Üniversite ideası

Birçok duyguların birbirine karışarak girift olmuş günlerinden birini yaşıyorum. Ne kadar da çok insan var. Hepsi de birbirinden farklı. Acaba bu okula ve yeni arkadaşlarıma alışabilecek miyim?

Birkaç kişiyle tanıştım bile. Her ne kadar benim alıştığım yaşam biçiminden farklı bir hayat tarzı benimsemiş gözükseler de iyi niyetli insanlara benziyorlardı. Sonuçta herkesin aynı olmasını bekleyemem, öyle değil mi? Beni sahip olduğum benliğim ve kimliğim sebebiyle tenkit etmeseler yeter onlarla arkadaşlık kurmam için.

Ama yine de içim bir garip. Ya kendimi bulmak için geldiğim bu koca şehirde daha da kendimi kaybedersem? Sanki bu kalabalıklar beni yutacak gibi. Bir yandan da çok mutlu ve heyecanlıyım. Buraya gelmek için çok çalıştım ve olmak istediğimi düşündüğüm yerdeyim. Dün ilk dersime girdim. Hoca gerçekten heyecan verici bir insana benziyor.

Bu arada kütüphaneye hiç gitmedim. Gidip hem biraz kütüphaneyi gezip hem de biraz kitap okuyabilirim sanırım. Etraftaki çınar ağaçları, çocukluğumdan beri kardeşlerim ve kuzenlerimle yüzmek için gittiğimiz nehrin kıyısındaki altlarında keyifli ve serin vakitler geçirdiğimiz çınar ağaçlarını hatırlattı. Bu biraz olsun buraya ısınmaya başlamamı sağladı.

Kütüphaneye varmam için biraz daha yürümem lazım. Sol taraftaki bina sanırım yönetim binası. Etraftaki kuşlar havanın serinlemesiyle rahatlamış olacaklar ki şen şakrak sesleriyle ve kanat çırpışlarıyla etrafı dolduruyorlar. Yüzlerindeki belirsizliğe bakılırsa, sağ tarafımda gördüğüm birkaç kişi de okula yeni gelmişler. Herkes de benim gibi yeni arkadaşlar edinip okula telaşı içinde.

Kütüphanenin kapısına vardım en sonunda. Kitap okumayı çok sevdiğim düşünülürse bu kapıdan daha çok gireceğim. Acaba burada aradığımız kitapları nasıl buluyoruz? Ne tarafa gitsem ki? Üst katta birçok kitap var gibi duruyor. Sanırım oraya gitmeliyim. Bu arada intizamla dizilmiş çalışma masalarında insanların sessizce ders çalışmaları gerçekten şevk uyandırıcı duruyor. Bu katta ne kadar da çok kitap var! Sanırım burada ölebilirim.

Bu arada ezanın ulvi sesi semayı doldurmaya başladı. Umarım kütüphanede namaz kılabileceğim bir yer vardır. Sağ tarafımdaki tabelada mescid işareti var. Mescide ulaşmak için bir kat daha yukarı çıkmam gerekiyor sanırım.

Bir insanın bulunduğu yeri sahiplenip orada rahat edebilmesi için ne gerekir? O insanın kendi kimlik ve kişiliğini rahatça yaşayabilmesi değil midir bu gereklilik? Bir öğrenci olarak bulunduğum okulda, kendi kabul ettiğim değerleri rahatça yaşayabiliyor olmak benim alışma ve kabul edilme kaygılarımı azaltıp derslerime daha çok yoğunlaşarak akademik başarımı arttırmaz mı? Bu da beni daha verimli bir birey yapmaz mı? Üniversitenin amacı olan ilmi, şu ana kadar kabul ettiği diğer kimlik değerleriyle birleştirmek isteyen -çoğunluk veya azınlık olsun- herbir bireye bu rahat ortamı sunmak her yönetimin görevi değil midir?

Bu arada mescidin olduğu tarafa varmışım.

Aaa, ne kadar güzel! Mescidin yanında diğer dinlerden insanlarında ibadet edebilecekleri mekanlar var.

İşte bütün bunlar ideal bir üniversitede olması gereken şeyler değil midir?

Aziz Muhammed Akkaya

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaşım