Salgın günlerindeki tutumumuzu bir temele oturtmak

Salgın günlerindeki tutumumuzu bir temele oturtmak

EVVELA ŞUNU tespit ederek başlayalım: Kur’ân-ı Hakîm, Hakîm-i Mutlak tarafından bize gönderilen bir denge kitabıdır. Buna binaen her-bir-şeyde hüküm ve tasarruf sahibi bir Zât’a iman ile beraber, çok hikmetlere binaen sebepler silsilesi içerisinde yaratılışımız ve bu tertibe riayet etmemizin bizden istenmesi Kur’ân’ın ortaya koyduğu en temel prensiplerden birisidir.

Öyle ki en makbul kul olan ve Rabbinden iltimas görmeyi en çok hak eden Resul-i Ekrem (asm) dahi sebeplere sıkıca sarılmayı hiç ihmal etmiyordu. Fakat bunu –haşa– bir teslimsizliğin yansıması değil fiilî dua kastıyla yapardı ki bir mü’min için meselenin bam teli belki de burası. Kalbimizi alıştırmamız gereken esas mesele “tedbir” adını verdiğimiz sebeplere başvururken bunu hayatperestlik hırsıyla ya da tevekkülsüzlük endişesiyle mi yoksa Cenab-ı Hakk’ın kâinatta va’z etmiş olduğu sebeplere gene o istediği için uyarak ve O’nun vermiş olduğu en değerli bir armağan olan hayat emanetini muhafaza kastıyla mı davrandığımızı anlayabilmektir. Zira bütün mülkün sâhibi ve hâkimi olarak Allah’tan başka bir ilah tanımayan mü’min, her hâl, hareket ve niyetini O’nun rızası dairesinde tanzim etmeye azimli olmalıdır ki Cenab-ı Hakk’ın kullarından istediği hakiki duruş da budur.

Daire-i esbab ve daire-i itikad ayrımı

Bediüzzaman hazretleri Eski Said ve Yeni Said olarak isimlendirdiği hayat dönemleri arasında hem bazı ayrılıklara hem de bazı sürekliliklere sahiptir. Temel itikadî meselelerde bir değişme elbette söz konusu değildir. Ancak meselelerin ele alınış şekilleri ve daha umuma hitap edici bir hale gelmesi gibi noktalarda değişim vuku bulmuştur.

Bu sürekliliklerden birisini de sebepler dairesi ve itikad dairesi arasında yaptığı ayrımda müşahede ederiz. “Tefsir mukaddimesi” namını verdiği Muhakemât isimli eserinde şöyle der:

Nasıl daire-i esbab daire-i akaide karıştırılsa ya tevekkül namıyla bir betalet veya müraât-ı esbab namıyla bir i’tizali intaç eder.

Seneler sonra yayımlanacak ve “Risale-i Nur’un fidanlığı” nâmını alacak olan Mesnevî-i Nuriye isimli şaheserinde bu hakikati dillendirmeye şu şekilde devam eder:

Kezâlik kudretin levazımıyla hikmetin levâzımı bir değildir. Birisine ait levazımatı ötekisinden talep etmek hatadır. Ve keza daire-i esbabın iktizasıyla daire-i itikad ve tevhidin iktizası bir değildir. Onu bundan istememeli.

Daha sonra yazılmaya ve neşredilmeye başlanacak olan Nur külliyatında ise bu konu teknik olmaktan ziyade kâinattaki hadiselerin içerisine yedirilmiş bir biçimde okuyucuya sunulmuştur.

Bu bahislerle bize anlatılmak isteneni şöyle toparlayabiliriz:

Bir uçta insan, sebepler dairesi olan bu dünyanın âdetlerine aşırı vurgu yaparak mâneviyattan uzaklaşabilir, âdeta materyalist-determinist bir nazarla Rabbinin her şeyde hükümfermâ olan iradesini unutabilir, “Her şeyin dizgininin O’nun elinde olması” hakikatinden gaflet edebilir. En tehlikelisi de budur zira kısacık bir dünya hayatını kazanıyor görünürken ebedî ahiretini kaybetme gibi çok zararlı bir kumara girişilmiş olmaktadır.

Öteki uçta ise itikad dairesi, hoyratça kendisine abanarak hangi şartlar içerisinde yaratıldığımızı bize unutturan bir bahaneye dönüştürülemez. İbn Atâullah el-İskenderî’nin şu cümlesi bu açıdan manidardır:

Allah seni sebeplere muhtaç bırakmışken o sebeplerden kurtulmayı istemen gizli şehvetlerdendir.

Hikmet-i imtihan ve birçok esmânın tezahür etmek istemesi gibi sırlar gereği, hakiki bir mü’min sebepler silsilesi içerisinde hareket etmek ve bunu da ubudiyet şuuru içerisinde ortaya koymakla vazifelidir. Zira insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti sadece ve sadece ubûdiyettir.

Elhâsıl: Kesben dünyaya/esbaba/tedbirlere bağlı görünürken kalben ahirete/itikada/Rabbimize bağlı yaşamak meselenin püf noktasıdır. Fakat dikkat edelim birincisinde “görünmek”, ikincisinde “yaşamak” söz konusu. Yani zahiren dünyayla görünmek ama asıl ahiretle yaşamaktır hayat…

Abdülhamid Karagiyim
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.