Ene çadırı

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

AĞUSTOS’UN İLK HAFTASINDA iki farklı mekânda ailece çadır kurma fırsatı nasip oldu: Birincisi Çam Dağı’nda altı aile birlikte iki gece, ikincisi de köyüm Ayvazpınarı’nda iki aile birlikte tek gece geçirmek anne-baba, çoluk, çocuk hepimize çok iyi geldi. Büyükşehrin keşmekeşi, sanal dünyanın cazibesinden kendimizi kısa bir süre de olsa kurtarıp kâinatın ve özellikle de kendimizin gerçekliğiyle yüzleşme imkânı elde etmek huzur vericiydi. Çam Dağı’ndaki iki gecelik … Okumaya devam et Ene çadırı

Müzakare 02-zikir, fikir ve şükür: farklılıkları ve benzerlikleri üzerine

Fatih: Birinci Söz’le ilgili bir soru sormak istiyorum. Malum Üstad orada üç fiyat olarak zikir, şükür ve fikirden bahsediyor. Fikir zaten zikrin ve şükrün içinde mündemiç, daha doğrusu ideal bir zikir ve şükrün içinde var. Mesela Ramazan Risalesi’nde tarif edilen şükrün içinde, Birinci Söz’de bahsedilen fikir boyutunun olduğunu görüyoruz: “İşte ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve … Okumaya devam et Müzakare 02-zikir, fikir ve şükür: farklılıkları ve benzerlikleri üzerine

Mealci modernist akıma ılımlı bakılabilir mi?

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Modernist tahribat Önce İslam muktesebâtına, sonra hadis-i şeriflere, son zamanlarda da yavaş yavaş Kur’ân’ın lafızlarına ilişme cüreti bulan modernist akım… Hâlâ daha birçoğumuzun mahiyetinin cahili olduğu tahrip edici sel… Müntesiplerinin etki alanı ilâhiyat kürsüleri gibi mekânlarla sınırlı kalmadı, ne yazık ki halk tabakasında da hayli yankı uyandırdılar. Ekranlarda ve sosyal mecralarda sık sık kurtarıcı rolünde boy göstermeleri, “Yok efendim bütün hadisleri inkâr etmiyoruz” tarzı lütufkâr … Okumaya devam et Mealci modernist akıma ılımlı bakılabilir mi?

Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Varoluşumuzun kilidini bulmadan, hayatımızda karşılaştığımız ve karşılaşacağımız hiçbir muammanın kapısını açamayız. Ya kapıyı görmezden gelerek kendimizi kandırır ya da kapıyı tekmelemek suretiyle açmaya çalışarak kendimize yazık ederiz. Bunun için insanın kendi benliğiyle olan münasebeti çok mühim. Onunla kuracağı ilişki hem kendi varoluşu hem hayat hem kâinat hem diğer insanlar hem de Rabbiyle kuracağı ilişkinin mahiyetini tayin ediyor. Sınır tanımayan bir enenin kendi menfaati adına bunların … Okumaya devam et Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

DOKUZUNCU SÖZ’deki “namazın çekirdekleri” kavramı namaza yüklediğimiz mana açısından inkişafı için ciddi çaba sarf edilmesi gereken çekirdek mahiyetindedir. Bu çekirdekleri çözdükçe namazın hakikatini –bütünlüğünü ve muvazenesini koruyarak– daha iyi anlamak ve keşfetmek de mümkündür. Namazın üç çekirdeği sanki namaz içinde namaz manasını da ihtiva etmektedir. Bu yazıda Dokuzuncu Söz’de namazın çekirdekleri olarak tanımlanan “tesbih”, “tekbir” ve “hamd” hakikatleri Mesnevi-i Nuriye’de yer alan Habbe risalesindeki iki … Okumaya devam et Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

The Hollywood Effect

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect