Tefekkür-i müteferrika

Abdülhamid Karagiyim

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Tek dünyalık yaşamdaki akıl tutulması Ahiretin mevcudiyetinin ispatı meselesini şimdilik bir kenara koyarak şunu çok net bir şekilde tespit etmeliyiz ki, ölümden sonra bir hayatın varlığı hakkında emin olunamasa dahi, yüzde yüz yokmuş gibi yaşamak, ister Müslüman ister ateist, ister Türk ister İsveçli olsun tam bir aklın iptali halini (divanelik) işaretliyor. Nasıl? Süleyman Ragıp Yazıcılar’ın İnsan Mesafedir kitabında geçen güzel bir örnek vardı. Tanımadığımız bir … Okumaya devam et Tefekkür-i müteferrika

Günah (2): günah nedir?

Aziz Muhammed Akkaya

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Günah nedir? Bu soru belki defalarca sorulmuştur. Bu işin ehli olan insanlar tarafından da çok mukni cevaplar verilmiştir. Benim bu yazıda amacım literatüre yeni bir günah tanımı sunmak değil. Bu soru hakkında şu ana kadar yapılmış tartışmalar üzerine bir şeyler söylemek de değil. Benim bu yazıdaki amacım kendi tefekkür dünyamdaki düşünce ve deneyimlerime dayanarak bir şeyler söylemek. Bu söylediklerim bariz şekilde hatalı olabilir. Bazı noktalarda … Okumaya devam et Günah (2): günah nedir?

Fatih’te bir gece vakti

Latest posts by Destan Şahlan (see all)

İSTANBUL BİR ÜLKENİN değil kıtaların göbeği. Fatih bir semt değil İstanbul’un kalbi. Kalabalığı sel gibi, akan kan gibi. Bilmem kaç millet kaç insan misafiri. Az ya da çok kalıyor pek çok insan sakini. Gündüzleri pek bir telaşlı koşuşturması, yoğun trafiği. İnsan gibi değil yaşamak insan gibi kalabilmek bile zorluyor insanı, çaresiz fıtratı. Ölüyor belki latifeler yavaş yavaş, biraz biraz bilemiyorum. Hele de doğup büyümediğin, sonradan … Okumaya devam et Fatih’te bir gece vakti

Kelimelere hislerini koymak

MÜBAREK CUMA GÜNLERİNDEN birinde bize Japonca öğreten Japon hocamız sınav konumuzu açıkladı: “Kelimelere hislerini koymak”. Ortalama 1,5 dakikayı geçmeyecek şekilde metin hazırlayıp hocaya kontrol ettirecektik. Ardından sınav vakti ezberden okuyup hocanın sorularına cevap vermemiz gerekiyordu. Hayda bu konu da nereden çıktı derken beyin fabrikası hemen çarklarını çevirip çalışmaya başladı. Fırsat bu fırsat diyerek “ihlas” konusunu ele almaya karar verdim. Hazırladığım metnin bir kısmı böyle oldu: … Okumaya devam et Kelimelere hislerini koymak

İnsan suretine bürünmüş insi bir melek

HER ANI BERABER geçirmeye alışınca yokluğunun daha da battığını hissettiğimiz, Beraberken varlığı normal gelen, ayrılınca güneşin üstüne parladığı bir elmas olduğunu fark ettiğimiz, Kimi zaman en çok kızabildiğimiz, darıldığımız; belki de en çok tartıştığımız ancak günün sonunda hep en çok özlediğimiz, en çok sevdiğimiz, Kendi kişiliğimizi, karakterimizi savunurken, beğenirken; o kişiliği, şu anki beni oluşturan hamuru yoğuran elini gördüğümüz, İlkokula, ortaokula, liseye, üniversiteye bizi hazırlayan; … Okumaya devam et İnsan suretine bürünmüş insi bir melek

Kendiyle baş başa kalabilmek

Latest posts by Kübra Karagiyim (see all)

BİR DÜŞÜNELİM ÖNCE, düşünebilirsek tabii… “Acaba en son ne zaman kendimle baş başa kaldım?” Ya da hiç kaldım mı şu zamana kadar? Doğduğumdan beri etrafım beni kendimle baş başa bırakmayacak bir sürü eşya yığınıyla mı doldurulmuş? “Bir işten yorulunca diğerine koyul” hadisini sanki televizyondan yorulunca bilgisayara, oradan telefona diye anlamış gibiyiz. Bir dakika bile durup düşünmeye tahammülümüz yok. Sanki düşünürsek öleceğiz. Bizi bu hale bu … Okumaya devam et Kendiyle baş başa kalabilmek