Risale-i Nur’un mânâ dünyasına olduğu gibi girebilmek-8: Tahkik mesleğine taklidî perdeleme

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Nur’un iki ana direği Risale-i Nur’un en temelde mazhar olduğu iki esma ism-i Hakîm ve ism-i Rahîm olarak Külliyatın muhtelif yerlerinde belirtilmektedir. Bu iki ismin birlikte tezahürü akıl-kalp ittifakını da beraberinde getirmiştir. Hakîm ismi Nur talebelerinin akıllarını daha mütefekkir, müdakkik, muhakkik olmaya davet ederken Rahîm ismi de kalplerinin daha şefkatli, anlayışlı, mahviyetkarâne bir hale bürümesi için işarettir diyebiliriz. Elbette bu esmâların mâbeynimizde inkişaf ettireceği çok … Okumaya devam et Risale-i Nur’un mânâ dünyasına olduğu gibi girebilmek-8: Tahkik mesleğine taklidî perdeleme

“Müstehak idim” demek

KÂMİL İNSANLARIN HAYATI kemalat yolculuğunda mesafe katetmek isteyenler için ibretlik levhalarla dolu. Büyüklerin nelerden marifet meyvesi devşirdiklerini, hangi problemleri kemal yolculuğunun basamakları olarak gördüklerini bilmek; nefislerimizi muhasebeye sevk edip tekemmüle vesile olması açısından oldukça önemli. Bu levhalardan birisi Emirdağ Lahikası’ndaki bir mektupta anlatılıyor. Mektup Bediüzzaman’a ait. Tarihsel muhatap onun aziz ve sıddık kardeşleri. Bu mektupta Bediüzzaman kardeşlerine bir hakikat dersini kendi hayatından bir misalle anlatıyor. … Okumaya devam et “Müstehak idim” demek

Nerede durulmalı?

İsmail Kartal

Latest posts by İsmail Kartal (see all)

Cenab-ı Hakkın rızasını gaye-i maksat ederek din-i Mübin-i İslam’a hizmeti gaye edinen fertler ve bu gaye istikametinde bir araya gelen fertlerden müteşekkil cemaat ve tarikatlerin hepsinden Allah razı olsun. Vahidiyet hakikati çerçevesinde bir araya gelen bu dini grupların fertlerinde ve grup olarak tümünde ayrı ayrı ehadiyet hakikati tezahür etmekte. Yani yaratılış itibarıyla her fert Ehad isimine mazhar ve farklı esmalara ayinedir. Dolayısıyla farklı meşreplerin olması … Okumaya devam et Nerede durulmalı?

Hizbü’l Kur’anü’l Muazzam

Hizblere izn-i Peygamberi (ASM) var Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın büyük bir kumandanı olan Hazret-i Üsame Radıyallahü Anh, bir gün “hamd”e ait, bir gün “istiğfar”a ait ayetler, bir gün “tesbih”e ait, bir gün “tevekkül”e, bir gün de “selam” lafzına, bir gün de “tevhid” ve “La ilahe illa Hu”ya ait, bir gün de “Rab” kelimesine ait bütün Kur’an’dan müteferrik surelerden bir hizb-i Kur’ani çıkarmış, kendine bir vird … Okumaya devam et Hizbü’l Kur’anü’l Muazzam

Tek harfin kölesi

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Men allemenî harfen sirtu lehu abden (Kim bana bir harf öğretirse onun kölesi olurum) İhtişamlı çağrışımlarıyla çok etkileyici bir söz. Çoğu kişi bu sözü Hz. Ali’ye (RA) nispet eder lakin ona ait olmadığını savunanlar da eksik değildir. Malum, bir sözün anlamını derinleştiren dört hakikat var; mütekellim, muhatap, makam, maksat (yani; kim söylemiş, kime söylemiş, ne makamda söylemiş, ne maksatta söylemiş). Bu muhteşem söz de ancak Hz. … Okumaya devam et Tek harfin kölesi

Siyasetçi dindar olamaz mı?

Selef-i Salihînden başka, siyasetçi, ekserce tam müttakî dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttakî olanlar, siyasetçi olmazlar. Yani, maksad-ı aslî siyasetini yapanlarda din, ikinci derecede kalır, tebeî hükmüne geçer. Daha önce bizzat defalarca okuduğum ve dinlediğim, dahası siyasetçilerin dini zaafiyetine bir delil olarak sunulan bu ifadedir yazıyı yazmama sebep olan. Risale-i Nur muhataplarının büyük çoğunluğunun aşina olduğu ve Risalelerde sadece bir defa geçen bu ifade, … Okumaya devam et Siyasetçi dindar olamaz mı?