15 Temmuz darbe girişimi ve dini gruplar

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümet yetkililerimiz Mehmetçik ile üniformalı teröristler arasındaki farkı vurguladığı gibi tarikatler ve dini cemaatler (başta Nur talebeleri) ile Paralel Devlet Yapılanması (PDY) arasındaki farkı da sıkça vurgulamalıdır. Bu minvalde milletimizin hafızasını taze tutmak hükümet-i Cumhuriyenin en büyük vazifelerinden biridir.

Tarikatler ve dini cemaatlerin milletiyle birlikte sokaklarda darbeye karşı mücadele ettiği unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Hemen hepsi kanaat önderleri ve üstatlarıyla demokrasi nöbetinde sokaklarda bulunmuşlardır. Daha ilk saatlerden itibaren tüm iletişim kanallarıyla mensuplarını milletin, özgürlük ve demokrasi mücadelesine yönlendirmişlerdir. Siyasi ve sosyal farklılıkları gözetmeksizin seçilmişlerin yanında olduklarını fiilen göstermişlerdir. Hassaten sayıları 250’ye yaklaşan şehidimizin içinde çoklukla bulunmaları göstermektedir ki bu insanlar vatanını memleketini seven ve gerektiğinde herkes gibi canını vermekten geri durmayan, tankların önüne gövdesini siper eden kahramanlardır.

İçinde bulunduğumuz günlerde hizmet maskesi adı altında PDY ile başta Nur talebeleri olmak üzere tüm tarikatler ve dini cemaatler töhmet altında bırakılmak istenmektedir. Allah’a ve ahiret gününe inanan milyonlarca insanın sevk ve idaresi anarşist ruhlu on kişinin idaresinden çok daha kolay olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Müslümanların tarikat ve dini cemaatlerin yaptıkları manevi hizmetler toplumsal barış, huzur, birlik ve beraberlik adına çok önemli bir yer teşkil etmektedirler.

Bir vatandaş olarak bu darbe girişimin artçı psikolojik ve sosyolojik etkilerine dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum. Unutulmamalıdır ki asıl musibet dine gelen musibettir. Memleketimiz bu darbe girişiminin dehşetli musibetini atlatırken daha büyük bir musibete karşı da gerekli tedbirleri almak zorundadır. Takiye ile hareket edip kendini saklayan insanların mahiyeti ile tarikatlerin ve İslami cemaatlerin mensuplarını birbirinden ayırmak gerekmektedir.

İşte Bediüzzaman hazretlerinin tarikat, asayiş, emniyet ve Nur talebelerinin hususiyetleri hakkında yıllarca evvel yazdıklarından önemli gördüklerimden küçük bir derleme:

Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü’min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey fitne ve anarşidir. Çünkü, anarşi hiçbir hak tanımaz, insanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir ki bunun ahirzamanda Ye’cüc ve Me’cüc komitesi olduğuna Kur’an-ı Hakim işaret buyurmaktadır. Tarihçe-i Hayat

Daire-i takvadan hariç belki daire-i İslamiyetten hariç bir suret almış bazı meşreplerin ve tarikat namını haksız olarak kendine takanların seyyiatıyla tarikat mahkum olmaz. Tarikatin dini ve uhrevi ve ruhani çok mühim ve ulvi neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız alem-i İslam içindeki kudsi bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, tesirli ve hararetli vasıta tarikatler olduğu gibi, alem-i küfrün ve siyaset-i Hristiyaniyenin, nur-u İslamiyeti söndürmek için müthiş hücumlarına karşı dahi üç mühim ve sarsılmaz kale-i İslamiyeden bir kalesidir. Merkez-i hilafet olan İstanbul’u beş yüz elli sene bütün alem-i Hristiyaniyenin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul’da beş yüz yerde fışkıran envar-ı tevhid ve o merkez-i İslamiyedeki ehl-i imanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük camilerin arkalarındaki tekkelerde “Allah, Allah” diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i İlahiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cuş-i huruşlarıdır. İşte ey akılsız hamiyetfuruşlar ve sahtekar milliyetperverler! Tarikatin, hayat-ı içtimaiyenizde bu hasenesini çürütecek hangi seyyiatlardır, söyleyiniz. Mektubat

Risale-i Nur ve şakirtleri, iman-ı tahkiki kuvvetiyle bu vatanın her tarafında o müthiş ifsadı durduruyor ve kırıyor, emniyeti ve asayişi temine çalışıyor ki pek çok bir kesrette ve memleketin her tarafında bulunan Nur talebelerinden bu yirmi senede alakadar üç dört mahkeme ve on vilayetin zabıtaları, emniyeti ihlale dair bir vukuatlarını bulmamış ve kaydetmemiş. Ve üç vilayetin insaflı bir kısım zabıtaları demişler: “Nur talebeleri manevi bir zabıtadır. Asayişi muhafazada bize yardım ediyorlar. İman-ı tahkiki ile Nuru okuyan her adamın kafasında bir yasakçıyı bırakıyorlar, emniyeti temine çalışıyorlar. Lem’alar

Şimdi asayişi bozmaya çalışan manevi, dehşetli kuvvetler mevcut olduğu halde; Fransa, Mısır, Fas, İran gibi yerlerden daha ziyade bu mübarek memlekette çalışıldığı halde emniyet ve asayişi bozamadıklarının en büyük sebebi 600 bin Nur nüshaları ve 500 bin Nur talebeleri zabıtaya bir manevi kuvvet olarak o manevi tahribata karşı dayandıklarını zabıta manen hissetmişler. Emirdağ Lahikası

Latest posts by Münir Şahin Ağaryılmaz (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım