“Onlar” olmak hevesinde olanlara…

Kodları ile oynanmış bir asrın, insan ismi ile yad edilen mahlûklarıyız. Kurun-u ulada ak denilen, şimdi kara diye iddia edilebiliyor ve bir hayli taraftar topluyor. Bu çarpık ve şaşırtıcı ve tahayyürde bırakan hal ile birlikte alem çarşısında sergilere dizilmiş, mallar hiç de insan olan insana hitap etmiyor; bilakis tiksindiriyor. Hürriyet perdesi altında sefahet ve rezaleti ki “Belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır. Nefs-i emmâreye esir olmaktır. Eski Said Dönemi Eserleri, s. 463.

İntihab etmiş olanlara layık olanlar, her nasılsa abd olana da bulaşıyor ve mülevves ediyor. Her taraftan günahların hücum ettiği bir hengâmede iman hakikatlerini meslek ittihaz etmişler nasıl muhafaza olacak, diye insan hakikaten sormadan edemiyor.

Risale-i Nur’un hakiki ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla her bir hâlis, hakiki şakirt bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara binler dille mukabele eder. Bazı melâikenin kırk bin dille zikrettikleri gibi hâlis, hakiki, müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur.
Kastamonu Lahikası, s. 123.

Teskin edici ve yol gösterici sabık ifadeleri okuyunca rahatlıyor ve diyor ki;

İhlas, sadakat ve takvaya çalışmanın neticesinde böyle bir muhafaza şemsiyesinde ancak, yağan günahlara mukabele edilip galip gelinebilir.

Herhalde enaniyet ve gururun pazarlandığı asr-ı hazır çarşılarda bir başka tehlike de her türlü mesleği dönüştürüp ve başkalaştırma potansiyeline sahip dünya cereyanlarıdır.

Atom bombası kuvvetinde olan müsbet hareket mesleği ile bu vartadan kurtulmak mecburiyeti var.

Mesleği tecavüz değil, tedafi olan hakikat müntesipleri hem masum insanlara zarar vermemek için -ki şefkat bunu gerektiriyor- hem de hiç bir şeye alet olmayan imanın hakikatlerini bu gibi cereyanlara alet yapmamak için müsbet hareket etmelidirler.

İnsanoğlu şiddetli imtihan olunuyor bu asırda. İmanın tecdit edilmesinin mana-i muhalifi düşünüldüğünde tabir caizse, küfrün de kendini yenilemesi ve farklı yollar kullanması, hayrette kalmış insanoğlunun bir kısmına ağır vazifeler ve dikkatli nazarlar yüklüyor ve gerektiriyor.

Madem öyledir; dikkatle bas, hazer et, batmaktan kork…
Lemalar, s. 235i

Latest posts by Ersin Acar (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım