Nerede o yeni bayramlar?

İnsanın şahsi bir hafızası olduğu gibi her bir toplumun ve topluluğun da onları birleştiren ve onlara birlik hissi veren kolektif hafızaları vardır. Toplumsal hafıza belli bir grup insanın yaşadığı savaşlar, travmatik olaylar, deneyimledikleri sevinçler ve inkılaplar gibi ortak yaşanmış olaylardan meydana gelir. Anıtlar, heykeller, anma günleri toplumsal hafızanın tazelendiği zamanlar ve yerlerdir.

Toplumsal hafızanın tazelendiği zamanlardan biri de bayramlardır. Bir toplumdaki insanlar yaşadıkları dönüşümleri, değişimleri, belli bir düşünce sisteminin temellerini tekrar hatırlamak ve gelecek nesillere aktarabilmek için bayramlar yaparlar. Ülkemizde de bizler çeşitli bayramlar kutlarız ve ülkemizde kutladığımız bayramları genel olarak ikiye ayırabiliriz; dini bayramlar ve milli-resmihaşiye bayramlar.

Ülkemizde kutladığımız bayramlarda gördüğüm temel problemlerden biri şudur ki: Bu bayramlar ülkedeki insanları birleştirme fonksiyonunu gerçekleştirememekte. Dine mesafeli kesim dini bayramları çok da gönüllü kutlamazlar ve bunları kültürel toplanmalar olarak görmeye çalışırlar. Dine mesafeli kesim arasında dini bayramlara hoşgörüsüz olanları ve bu bayramları yok sayanları da düşünecek olursak, ilk bahsettiğimiz kesimin dini bayramları kültürel bir aktivite olarak görebilmeleri bile önemli bir durumdur aslında. Muhafazakar kesim ise belli bir dönemde devletten görmüş olduğu zulümden dolayı ve devleti, geldiği gelenekten kendisini ayırmaya çalışan bir araç olarak hissettiğinden milli-resmi bayramları coşkuyla kutlamazlar.

Bunun birçok sebebi olsa gerektir. Ama benim aklıma gelen muhtemel bir sebep şu ki: Ülkemizde bu tip bayramlar temel olarak bütün ülkeyi birleştirmek için değil de, bu bayramları kutlamaya sebep olan ideolojilerin kendini tanımlamak için bir araç olarak kullanmasındandır. Bu bayramları kutlamaya vesile olan olaylardan hangi kesim daha fazla kazançlı çıktıysa, onlar bu bayramları kendilerini tanımlamak ve bu ülkeyi veya toprakları kendisinin kılmak için kullanır.

Geçtiğimiz Cumartesi Cumhuriyet Bayramı olması vesilesiyle örnek olarak onu ele alalım. Kemalist kesim bu bayramı sahiplenmek ve Mustafa Kemal’e mal edebilmek için onun söylediği sözlerle bu bayramı kutlarlar. Ancak özellikle Kemalist rejimden zarar gören kesimler ise cumhuriyeti takdir etse ve bundan mutlu olsa bile bu bayramı kutlamaktan içtinap eder. İşin daha acıklısı Kemalist kesim cumhuriyeti sahiplenme duyusuyla bu günü domine etmeye çalışır.

Bundan dolayı kimseyi suçlayacak değilim. İnsanlar geçmiş yaşanmışlıkların refleksiyle bu şekilde davranırlar. Ancak Kemalizm ve Mustafa Kemal artık bu ülkenin yönlendiricisi olmamalı. Kişiler ve ideolojiler üzerinden değil de değerler ve insanların ihtiyaçları üzerinden olayları ele almamız gerekir. Neden Cumhuriyet Bayramı okulda kutlanırken Mustafa Kemal’i de sevmek ve onun resminin bulunduğu bir bayrağı kabullenmek zorunda olsun ki bir çocuk. O çocuğa Mustafa Kemal sevgisi aşılamanın gerekçesi çok açık değildir. Onun yerine cumhuriyetin değeri ve önemi üzerinden, çocuklar ve diğer insanlar bu bayramı ele alsa ve herkes kendi şekliyle de olsa bu bayramı coşkuyla kutlasa toplumsal bütünlüğe vesile olmaz mı?

Bunları derken kast ettiğim “Kemalistler bunu kendi istedikleri gibi kutlamasınlar, bu bayramı kutlarken Mustafa Kemal’i anmasınlar” anlamında değildir. Bu da onların bu ülkede olma şeklidir ve istedikleri şekilde bu bayramı kutlamalılar. Ama insanlar Cumhuriyet Bayramı’nı tektipleştirilmiş şekilde kutlamak zorunda bırakılmamalı.

Sonuç olarak diyebilirim ki insanların muhakkak kendi ideolojileri ve fikirleri olacaktır ve olmalı da; ve dahi bunları özgürce yaşamaya fırsatları da olmalı. Ama toplumsal bütünlüğü sağlamak istiyorsak, ideolojiler ve kişiler üzerinden gitmemiz pek akıl karı değildir. Bunun yerine herkesin takdir edeceği ve sahiplenebileceği değerler üzerinden bayramlarımızı ve toplumsal hafızalarımızı tazelemelidir. Böylece toplumsal olarak daha bütünsel ve birlik içinde olma yoluna girilebilir.

Haşiye: Genel olarak ülkemizde bayramlar dini ve milli olarak ikiye ayrılmaktadır. Benim burada milli bayramlar kavramının yanına resmi kelimesini koymuş olmamın sebebi şu ki Türkiye devleti bazı bayramları kutlamayı halkına zorunlu kılmıştır. Bu bayramlar resmi ideolojinin halka ulaştırılması ve kabul ettirilmesi için bir araç olarak kullanılmıştır. Ben bu ayrımda hususi olarak devletin zorladığı bayramları belirtmek istediğimden bu kelimeyi ekledim. Yoksa Hıdırellez gibi milli olan fakat devlet tarafından dayatılmamış bayramlar da mevcuttur.

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.