İstiğnanın nisbiliği

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

Sünuhat’ın başında Kur’an-ı Kerim’in sâlihat alanını mutlak bırakmasıyla ilgili olarak Bediüzzaman’ın yaptığı izahlara baktığımızda ahlâk, fazilet, güzellik ve hayırların nasıl nisbi bir özelliğe sahip olduklarını görürüz. Cesaret, izzet, tevazu, vakar, tevekkül, kanaat, müsamaha, hazm-ı nefs gibi güzel hasletlerin yer, kişi, mekan, zaman ve bağlama göre kötü olabileceklerinden bahsedilir. Cesaretin vekahete, izzetin tekebbüre, tevazuun tezellüle, mahviyetin zillete, ciddiyetin kibre, müsamahanın ihanete, tevekkülün tembelliğe, kanaatin dûnhimmetliğe dönüşebildiği … Okumaya devam et İstiğnanın nisbiliği

Tefekkür-i müteferrika

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Tek dünyalık yaşamdaki akıl tutulması Ahiretin mevcudiyetinin ispatı meselesini şimdilik bir kenara koyarak şunu çok net bir şekilde tespit etmeliyiz ki, ölümden sonra bir hayatın varlığı hakkında emin olunamasa dahi, yüzde yüz yokmuş gibi yaşamak, ister Müslüman ister ateist, ister Türk ister İsveçli olsun tam bir aklın iptali halini (divanelik) işaretliyor. Nasıl? Süleyman Ragıp Yazıcılar’ın İnsan Mesafedir kitabında geçen güzel bir örnek vardı. Tanımadığımız bir … Okumaya devam et Tefekkür-i müteferrika

İhlas hakkında notlar

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

İHLASIN “en büyük bir kuvvet” olması, zayıflığım hakkında bana ne söyler? Kırılganlığım, alınganlığım ihlas kuvvetinin bende olmadığına veya çok az olduğuna delalet eder mi? Kimi güçlü biliyorum, gücü kimden biliyorum? Siyasetçiden mi, patrondan mı, yoksa nefsimden mi? İhlas en büyük bir kuvvettir, zayıflığım ise ortada. Amelim var mı, varsa ne için var? Amelim olmalı, bu birinci basamak. Faal olmalıyım. Atalette ihlas aranmaz. Ne gerekiyorsa yapmalıyım, … Okumaya devam et İhlas hakkında notlar

“Mübarek ihtiyarlar” üzerine

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

KALP KIRMANIN İYİSİ olmaz ama en kötüsünü sorarsanız, bu bana göre bir ihtiyarın kalbini kırmaktır. Dünya ile olan bağları birer birer kopmuş, emsallerinin çoğu kabrin öbür tarafına geçmiş, hayatında nice zorluklardan geçmiş, ölüme yaklaşmış bir insanın kalbini kırmak tahammülü zor bir mesele benim için. Ruhen ve bedenen zaten zayıflamış o insanları sırf nefsin hatırı için incitmeye nasıl tahammül edilsin ki? Peki kalbe bu kadar ağır … Okumaya devam et “Mübarek ihtiyarlar” üzerine

Hastalık aynasında Esma-i Hüsna tecellileri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

HASTA OLDUĞUMUZDA İLK aklımıza Allah’ın Şafi ismi gelir. Dualarımız Şafi-i Hakiki’den şifa istemek şeklinde gerçekleşir. Zira hastalıklarda azami derecede tecelli eden bu esmadır. Bununla birlikte aslında her bir hastalık birçok Esma-i İlahiye’nin talimine vesiledir. Son nezlem vesilesiyle Hastalar Risalesi’ni tefekkür ederken hastalık aynasında hangi isimlerin tecelli etmekte olduğuna da odaklanarak okumaya çalıştım. Bu risaledeki her bir devanın hakikatinin bir(kaç) esmanın tecellilerine dayanmakta olduğunu fark ettikçe … Okumaya devam et Hastalık aynasında Esma-i Hüsna tecellileri

Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Bediüzzaman, üstadı olan Kur’an-ı Hakîm’den aldığı derse binaen risalelerinde öyle ifadeler kullanır ki bırakın bir risaleden veya bir sahifeden, bir cümleden hatta bazen bir tek kelimeden dahi sizi mühim hakikatlere götürebilecek ipuçları elde edersiniz. Ben bu durumu metodoloji açısından “reşha mesleği”nin bir icabı olarak okuyorum. Her bir şeyiyle ona ayna olma, zâtında perde olabilecek hiçbir tortu bırakmama ve bu sebeple kelimeleri dahi o hassasiyetle seçme… … Okumaya devam et Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği