Risale-i Nur’un dönemi geçmedi mi?

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

Belki siz de denk gelmişsinizdir böyle düşünenlere. Böyle düşünmelerinin çeşitli sebepleri olabiliyor; kimi dilini beğenmez, kimi yeterince modern bulmaz vs. Ben kötü niyetlileri bir kenara bırakarak iyi niyetli mütehayyirler ve elbette başta kendi nefsim için bu konuda birkaç kelam söylemek istiyorum. Risale-i Nur’un dönemi geçti mi, hayır! Risale-i Nur Kur’ân-ı Hakîm’den aldığı metot sayesinde yanlışlanabilir bilimsel teoriler değil yanlışlanamayan kâinat gerçeklikleri üzerine hakikatlerini bina eder. … Okumaya devam et Risale-i Nur’un dönemi geçmedi mi?

Zelzeleyi “lezzetli bir hayret” ile tefekkür

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

ADALET TESKİN EDİCİ, zulüm ise sarsıcıdır. Kâinat gibi insanın maddi ve manevi hayatı da adalet ve denge üzerine kuruludur. Zira Allah’ın celali ve cemali tecellileri hem insan-ı ekber hem de kâinat-ı asgarda sayısız dengeleri gerektirmektedir. Bu hakikatin çok büyük hassasiyet kazandığı bir alan olan vicdandaki yansıması ise havf-reca dengesi şeklinde ortaya çıkar. Havf yani korkunun ürpermekten dehşete kapılmaya varıncaya nice mertebeleri olduğu gibi recanın yani … Okumaya devam et Zelzeleyi “lezzetli bir hayret” ile tefekkür

Kelamda terapi: olumlamalar

Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz) kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. (İbrahim 14/24- 25) Bediüzzaman hazretlerinin Sözler isimli risalesinde “Beşer bir ümmettir, kelâm sıfatından gelen şeriat-ı İlahiyenin hameleleri, mümessilleri, mütemessilleridir” ifadesinden yola çıktığımızda kelamın insana ve kainata olan tesirlerinin ehemmiyetini görmemek … Okumaya devam et Kelamda terapi: olumlamalar

Kâr-bela

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ hazretlerinin Mesnevi-i Şerif’indeki muhteşem cümlelerinden biri de bezm-i eleste yüklediği şu anlamdır: O “Ben senin Rabbin değil miyim” dedi. Sen “Evet” dedin. Evet demenin şükrü nedir bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergâhındaki halkaya katılmaktadır.[1] “Musibet, keder, gam, darlık, sıkıntı” anlamlarına gelen bela elbette istenmemelidir. Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselamın da buyurduğu gibi Allah’tan … Okumaya devam et Kâr-bela

Ene üzerine-3: insanın emaneti suistimali

BEDİÜZZAMAN İNSANDAKİ ENENİN vazifesini anlatırken “Sâni-i Hakim, insanın eline emanet olarak Rububiyetinin sıfat ve şuûnâtı hakikatlerini gösterecek, tanıttıracak, işârat ve nümuneleri cami’ bir ene vermiştir”[1] şeklinde bir izah getirmiştir. Evet, ene bir “ölçü aleti” olması vasfıyla Rububi­yetin niteliklerini ve uluhiyetin fiillerini bilmeyi sağlayan yüksek özelliklere haizdir. Ancak bu değişmez ölçünün, varlığının olmasına gerek yoktur. Yani tıpkı geometrideki farazî hatlar gibi bir ölçü oluşturabilir. “Rububi­yet-i mevhume”, … Okumaya devam et Ene üzerine-3: insanın emaneti suistimali

Ene üzerine-2: insana verilen emanet

EMANETİN LÜGAT MANASI, geri almak üzere bırakılan şey, bir eşyanın belli bir süre için bırakıldığı güvenli yer, saklanıp korunmak üzere insana, maddi veya manevi bir hakkı verme, can şeklindedir. Emanetin ayette zikredilen manası hakkında ise değişik görüşler mevcuttur. Emanet hakkındaki bu görüşlerden bazıları ise şöyledir: Kur’an, dini tekliflerin tamamı, İslam’ın emirleri, farzlar, Allah’ın emirlerine hakkıyla itaat, yasaklanan şeylerden sakınmak, ibadetler, insana ihsan edilen her nimet, … Okumaya devam et Ene üzerine-2: insana verilen emanet