Manavda diploma arayanlara

Manavda diploma arayanlara

Çocukluk yılları (eğer ki aileniz çok otoriter değilse) kişi için en harika yıllardır. Sorumluluğun çok az olduğu, bir hata yapsanız da cezasının en kötü ihtimal bir-iki tokat olduğu yıllar… Üzerinizde fazla bir sorumluluk olmasa da daha o yıllarda çevrenin etkisiyle ailenin beklentileri yavaş yavaş oluşmaya başlar. “Büyüyünce ne olacak bakalım teyzesinin/amcasının bir tanesi?” diye sorular duyarsınız. Bazen bu soruya ilk atlayan anne-baba olur. “Doktor olacak!”, “Hayır mühendis olacak!”, “Vali olsun canım…” şeklinde sürer tartışmalar. Ortak nokta herkesin hayalinde kurbanın (evladın) üniversite okuması vardır.

Dünyanın neresine giderseniz gidin ülke nüfusunun çoğunluğunu düşük gelirli bireyler oluşturur. Bu bireyler çoğunlukla mutsuz olan fakir insanlardır. Kendileri için artık hayatın bu basamağından daha ilerisinin olmadığını düşünürler. İçinde bulundukları durumdan kurtulamayacakları, yani bir basamak yukarı çıkamayacakları için “en azından evlatlarımız bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmesinler” derler. Herkes evladı için iyi bir geliri olan, saygınlığı olan, fazla yorucu olmayan bir iş hayal eder. Böyle bir iş için de günümüzde tek yolun üniversite olduğu düşünülüyor.

Üniversiteye neden gidilir? Anne babası üniversite okusun diye baskı yapılan genç sana soruyorum. Şu anda üniversitede bulunan gençler sizlere soruyorum. Eline mesleğini almış veya boş gezenin boş kalfası mezunlar size soruyorum. Niye üniversite okuyacaksınız/okuyorsunuz/okudunuz?

“Dünyanın En İyi Beş Yüz Üniversitesi”ne bir üniversitenin zor girdiği Türkiye’de bu sorunun cevabına kaç kişi ilim irfan sahibi olmak için der. “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” diyen Hazreti Muhammed’in (ASM) izinden giden kaç kişi ilim için uzak, ıssız, eski üniversiteler tercih eder?

Üniversite kayıt dönemi başlayınca reklam panolarının neredeyse tamamını üniversite reklamları kaplıyor. Özellikle vakıf üniversitelerinin reklamları ve sokaklara kurulan tanıtım çadırlarını görmemek imkânsız. Tenkidim, reklam yapılması değil; reklamın içeriği. Reklamların yarıdan fazlası kaç kişiye, ne kadar burs verdikleri ile ilgili. Koskoca irfan yuvaları, sokakta ucuza domates satmaya çalışan manavlara dönmüş adeta. “Geeeel vatandaş en ucuz diploma bizde.”

Prof. Dr. İsmet Barutcugil, Bilgi Yönetimi kitabında (Kariyer Yayıncılık, 2002) bilginin fiyatı ve değeri hakkında şunları söylüyor:

Bilgi; yaşam kalitesini yükselttiği, işleri ve ilişkileri geliştirdiği, sorunları çözdüğü, verimi, huzuru, güveni ve morali artırdığı ölçüde değeri yükselen bir varlıktır. Böylesine değerli bir varlığı; bedava almak isteyenler ya da seri sonu mağazasındaki defolu malı ucuza kapatmak istercesine davrananlara sunmamak gerekir. Çünkü bu kişiler elde ettikleri bilginin değerini bilmeyecekler ve o bilgiyi üreten, geliştiren kişiyi de küçümseyeceklerdir.

Kur’an-ı Kerim’in Zümer suresinde Allah’ı bilip bilmemenin anlatıldığı ayetlerde “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?” ifadesi yer alıyor. Hiç şüphesiz bizler bilenlerden olmalıyız. Önce Allah’ı bilenlerden, O’nun sıfatlarını, O’nun eserleri bilenlerden olmalıyız. O’nun dünyamıza nakşettiği bilgiler, ilimler kanunlar artık ne derseniz deyin hiç biri boş değil, lüzumsuz değil. Hepsi öğrenilmeyi bekliyor. Üniversite tercihi yaparken de Allah rızasını ön planda tutmak gerekiyor. Neden üniversite okumalıyız, nasıl bir üniversite tercih etmeliyiz, nasıl bir diplomaya sahip olmalıyız, sorularına bana göre Bediüzzaman Hazretleri, Arabî Hutbe-i Şâmiye eserinin tercümesinde şöyle cevap veriyor:

Haydi, çalış, bu mu’cizatın numunelerini göster. Süleyman Aleyhisselâm gibi iki aylık yolu bir günde git. İsa Aleyhisselam gibi en dehşetli hastalığın tedavisine çalış. Hazret-i Musa’nın asâsı gibi taştan ab-ı hayatı çıkar, beşeri susuzluktan kurtar. İbrahim Aleyhisselâm gibi ateş seni yakmayacak maddeleri bul, giy. Bazı enbiyalar gibi şark ve garpta en uzak sesleri işit, suretleri gör. Davud Aleyhisselam gibi demiri hamur gibi yumuşat, beşerin bütün san’atına medar olmak için demiri balmumu gibi yap. Yusuf Aleyhisselam ve Nuh Aleyhisselamın birer mu’cizesi olan saat ve gemiden nasıl çok istifade ediyorsunuz. Öyle de, sair enbiyanın size ders verdiği mu’cizelerden dahi o saat ve sefine gibi istifade ediniz, taklitlerini yapınız.

Latest posts by Tevfik Ertem (see all)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.