaşam hakkını hiçe sayan insan kendisine emredilen adalete ve Adl ismine karşı gelerek büyük zulüm işlemektedir.

Emredilen ibadetleri terk eden insan kalbini, duygularını çürümeye mahkum etmekte ve tıpkı yörüngeden sapan serseri bir göktaşı gibi nereye gideceği belirsiz bir hal almaktadır.

Şükür ve ibadet kainattaki muvazeneye karşı mukabelede bulunmaktır. Kendisine bir ölçü ve denge unsuru olarak emredilen ibadetlere sırtını dönen insanı bekleyen tehlike hırs ve helal-haram dengesini yitirmektir. Çağın hastalığı olarak nitelendirilen mutsuzluk ve buna bağlı depresyonların sebeplerinden birisi hayata bakış açısında ölçü ve dengenin yitirilmesidir. Sürekli istemek veya hiç istememek muvazenenin kaybolduğunun işaretidir.

Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helal demeyip rast geleni yemektir. Mektubat, s. 350.

Latest posts by Selim Erdem (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım