- Yöneticilere hakkı ve adaleti söylemeyi “devlete akıl vermeye kalkmak” olarak kodlamak ve nâsihleri susturma kültürü en başta müslümanlıkla aramızdaki derin mesafenin göstergelerinden birini oluşturuyor. (12.12.2023)
- “Tarafgir nazarı, taraftar olduğu taraf cereyanın kusurunu görmez, zulmüne rıza gösterir, belki alkışlar. Halbuki küfre rıza, küfür olduğu gibi, zulme razı olmak dahi zulümdür.” (Kastamonu Lahikası)
Taraftar olmadan önce en az üç kere düşünmek gerekiyor öyleyse. Zulme kör ve razı olma hatta alkış tutma riski olduğu için. (12.12.2023) - Yerli ve milli statükoların meşruiyet aracı haline getirilmemiş, uysallaştırılmamış, itiraz özelliğini kaybetmemiş din anlatımları rahatsızlık veriyor. Halbuki Kunut duasındaki bilince hikmetle davet edenlere ihtiyaç şedit: “Sana karşı çıkan kimseyi azleder ve onu terk ederiz.” (18.12.2023)
- “Hasletlerin yerleri değişse mahiyetleri değişir.” (Sözler, Lemeat)
“Sabır, birey için tekamül, toplum için ise çöküş sebebi olabilir.” (Ali Şeriati)
Toplumsal sabır ile kişisel sabır arasındaki farkı gözetmeyen her türlü söylem sabır üzerinden istismara yol açıyor. (27.12.2023) - “Hariçteki İslâmlar dindeki ihmallerini görmedikleri için onlara [İttihatçılara] takdir ve hürmet verdiler ve veriyorlar.” (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Demek ki dışarıdan gelen destekler her zaman doğruluk alâmeti sayılamazmış. Takdir ve hürmetin gerçek nedenleri bilinmeden acele hükümler verilemezmiş. (31.12.2023) - “Harp boğuşmaları”nı anlık ve duygusal bir şekilde takip etmek ne kadar zararlıysa, bilgiye ve mesafeye dayalı analizler bir tarafa kalben taraftar olup zulümlerini hoş görmemek ve şerik olmamak için o kadar önemli. (16.1.2024)
- Daha tam olarak sayısını, şiddetini, mahiyetini ve sonuçlarını bilemediğimiz nice zulümler var ki insanoğlunun bu dünyada hakkı ve adaleti tesis etme potansiyelinin çok düşük olduğunu gösteriyorlar. Mahkeme-i kübra insana verilen adalet duygusunun da muktezasıdır. (21.1.2024)
- Kimlikçi siyasetin dar kalıplarının insana dair hassasiyetimizi öldürdüğünü, dolayısıyla insanlığımızı azalttığını uzun uzun düşünmek gerekiyor. (23.1.2024)
- Adalet-i mahzanın bir yönü de genellemelere bakıyor. Fert umumun selameti için feda edilemiyorsa, umumun kabahatinden dolayı fertlerin manevi hukuku genellemelerle çiğnenemez. (25.1.2024)
- Akıl ve vicdan: devletlerin çıkarlara ve icbarlara dayalı siyasetlerine alet edilmemesi gereken iki müstesna nimet. (5.2.2024)
- Depremle ilgili “ölenler şehit, zayi mallar sadaka” gibi teopolitik teselliler, kendileriyle batılın murad edildiği hak sözlerdir. Siyasetin şerrinden istiazenin kapsamına, dinin verdiği tesellileri politik amaçlarla suistimal etmemek de dahildir. (7.2.2024)
- “Büyük oyunları” bozan “büyük” politikaların “küçücük” hayatlarda oluşturduğu yıkımları öğrendikçe, âdil ve zalim yöneticiler hakkındaki hadislerin hikmetini daha iyi anlıyorum. (14.2.2024)
- Birçok düşünce ve davranış probleminin temelinde ahlaka taalluk eden bazı kavramların yaşadığımız dünyayla irtibatının kurulmaması veya yanlış kurulması bulunuyor. Hüsnüzannın sosyal ve politik gerçekleri görmeyi engelleyen bir perdeye dönüşmesi bunun bir örneğini oluşturuyor. (18.2.2024)
- “İktidar ne kadar tehdit ediciyse, maske o kadar kalındır” diyor James Scott, Tahakküm ve Direniş Sanatları kitabında. Siyaset topuzunun münafıklığa sebep olmasının veciz bir ifadesi. (22.2.2024)
- Bazı yorumlar hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde gösteren cerbezenin zulüm olarak tarif edilmesinin hikmetini çok güzel örneklendiriyor. (5.3.2024)
- Hazin ama gerçek: bazı müslüman zihinler “siyaset için sevmek, siyaset için buğzetmek” şeytanî düsturunun esareti altında. Selamet-i kalp ve istirahat-ı ruh isteyen, siyasetin şerrinden istiaze edemeyenlerin şerrinden de Allah’a sığınmalı. (13.3.2024)
- Kur’an’da emanete riayet konusunda kendilerinden olmayanlara yaptıklarının günah olmadığına inanan bir kısım ehl-i kitaptan bahsedilir (bkz. Âl-i İmran, 3:75). Siyasetten ticarete hayatın birçok alanında pek çoğumuza farklı derece ve tezahürüyle musallat olan bir düşünce tarzı bu. (24.3.2024)
- Bir hadiste münkerin emredilip ma’rufun yasaklanacağı; ma’rufun münker, münkerin ma’ruf sayılacağı vakitlerden bahsediliyor. Bir kısım müslümanların İsrail’le ticaret münkerini ma’ruf, protesto ma’rufunu münker saymaları bana bu hadisi hatırlatıyor. (7.4.2024)
- Cemaatlerdeki en büyük problemlerden biri, gençlerin kabiliyetlerini tektipleştirme sevdası uğruna heder etmeleridir. Kendilerine göre ideal bir tipoloji belirliyorlar ve istidatların muhtelif olmasından sarf-ı nazar ederek herkesi o dar kalıba sokmaya çalışıyorlar. Neticede idrakler daraltılıyor, muazzam bir zaman israfına sebep olunuyor. Kendi gayretleriyle uyanabilenler için iş işten çoktan geçmiş oluyor. Zamanında söndürülen kabiliyetler daha sonra zaman ve zemin bulup kolayca serpilemiyorlar. (15.4.2024)
- İnsanın “âdil varoluş yönelimi”ni (İbrahim Halil Üçer) yani kendisine karşı âdil olmasını engellemek zulümdür. Cemaatler kişinin imkan ve kabiliyetlerinin tahakkukuna vesile değil de engel oluyorsa ortada zulüm vardır. Bu nedenle mesele her şeyden önce bir adalet meselesidir. “İncelikleri gözetmek tüm kurgulardan bağımsız olarak birisinin/birilerinin zulme uğramışlığını fark edebilmeyi, bu hâle kayıtsız kal(a)mamayı içeriyor.” (Ayhan Çitil) (16.4.2024)
- “Mesalih kelimesi, asli anlamı itibarıyla insanın salahının gerçekleşmesini sağlayan menfaatlerdir. Her maslahat menfaattir lakin her menfaat maslahat değildir. Küreselleşme yanlıları ekonomik ilişkilerinde menfaati temin ederler de salahı temin edemezler. (…) Onlar gelirlerini artırmakla meşgul olurlar, ahlaklarını geliştirmeyi ise ihmal ederler. Bu açıdan onların ahlakı, ekonomiyi sınırsız ilahi lütfu takdis edercesine takdise giden kimselerin ahlakıdır.” (Taha Abdurrahman, Modernlik Ruhu) (22.4.2024)
- “Bir yerlere gelmek”ten pek çoğumuzun anladığı büyük kapitalist çarkların küçücük parçaları olmaktan ibaret. Bu “medeniyetin seyyiatını mehasin zannetme”nin gündelik dile de yansıyan bir örneği. (5.5.2024)
- “Hintli bir Rockefeller’in Amerikalı bir Rockefeller’den daha iyi olacağını iddia etmek anlamsız olur.” Gandhi her milletten ve dinden insanın üzerine alınarak düşünmesi gereken bir hakikati çok güzel ifade etmiş. (8.5.2024)
- Irkçının ırkçılığını inkar stratejisi, şeytanın kendini tâbilerine inkâr ettirme desisesine benziyor. (2.7.2024)
- Fakirlik güzellemesi yapmaktan Hz. Peygamber’in (asm) istiaze dualarında küfrü ve fakirliği birlikte zikretmesinin hikmetini anlamaya fırsat kalmıyor. “Küfürden, fakirlikten, kabir azabından sana sığınırım” gibi nebevî duaların çok yaygın olmaması dindarlığımız hakkında çok şey söylüyor. (29.7.2024)
- “Öyle bir cehaletim var ki beni ümmî edip dinar ve dirhemin nakşını okuyamıyorum.” (Bediüzzaman, Münazarat)
Üç beş kuruşun nakşını okumaya tenezzül eden tamahkârlar bugün okuryazar, entelektüel vs. zannediliyor. İhlas ve satın alınamayış dinar ve dirhem cahili olmaya bağlı oysa. (5.12.2024) - “Her topluluk kendisininkiyle övünüp durur.” (Müminun, 23:53) Ayette ifade edilen bu beşerî zaaf sebebiyle din, tarih, siyaset ve toplumsallık gibi pek çok alanda kimliklere hapsedilen hiçbir meselenin herhangi bir ülkede sağlıklı bir şekilde konuşulma ve tartışılma şansı bulunmuyor. (12.12.2024)
- Ahir zaman şartlarında riyadan korunmanın bir yolu milliyetçiliği esas tutan günümüz siyasetinden istiazeyi anlamaktan geçiyor. Zira fasık medeniyet insanı milletlere karşı mürâi yapmış ve tıpkı şahıslar için gösteriş yapar gibi unsurlar için tasannuda bulunmaya sevk etmiştir. (13.12.2024)
- “Nasıl olsa alıcısı var” diyerek fazlasıyla iddialı ve altı doldurulmamış içeriklerle dine hizmet ettiğini düşünen ve mukallitliği aşamamış müminler fena halde yanılıyorlar. “Taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda” mukallit müminler tebliğ zannıyla çok çamlar deviriyor. (20.12.2024)
- Devletlerin ve şirketlerin nifakı kişilerin nifakından eşeddir. (30.1.2025)
Latest posts by Fatih Çınar (see all)
- Nüveler: diyanet, adalet, siyaset –3– - 1 Aralık 2025
- Nüveler: diyanet, adalet, siyaset –2– - 17 Kasım 2025
- Nüveler: diyanet, adalet, siyaset –1– - 24 Ekim 2025
