Bugünün kâselisleri

TOPLUMLA İLGİLİ FİKİR beyan etmek, başka toplumlarla mukayeseler yapmak ve eleştiriler getirmek bazı ölçülere hassasiyetle riayet etmeyi gerektiriyor. Sünuhat risalesinin “Bir risaleme yazdığım bir zeyldir” bölümü bu açıdan üzerinde durulması gereken bir metindir. Söz konusu bölümde Bediüzzaman bu zamanın “medeni engizisyon”undan bahseder. Bu engizisyon bazı zihinleri ele geçirip İslâmiyet’e karşı kin ve intikam duygularının yayılmasına sebeb olur. Nihai hedefi ise “diyanetsizliğe veya lâübaliliğe veya Hristiyanlığa … Okumaya devam et Bugünün kâselisleri

İstiğnanın nisbiliği

SÜNUHAT’IN BAŞINDA KUR’AN-I KERİM’İN sâlihat alanını mutlak bırakmasıyla ilgili olarak Bediüzzaman’ın yaptığı izahlara baktığımızda ahlâk, fazilet, güzellik ve hayırların nasıl nisbi bir özelliğe sahip olduklarını görürüz. Cesaret, izzet, tevazu, vakar, tevekkül, kanaat, müsamaha, hazm-ı nefs gibi güzel hasletlerin yer, kişi, mekan, zaman ve bağlama göre kötü olabileceklerinden bahsedilir. Cesaretin vekahete, izzetin tekebbüre, tevazuun tezellüle, mahviyetin zillete, ciddiyetin kibre, müsamahanın ihanete, tevekkülün tembelliğe, kanaatin dûnhimmetliğe dönüşebildiği … Okumaya devam et İstiğnanın nisbiliği

“Ben de insanım”

DUYDUKLARINI DÜŞÜNÜYORDU. Bunları hak edecek ne yapmıştı. Karşılığını bir an önce vermeliydi. Düşündükçe hissiyatı alevleniyor, yerinde duramıyordu. Şimdiye kadar susmuş da ne olmuştu? Sineye çekmişti uğradığı haksızlıkları. Sabretmişti ama sabrın da bir sınırı olduğunu duyuyordu bir yerlerden. Artık o da kötülüğün kazandığını düşünüyordu bu dünyada. İyilere yer yoktu artık. İyi de kalmamıştı zaten. İyi atlara binip gitmişlerdi. Bu duygu ve düşüncelerinin esiri olarak dikilmişti muhatabının … Okumaya devam et “Ben de insanım”

Dereceli düşünmek sünnettir

HAYAT YOLCULUĞUNDA NİMETLERLE imtihan olabileceğimiz gibi çeşitli musibetlerle de sınanıyoruz. Ne bütünüyle nimetten ibaret hayatlarımız ne de musibetten. Herkesin nimetten de musibetten de hissesi farklı farklı. Kimi hastalıklarla imtihan oluyor kimi savaşlarla. Nimetlerin de musibetlerin de türleri, dereceleri insandan insana, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye farklılaşıyor. Bu farklılığın insanın şükrüne bakan bir tarafı var. Biz nazarımızı/düşüncemizi odakladığımız yere göre, şükrümüzü de artırabiliriz, nankörlüğümüzü de. Resul-i Ekrem … Okumaya devam et Dereceli düşünmek sünnettir

“Müstehak idim” demek

KÂMİL İNSANLARIN HAYATI kemalat yolculuğunda mesafe katetmek isteyenler için ibretlik levhalarla dolu. Büyüklerin nelerden marifet meyvesi devşirdiklerini, hangi problemleri kemal yolculuğunun basamakları olarak gördüklerini bilmek; nefislerimizi muhasebeye sevk edip tekemmüle vesile olması açısından oldukça önemli. Bu levhalardan birisi Emirdağ Lahikası’ndaki bir mektupta anlatılıyor. Mektup Bediüzzaman’a ait. Tarihsel muhatap onun aziz ve sıddık kardeşleri. Bu mektupta Bediüzzaman kardeşlerine bir hakikat dersini kendi hayatından bir misalle anlatıyor. … Okumaya devam et “Müstehak idim” demek

Meraklarımın tadili

TADİLE İHTİYACI VAR meraklarımın. İlk önce nimet olduklarının şuuruna varmalıyım. Varmalıyım ki nikmete dönüşmesinler benim hakkımda. Nice nimet, nikmet olmuştur su-i tefehhümden neşet eden suistimal ile. Aşk gibi, şefkat gibi, hırs gibi. Kullanım kılavuzuna müracaat etmeliyim. Ne yapacağım bana verilen şiddetli merakı? Tadile ihtiyacı var meraklarımın. Tasnif, tadilin bir aşamasıdır. Hafif meraklar, şiddetli meraklar. Denî şeyler hafif merakın konusudur. Ulvîleri ise şiddetli merakın. Tasnifin kaybı … Okumaya devam et Meraklarımın tadili