Nedir bu çığlık? Bekle ve dinle!

Ölüm, üzerinde düşünülmesi gereken ve gelmeden önce hazırlanılması icab eden yegane bir hakikat. Sayfalar dolusu kitaplar ve saatler dolusu fikri müzakereler ve tefekkürler yazılmış, yapılmış, edilmiş ki okuduğunuz satırlar da onlardan ibaret. Öyle çok etkilesin diye ya da bu satırları okuduğunuzda hayatınız değişsin diye değil, sadece ölümü hatırlamak ve yine sadece ölümü hatırlatmak istiyorum bir defa daha.

Ölüm tekrarı olmayan bir vakıa. Belki de riya karışmayan yegane eylemimiz. Başlı başına İslamiyeti hatırlatan şeair diyemesek de belki de Allah’ı hatırlatan bir işaret.

Evet ırmağın yüzündeki kabarcıkların parlayıp gitmesinden sonra arkadan gelenlerin gidenler gibi parlamaları, daimi bir şemsin şualarının ayineleri olduklarını gösterdikleri gibi… Sözler, s. 925.

Evet, ölüm aynı zamanda aynaların özelliklerini kaybetmesidir. Varlığına şehadet ettiğimiz alemde gidenlerin yerine yeni ve parlak aynaların alması, firak ve gitmek hakikatini bir nebze bize unuttursa da dikkatli nazarlara ölüm kendini tefekkür pencerelerinde hep hatırlatmakta. Ölüm, uzun bir yolculuğa çıkan beşerin uğradığı istasyonlardan birisidir aynı zamanda.

Nutfeden alâkaya, alâkadan mudgaya, mudgadan tâ hilkat-i insaniyeye kadar olan neş’etinizi görüyorsunuz… Sözler, s. 171.

Yaratılışını ve hayatın hediye edilişini her insan görse de, ölümün de bir nimet olduğunu ve yaratılmış olması dolayısıyla endişe edilmeyeceğini ve bu hakikatin de diğer hakikatler ile birlikte insanoğluna armağan edildiğini bir türlü kabullenemiyoruz veyahut kabullenmemizi engelleyecek saikler ziyadesiyle…

Doğru ya, daha kazanacak çok paramız ve bakacak çok manzaramız ve duyacak ve söyleyecek çok sözümüz vardı!

İhtimaller ailesinden seçilen bizlerin, muhatap alınmamız yetmiyormuşcasına ölüm gibi bir nimeti ne kendimize ne de başkasına yakıştırabiliyoruz.

Acib!

Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır… Mektubat, s. 322.

Ölüm aslında bir nokta değil, şu beşer kitabında bir virgül mahiyetinde. Yok olmanın ve hiçliğe mahkum olmanın ilm-i ezelide geçer akçe olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bir defa daha; ölüm, üzerinde düşünülmesi gereken çok önemli bir hakikat. Kendi hayat serüvenini yazan ve başkalarının hayatlarından kesitler sunan beşer ölüm denilen virgüllere her geldiğinde mutlaka duraksamalı. Belki de insanlığın büyük bir kısmının cevaplayamadığı…

Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” suallerine… Sözler, s. 321.

İkna edici ve kabul edilebilir cevaplar aramalıdır.

Latest posts by Ersin Acar (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaşım