Tefekkür-i müteferrika

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Tek dünyalık yaşamdaki akıl tutulması Ahiretin mevcudiyetinin ispatı meselesini şimdilik bir kenara koyarak şunu çok net bir şekilde tespit etmeliyiz ki, ölümden sonra bir hayatın varlığı hakkında emin olunamasa dahi, yüzde yüz yokmuş gibi yaşamak, ister Müslüman ister ateist, ister Türk ister İsveçli olsun tam bir aklın iptali halini (divanelik) işaretliyor. Nasıl? Süleyman Ragıp Yazıcılar’ın İnsan Mesafedir kitabında geçen güzel bir örnek vardı. Tanımadığımız bir … Okumaya devam et Tefekkür-i müteferrika

Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

DOKUZUNCU SÖZ’deki “namazın çekirdekleri” kavramı namaza yüklediğimiz mana açısından inkişafı için ciddi çaba sarf edilmesi gereken çekirdek mahiyetindedir. Bu çekirdekleri çözdükçe namazın hakikatini –bütünlüğünü ve muvazenesini koruyarak– daha iyi anlamak ve keşfetmek de mümkündür. Namazın üç çekirdeği sanki namaz içinde namaz manasını da ihtiva etmektedir. Bu yazıda Dokuzuncu Söz’de namazın çekirdekleri olarak tanımlanan “tesbih”, “tekbir” ve “hamd” hakikatleri Mesnevi-i Nuriye’de yer alan Habbe risalesindeki iki … Okumaya devam et Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

Meraklarımın tadili

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

TADİLE İHTİYACI VAR meraklarımın. İlk önce nimet olduklarının şuuruna varmalıyım. Varmalıyım ki nikmete dönüşmesinler benim hakkımda. Nice nimet, nikmet olmuştur su-i tefehhümden neşet eden suistimal ile. Aşk gibi, şefkat gibi, hırs gibi. Kullanım kılavuzuna müracaat etmeliyim. Ne yapacağım bana verilen şiddetli merakı? Tadile ihtiyacı var meraklarımın. Tasnif, tadilin bir aşamasıdır. Hafif meraklar, şiddetli meraklar. Denî şeyler hafif merakın konusudur. Ulvîleri ise şiddetli merakın. Tasnifin kaybı … Okumaya devam et Meraklarımın tadili

The Hollywood Effect

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect

İhlas hakkında notlar

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

İHLASIN “en büyük bir kuvvet” olması, zayıflığım hakkında bana ne söyler? Kırılganlığım, alınganlığım ihlas kuvvetinin bende olmadığına veya çok az olduğuna delalet eder mi? Kimi güçlü biliyorum, gücü kimden biliyorum? Siyasetçiden mi, patrondan mı, yoksa nefsimden mi? İhlas en büyük bir kuvvettir, zayıflığım ise ortada. Amelim var mı, varsa ne için var? Amelim olmalı, bu birinci basamak. Faal olmalıyım. Atalette ihlas aranmaz. Ne gerekiyorsa yapmalıyım, … Okumaya devam et İhlas hakkında notlar

İslam dünyasının “cebanet”i

Latest posts by Said Yaşar (see all)

“CEBANET” ARAPÇA KÖKENLİ bir sözcük olup Osmanlıca lügatine girmiştir. Manaca korkaklık demek olan bu sözcük Kur’an’ın manevi tefsiri olan Risale-i Nur’da birçok yerde geçmektedir. En başta Üçüncü Söz’de “Evet her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir” denilmiştir. Peki insan cebanetin kaynağı olan dalalete nasıl düşer? Yani Müslümanlar sırat-ı müstakimden, iman ve İslam’ın doğru yolundan nasıl sapar? … Okumaya devam et İslam dünyasının “cebanet”i