Şuur nerede?

İzlediğim bir TED konuşmasında David Chalmers isimli filozof, şuurun (bilinç/consciousness) ne olduğu hakkında konuşuyordu. Konuşmacının da bahsettiği gibi şuur bizim dünyayı öznel olarak algılamamızı sağlayan şey. Ancak bu durum öznel bir deneyim olduğu için ne olduğu hakkında kesin bir yorum yapmak çok zor. Chalmers’ın da belirttiği gibi şuur, öznelliğinden dolayı bilim dünyasında incelenmeyen ve üzerinde durulmayan bir konu olageldi. Son zamanlarda özellikle sinirbilim alanında yapılan çalışmalarla şuur açıklanmaya çalışılsa da konumu ve mahiyeti tam belirlenememiş durumda. Konuşmacının şuuru bilim dünyasında konumlandırmak için iki tane fikri var:

Birincisi şuurun kainatta konulmuş genel yasalardan biri olarak kabul edilmesi. Nasıl ki fizik yapmak için kütle çekim yasası gibi belli temel genel geçer kanunlara ihtiyaç duyulur ve bu yasalar üzerinden bilim yapılır, aynı şekilde şuurun temel bir kanun olduğunun kabul edilmesi gerekir ki böylece insan üzerinden bilim yapılmaya devam edilebilsin.

Konuşmacının önerdiği ikinci aday birincisiyle bağlantılı ama daha ilginç. Biz insanlar olarak şuurun sadece bizde olduğunu varsayıyoruz. Hayvanlar, bitkiler ve cansız maddelerin şuursuz olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu durum Chalmers’a göre yanlış olabilir. Şuur aslında bütün mevcudatta var olan bir bilinç durumudur. Chalmers’a göre tabii ki bir atom parçacığındaki şuur bizimki gibi değildir. Yani bir atom parçacığı “Durmadan dönüp duruyoruz, sıkıldım bu işten be!” gibi bir bilinç düzeyine sahip değildir. Bunun yerine her bir zerre ve mürekkebat kendi durumuna göre belli bir şuura sahiptir. Ve zerreler arasındaki ilişki ve bağa göre şuurun yoğunluğu artıyor. Bu yüzden insanların beyinleri ve vücutlarında çok yoğun bir şuur bulunmaktadır.

İkinci görüş her ne kadar çok marjinal olsa da aslında özellikle birinci öneriye tutarlılık kazandırıyor gibi duruyor. Eğer şuurun genel geçer bir kanun olduğunu varsayarsak bunu her zerreye uygulamamız gerekir. Bu ise her bir mevcutta kendi durumuna uygun belli seviyede şuur olmasını gerektirir.

Bu durumun İslami gelenek ve literatürle uyum sağlayıp sağlamadığına bakarsak aslında özellikle ikinci fikrin çelişmediğine dair çıkarımlarda bulunabiliriz. İlk olarak, Risale-i Nur’da yazdığı gibi her zerre ve mevcuda eşlik eden melekler vardır. Ve yine özellikle dört büyük meleğin işlerinin belli zaman dilimlerine ayrılmasından daha çok, bu melekler üstlendikleri işleri en küçük mevcuddan en büyük olaylara kadar temsil ederler. Mesela Hz. Cebrail’in (AS) işi, Peygamberimizin (ASM) vefatından sonra sona ermiş değildir. Her mevcuda ilham veren ve onların istidatlarını vücuda gelmesine vesile olan melek yine Hz. Cebrail’dir (AS).
Ayrıca dört büyük melek, daha küçük melekler vasıtasıyla da işlerini temsil ederler. Tabiat olaylarını temsil eden melek Hz. Mikail’dir (AS). Hz. Mikail’in (AS) vazifesini her zerrede temsil eden ona bağlı, daha aşağı tabakada melekler olduğu rivayetlerden anlaşılmaktadır.

Bu durumda kainattaki her zerreyi temsil eden bir melek vardır denebilir. Ve melekler şuurlu varlıklardır. Bu durumda her bir zerrede belli bir şuurun bulunduğu bu manada varsayılabilir.
Ancak önerdiğim bu açıklamaya göre her bir insanı temsil eden birer melek olduğunu varsaymamız gerekir. Bu ise insanın şuurunu bir melekten kazandığı anlamına mı gelir? Bunu cevaplamak bana düşmez sanırım. Ancak şöyle bir fikir sunabilirim ki her bir insana atandığı bilinen melekler vardır. Bunlardan birkaçı Kiramen Katibin ve Hafaza melekleridir.

Ayrıca insanı temel olarak farklı kılan cüz’i ihtiyarisidir denebilir. Bunun istimali ise insanın elindedir. İnsanın diğer zihni ve bedeni özellikleri genelde kendi elinde olmayan ve insana hazır verilen cihazlardır. Yani gelişmeleri ve çalışmaları tam olarak insanın elinde değildir. Ayrıca zihin ve bedenin belli çalışma kuralları vardır. Bu kanunların Allah’ın sünnetullahı olduğu düşünülürse bu kanunların çalışmasını temsil için de birer melek atanması gerekir. Bu durumda denebilir ki insan da şuurunu meleklerden kazanır. Ancak insanı farklı kılan elinde tuttuğu kısa cüz’i ihtiyarisidir. Allahu alem.

Aziz Muhammed Akkaya

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaşım