Karşılıksız sevgiye sahip misin?

Çocukları, ağaçları kabul ettiğiniz gibi kabul edin -şükran hisleriyle, çünkü onlar bize nimettirler- fakat onlardan beklentileriniz ve onlar üzerinde arzularınız olmasın. Ağaçların değişmesini beklemezsiniz, siz onları oldukları gibi seversiniz.

                                                                                                                     Isabel Allende

Kadınlar onu eşlerinden hasretle ve arzuyla beklerler. Babalar, çocuklarından onu talep ederler. Arkadaşlar bozulmuş dostluklarını düzeltmesi için onu çağırırlar. Karşılıksız sevgiyi kim istemez ki?

Karşılıksız sevgi nedir? Ortaya çıkabilecek her türlü problem, yaralanma, çatışma veya soruna rağmen devam eden sevgidir. Karşılığında hiçbir şey istemeyen ve ne sebeple olursa olsun bitmeyen sevgidir.

Karşılıksız sevgi gerçek midir? Elde edilebilir mi? Başarılı bir evliliğin temeli midir? Fıtri bir insan ihtiyacı mıdır?

Ya da karşılıksız sevgi sadece efsanevi bir mit midir?

Karşılıksız sevgi insan fıtratına neredeyse biyolojik olarak yerleştirilmiş bir ihtiyaç gibidir. Onun hasretiyle yanarız, fakat sanki onu hiçbir zaman bulamayız. Karşılıksız sevgi doğru insanı bulmak veya doğru şeyi yapmak meselesi midir? Onu sadece duygusal olarak olgun insanlar mı sağlayabilir? Güçlü bir ilişkinin veya evliliğin gereği midir?

İnan veya inanma, bütün bu soruların cevapları var ve açıkçası cevaplar çok basit ve kolay…

Fakat önce çok ilginç bir araştırmaya göz atalım.

2009’da Beauregard isimli bir sinirbilimcisi, romantik sevgiyle ve karşılıksız sevgiyle aktive olan beyin bölgelerini karşılaştırmak için MRI kullanarak bu bölgeleri saptadı. Beauregard karşılıksız sevginin yedi ayrı alanı kapsadığını; ve romantik ve cinsel sevgiden ayrı olduğunu buldu. Beauregard araştırmanın ardından karşılıksız sevginin aslında ayrı ve benzersiz bir duygu olduğu  ve romantik sevgiden farklı olduğu sonucuna vardı.

Beauregard’ın çalışması her yerde eş terapistleri tarafından bilinen bir gerçeğe nörolojik kanıt sağlıyor: Karşılıksız sevginin bir evlilikte yeri yoktur.

Karşılıksız sevgiyi neden eşimizden bekleyemeyiz ki? İki sebebi var. Birincisi, çünkü bu çoğu insan için imkansızdır. Ve ikincisi, çünkü bir insan bunu eşi için başarabilse bile, bu durum iki taraf için ve ilişkinin kendisi için sağlıksız bir durum teşkil edecektir.

Eşi seri bir hileci olmasına ve ona tekrar tekrar zarar vermesine rağmen, onu sevmeye devam eden bir adam hayal edin. Ne tür bir teşvik bu kadını kocasına zarar vermekten alıkoyar? Aslına bakılırsa hiçbir şey… Düzgün bir şekilde işlemeyen ve acı veren bu ilişki kontrolsüz olarak sonsuza dek devam eder. Çünkü adamın neyi kabul edeceğiyle alakalı hiçbir alt sınırı yok: Tolere edeceklerinin bir limiti yok ve bunu eşi biliyor.

Romantik ilişkiler ve evliliklere baktığımızda hepimiz aldığımız sevgiyi kazanmak zorundayız. Kazanılmamış sevgi (ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisi hariç) gerçek değildir, güçlü değildir ve esnek değildir. Karşılıklı sevgi anlamlıdır, çünkü bu sevgi iki eş tarafından kazanılır, değer verilir ve korunur.

Eğer ilişkinde hiçbir alt sınırın yoksa, ne yazık ki büyük ihtimalle kendini en alt sınırda bulacaksın. Kabul etmeye gönüllü olduğun her şeyle karşılaşacaksın.

O zaman karşılıksız sevgi nereye ait?

Aslında karşılıksız sevgi sadece bir tür ilişki için geçerlidir ve sadece tek yönlü işler.

Ve bu yön anne-babadan çocuklaradır; diğer yönden değil. Karşılıksız sevmek anne-babaların işidir. Fakat anne-babalar çocuklarının sevgisini kendileri kazanmak zorundadır ve bu sevgiyi hak etmeleri gerekir. Bu ebeveynliğe bu dünyadaki hiçbir ilişkide eşi benzeri bulunmayan kendinden vazgeçme duygusunu gerektiren şeydir.

Karşılıksız sevgiye olan ihtiyacımız fıtratımıza çok temel bir şekilde döşenmiştir, fakat biz karşılıksız sevgiyi sadece bir yerden elde edebiliriz: Anne-babamızdan. Maalesef eğer çocukluğumuzda ebeveynlerimiz tarafından karşılıksız olarak sevildiğimizi hissetmezsek, belli bir şekilde ve belli düzeyde kendimizi yalnız hissederek büyürüz. Ve başka bir şekilde veya başka bir seviyede kendimizi mahrum bırakılmış hissederiz.

Ebeveynleri tarafından karşılıksız olarak sevildiğini hissetmeden büyüyen insanlar, çocukluk duygusal ihmali ile büyürler. Yalnız ve mahrum hissetmenin yanında, eğer bir ebeveynin sevgisi yüksek derecede karşılıklı ise çocuk; depresyon, kaygı bozukluğu veya kişilik bozukluğu ile büyür.

Karşılıksız sevgiyle büyümeyenlerin çoğu -bunda kendilerinin hiçbir suçu yoktur- kayıp olan sevgilerini yanlış yerlerden bulmak için devamlı uğraşırlar: Erkek arkadaşlarından, kız arkadaşlarından veya eşlerinden. Çocukluklarında elde edemedikleri bu özel şeyi yıllarca arayan birçok insan gördüm. Ne yazık ki bu insanlar bu özel sevgiyi yanlış insanlardan, yanlış yollarla, bu sevgiyi kendi kendilerine elde edebileceklerini ve etmeleri gerektiğinin farkında olmadan arıyorlar.

Karşılıksız sevgi – İzlemek için yönergeler

  • Çocuklarını her ne olursa olsun sev.
  • Çocuklarının haricinde, sevgini aşırı serbest şekilde vermekte dikkatli ol.
  • Kazanılmış romantik sevginin en güçlü sevgi türü olduğunu unutma. İlişkilerinde kendine bir alt sınır belirle.
  • Seni sevecek kadar güvenenler için değerli olduğunu bil.
  • Sevgi, çok narin ve değerlidir. Ona dikkatli davran ve onu koru.
  • Anne-babanı sevmek için üzerinde her ne sebeple olursa olsun baskı hissetme. Doğru, onlar senin yaşamında, herkesten daha fazla hoşgörü ve saygıyı hak ediyorlar. Fakat yaptıkları her şeye rağmen onları sevmek senin görevin değil, onların görevi.
  • Eğer ebeveynlerinden karşılıksız sevgi alamıyorsan veya almadıysan daha çok geç olmadığını bil. Bu sevgiyi sen kendin için şimdi, yetişkinlikte sağlayabilirsin. Nasıl olduğunu öğrenmek istiyorsan, EmotionalNeglect.com sitesini ziyaret et ve Running on Empty: Overcome Your Childhood Emotional Neglect (Boşlukta Koşmak: Çocukluk Duygusal İhmalinin Üstesinden Gel) kitabını oku.

Bu yazı Jonice Webb tarafından yazılmıştır ve www.psychcentral.com adresinden alınmıştır.

Çeviren: Aziz Muhammed AKKAYA

Aziz Muhammed Akkaya

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım