Hürriyetimize sahip çıkmak

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

İnsanı diğer yaratılmışlardan ayıran en temel farklardan bir tanesi hürriyete sahip olması ile yaptıklarından ve tercihlerinden sorumlu olmasıdır. Ancak tarihi süreç içinde güçlüler ve zekiler insanların hürriyetlerini ellerinden almışlar tahakküm ve istibdat ortaya çıkmıştır. Burada insanların kendi hürriyetlerinden vazgeçmelerini de nazara almak lazım. Yoksa sadece güç ve zeki olanların bir oyunu değil bu oyunlara ve aldatmalara kitlelerin sessiz kalmasıyla ilgili bir durum da söz konusudur. … Okumaya devam et Hürriyetimize sahip çıkmak

Ne hale geldik

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

Dünya bir buhran bir kriz yaşıyor, mutluluğu ve huzuru kaybetti. Halbuki çok üretiyorduk, fabrikalarımız vardı, zengindik, bilimsel araştırmalar çoğaldıkça teknoloji daha da artacak ve hayatımız kolaylaşacaktı ve buna 18. yüzyıl insanı “ilerleme ülküsü” demişti. İlerleme ülküsüne inanılıyordu ancak geldiğimiz noktada ileri mi gittik, geri mi? İnsani değerlerimizi mi feda ettik? İki harb-i umumi yaşadık, anarşi ve terör hâlâ devam ediyor, insanlar mutsuz, intiharlar durmuyor… Bir şeyleri kaybettik, … Okumaya devam et Ne hale geldik

İki-üç dakika temaşa edelim

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

Her toplumun, milletin veya kabilenin kendine göre bir altın çağı vardır. Bu altın çağ ya geçmişte yaşanmış ya da gelecekte yaşanması umut edilmektedir. Bu beklentilerin ütopyaya dönüşmüş halleri olmakla beraber tarih içinde vukua gelenleri de vardır. Müslümanların altın çağı Asr-ı Saadettir. Bugünün Müslümanları için de bir referans noktasıdır. Müslüman toplum olarak muhasebe yapmanın, plan yapmanın ve hedef koymanın bir ölçüsüdür. Asr-ı Saadet, saadetin, huzurun ve … Okumaya devam et İki-üç dakika temaşa edelim

Said Nursi ve siyaset

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

Said Nursi 1878 yılında Bitlis’in İsparit nahiyesi Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960’da Şanlıurfa’da vefat etmiştir. Hareketli ve heyecanlı bir hayat yaşamış, memleket memleket sürgünlere, hapishanelere yollanmış, daima Allah demiş, Kur’an demiş ve yazdığı eserlerle milletin imanı yolunda hizmet etmiştir. Devrin idarecilerinin ona yaşattıkları sıkıntılara rağmen kendi değerleri ve düşünceleri uğruna mücadelesini devam ettirmiş ve geriye Risale-i Nur eserlerini bırakmıştır. Said Nursi’nin hayat felsefesi … Okumaya devam et Said Nursi ve siyaset

Bediüzzaman Said Nursi’nin hakiki varisleri ve vasiyetnamesi

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Bediüzzaman Said Nursi “Medresetü’z Zehra erkânları” diye nitelediği sadık talebeleri için “hakiki vekillerim”[1] ve “hakiki varislerim”[2] demiştir. Onları  “fedakâr evladın çok fevkinde sadakatle şimdiye kadar hizmetleriyle her biri birer genç Said…”[3] mahiyetinde görmüş ve çok büyük bir kıymet vermiştir. Bediüzzaman’ın vekilleri –öncelikle- vasiyetnamede adı geçen Nur talebeleridir. (Abdülmecid, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, … Okumaya devam et Bediüzzaman Said Nursi’nin hakiki varisleri ve vasiyetnamesi

On dokuz suikast

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

İnsanlık tarihinde nice peygamber, ulema, hükümdar, devlet adamı, komutan, bilgin suikasta maruz kalmıştır. Suikastın kökenleri tarihin en eski devirlerine kadar uzanır. Suikast, maksatlı ve planlı bir şekilde stratejik açıdan önemli ve etkili bir kişinin öldürülerek safdışı edilmesidir. En sinsi suikast ise zehirlemedir. Peygamber Efendimiz (ASM) de birçok kere suikasta maruz kalmıştır. Hayber’in fethinden sonra ise, bir Yahudi kadın tarafından zehirlenmek istemiştir. Dört Halifeden üçü suikast … Okumaya devam et On dokuz suikast