Kim mutaassıp?

Muhalif olmak zordur, zor olduğu kadar zevklidir de. Haksız olan tarafa karşı hakkı savunduğunu düşünen kişi “hakikatin sarsılmaz bekçiliğini” üstlenmiştir ve bu kahramanlığı ona ruhî bir lezzet vermektedir. Kimi muhalifler için de çoğunluğun dalalette olduğu düşüncesi, muhalife kendisinin ve kendisi gibi düşünenlerin yegane doğru olduğunu fısıldamakta, enaniyet sahrasında at koşturmaya davet etmektedir. Bu fikriyat zamanla muhalifte kendini özel hissetme temayülü oluşturacak, muhalif olarak ortaya attığı fikir hakikate zarar da verse fikrinden vazgeçemeyecektir.

Çoğunluğun baskısı muarızları kimi zorluklarla da yüzleştirmiyor değildir. Genelde derdini anlatamaz, aslında çoğu zaman kimse derdini dinlemez. Nitekim muarız olduğu taraftakiler taassub batağına saplanmış, misk-u anber diye yüzüne gözüne sürüyordur. Aslında muhalifin damarlarında muarızlık dozunu arttıran da muhalif olduğu taraftan gelen taassubane saldırılardır. Yani bu taassub grip gibi kime denk gelse ona bulaşır. Genelde mutaassıba karşı muhalif olan kendi fikrini dayatmaya çalıştıkça kendisi de mutaassıb olur. Çünkü muhalifliğin özünde inat vardır. Mutassıb olan tarafa karşı olan inat, galebe etme hırsıyla birlikte taassuba dönüşür. Kısaca mutaassıba galebe etmek isteyen mutaassıb olur. Nitekim ikna mekanizması ortadan kalkmış, ilzam etme mekanizması devreye girmiştir. Medenilere galebe ikna iledir. Ama mutaassıb medeni değildir. Ayrıca taassub insani bir davranış değildir, çünkü mutassıb hürriyetçi değildir. Yekdiğerinin cüz-i ihtiyarisine saygı duymaz, ona ilmi istibdat uygulamak ister. Muhalif sonuna kadar haklı veya sonuna kadar haksız olsun bu tehlikeler mütemadiyen kapıda beklemektedir.

Hayalen bir muhalifi izlesek haklı olarak çıktığı yolda necis pislikleri azık zannettiğini elbette görebiliriz. Muhalefet sarhoşluğu muvakkaten (geçici olarak) hissettirmez. Herhangi bir kimse için doğru yerden başlamak zirvede bitirmenin garantisi değildir. İnsanda hatasını itiraf edememek zaafı, hatanın perçinlenmesine yol açar. Bence muhalifliğin en zararlı yanı da budur. Misal mi istersin?

Mesela: Muhteris (ihtiras sahibi) bir intikam veya muntakim (intikam alan) bir hilaf ile bir kere demiş: “İslam mağlup olacak, kalbi parçalanacak.” Sırf o murai (iki yüzlü) ruhtan gelen yalancı fikirden çıkan meş’um sözünü doğru göstermek için İslamın mağlubiyetini, İslamın perişaniyetini arzu eder, alkışlar. Hasmın darbesinden mütelezziz olur. İşte şu alkışı ve gaddar telezzüzüdür ki mecruh İslamı müşkil mevkide bırakmış. (Sünûhat, s. 69)

Şimdi, ey benimle beraber düşünen arkadaş! Sence muhteris bir intikam veya muntakim bir hilaf hasma karşı mıdır, yoksa İslama mı? Elbette hasmadır ki, hasma olan kin ve garaz enaniyetin boyasıyla ve hatasını kabul etmeme fırçasıyla, yerini İslama garaza bırakmış. O zaman dikkat edelim. Zalimane intikam-ı şahsi ile hareket etmeyelim ki şeytan kendi arzusuna bizim suretimizi giydirmesin. Lakin şu da var ki: Hasım suretine girmiş dostuna, zalimane intikam-ı şahsi ile hareket ediyor yaftasını yapıştıranlar uhuvvetin ciğerine hançerini saplamıştır. Nitekim “Birisinin sıfatından darılsa, mecma-ı evsaf-ı masume olan şahsına, hatta ehibbasına (dostlarına), hatta meslekdaşına zulmünü teşmil eder. ‘Hiçbir günahkar başkasının zulmünü yüklenmez (En’am 6/164)’e karşı temerrüd (inat, direnme) eder. (Sünûhat, s. 69)” Dostuyla aynı safta duran bir mutaassıbın hareketini dostuna teşmil eder, dostunun haklı eleştirisine zalimane intikam-ı şahsi nazarıyla bakar, ihtilafı körükler.

Velhasıl-ı kelam, muhalif olmak uçurumun kenarında gezmek, mutaassıb olmak ise uçurumun kendisi olmak demektir.

Enes Ergöktaş
Enes Ergöktaş

Latest posts by Enes Ergöktaş (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım