“Ben de insanım”

Duyduklarını düşünüyordu. Bunları hak edecek ne yapmıştı. Karşılığını bir an önce vermeliydi. Düşündükçe hissiyatı alevleniyor, yerinde duramıyordu. Şimdiye kadar susmuş da ne olmuştu? Sineye çekmişti uğradığı haksızlıkları. Sabretmişti ama sabrın da bir sınırı olduğunu duyuyordu bir yerlerden. Artık o da kötülüğün kazandığını düşünüyordu bu dünyada. İyilere yer yoktu artık. İyi de kalmamıştı zaten. İyi atlara binip gitmişlerdi. Bu duygu ve düşüncelerinin esiri olarak dikilmişti muhatabının … Okumaya devam et “Ben de insanım”

Dereceli düşünmek sünnettir

HAYAT YOLCULUĞUNDA NİMETLERLE imtihan olabileceğimiz gibi çeşitli musibetlerle de sınanıyoruz. Ne bütünüyle nimetten ibaret hayatlarımız ne de musibetten. Herkesin nimetten de musibetten de hissesi farklı farklı. Kimi hastalıklarla imtihan oluyor kimi savaşlarla. Nimetlerin de musibetlerin de türleri, dereceleri insandan insana, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye farklılaşıyor. Bu farklılığın insanın şükrüne bakan bir tarafı var. Biz nazarımızı/düşüncemizi odakladığımız yere göre, şükrümüzü de artırabiliriz, nankörlüğümüzü de. Resul-i Ekrem … Okumaya devam et Dereceli düşünmek sünnettir

“Müstehak idim” demek

KÂMİL İNSANLARIN HAYATI kemalat yolculuğunda mesafe katetmek isteyenler için ibretlik levhalarla dolu. Büyüklerin nelerden marifet meyvesi devşirdiklerini, hangi problemleri kemal yolculuğunun basamakları olarak gördüklerini bilmek; nefislerimizi muhasebeye sevk edip tekemmüle vesile olması açısından oldukça önemli. Bu levhalardan birisi Emirdağ Lahikası’ndaki bir mektupta anlatılıyor. Mektup Bediüzzaman’a ait. Tarihsel muhatap onun aziz ve sıddık kardeşleri. Bu mektupta Bediüzzaman kardeşlerine bir hakikat dersini kendi hayatından bir misalle anlatıyor. … Okumaya devam et “Müstehak idim” demek

Meraklarımın tadili

TADİLE İHTİYACI VAR meraklarımın. İlk önce nimet olduklarının şuuruna varmalıyım. Varmalıyım ki nikmete dönüşmesinler benim hakkımda. Nice nimet, nikmet olmuştur su-i tefehhümden neşet eden suistimal ile. Aşk gibi, şefkat gibi, hırs gibi. Kullanım kılavuzuna müracaat etmeliyim. Ne yapacağım bana verilen şiddetli merakı? Tadile ihtiyacı var meraklarımın. Tasnif, tadilin bir aşamasıdır. Hafif meraklar, şiddetli meraklar. Denî şeyler hafif merakın konusudur. Ulvîleri ise şiddetli merakın. Tasnifin kaybı … Okumaya devam et Meraklarımın tadili

İhlas hakkında notlar

İHLASIN “en büyük bir kuvvet” olması, zayıflığım hakkında bana ne söyler? Kırılganlığım, alınganlığım ihlas kuvvetinin bende olmadığına veya çok az olduğuna delalet eder mi? Kimi güçlü biliyorum, gücü kimden biliyorum? Siyasetçiden mi, patrondan mı, yoksa nefsimden mi? İhlas en büyük bir kuvvettir, zayıflığım ise ortada. Amelim var mı, varsa ne için var? Amelim olmalı, bu birinci basamak. Faal olmalıyım. Atalette ihlas aranmaz. Ne gerekiyorsa yapmalıyım, … Okumaya devam et İhlas hakkında notlar

“Mübarek ihtiyarlar” üzerine

KALP KIRMANIN İYİSİ olmaz ama en kötüsünü sorarsanız, bu bana göre bir ihtiyarın kalbini kırmaktır. Dünya ile olan bağları birer birer kopmuş, emsallerinin çoğu kabrin öbür tarafına geçmiş, hayatında nice zorluklardan geçmiş, ölüme yaklaşmış bir insanın kalbini kırmak tahammülü zor bir mesele benim için. Ruhen ve bedenen zaten zayıflamış o insanları sırf nefsin hatırı için incitmeye nasıl tahammül edilsin ki? Peki kalbe bu kadar ağır … Okumaya devam et “Mübarek ihtiyarlar” üzerine