Mealci modernist akıma ılımlı bakılabilir mi?

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

Modernist tahribat ÖNCE İSLAM MUKTESEBÂTINA, sonra hadis-i şeriflere, son zamanlarda da yavaş yavaş Kur’ân’ın lafızlarına ilişme cüreti bulan modernist akım… Hâlâ daha birçoğumuzun mahiyetinin cahili olduğu tahrip edici sel… Müntesiplerinin etki alanı ilâhiyat kürsüleri gibi mekânlarla sınırlı kalmadı, ne yazık ki halk tabakasında da hayli yankı uyandırdılar. Ekranlarda ve sosyal mecralarda sık sık kurtarıcı rolünde boy göstermeleri, “Yok efendim bütün hadisleri inkâr etmiyoruz” tarzı lütufkâr … Okumaya devam et Mealci modernist akıma ılımlı bakılabilir mi?

Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

VAROLUŞUMUZUN KİLİDİNİ BULMADAN, hayatımızda karşılaştığımız ve karşılaşacağımız hiçbir muammanın kapısını açamayız. Ya kapıyı görmezden gelerek kendimizi kandırır ya da kapıyı tekmelemek suretiyle açmaya çalışarak kendimize yazık ederiz. Bunun için insanın kendi benliğiyle olan münasebeti çok mühim. Onunla kuracağı ilişki hem kendi varoluşu hem hayat hem kâinat hem diğer insanlar hem de Rabbiyle kuracağı ilişkinin mahiyetini tayin ediyor. Sınır tanımayan bir enenin kendi menfaati adına bunların … Okumaya devam et Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

DOKUZUNCU SÖZ’deki “namazın çekirdekleri” kavramı namaza yüklediğimiz mana açısından inkişafı için ciddi çaba sarf edilmesi gereken çekirdek mahiyetindedir. Bu çekirdekleri çözdükçe namazın hakikatini –bütünlüğünü ve muvazenesini koruyarak– daha iyi anlamak ve keşfetmek de mümkündür. Namazın üç çekirdeği sanki namaz içinde namaz manasını da ihtiva etmektedir. Bu yazıda Dokuzuncu Söz’de namazın çekirdekleri olarak tanımlanan “tesbih”, “tekbir” ve “hamd” hakikatleri Mesnevi-i Nuriye’de yer alan Habbe risalesindeki iki … Okumaya devam et Kur’an’ın, imanın ve namazın çekirdekleri

The Hollywood Effect

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect

Aynaya bakma kılavuzu

Arif Semih Sulubulut

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Arif Semih Sulubulut

Latest posts by Arif Semih Sulubulut (see all)

“Mirror mirror on the wall Who is the fairest one of all” 1. Bir kelime kendi başına bir şey ifade eder, ancak başka bir kelimeyle birlikte mutlaka başka bir şeyi ifade eder. Bu sıralar sürekli düşündüğüm ve söylediğim bir cümle bu. Enstitü’de dört arkadaşımla beraber bir konuyu müzakere ederken önümde açılı duran kitabın ilk kelimesine bakıp bunu yeniden hatırladığımda bu iki kelimenin birlikte yeni bir … Okumaya devam et Aynaya bakma kılavuzu

Müzakere-01: Akıl-Esmâ ilişkisi ve hakikate giden üç yola etkisi

Abdülhamid: Yirmi Dördüncü Söz’ün İkinci Dal’ının sonunda geçen şu bahis: İşte nasıl bir gece adamı ki hiç güneşi görmemiş, yalnız kamer âyinesinde bir gölgesini görüyor. Güneşe mahsus haşmetli ziyayı dehşetli cazibeyi aklına sığıştıramıyor. Belki görenlere teslim olup taklit ediyor. Öyle de veraset-i Ahmediye (asm) ile Kadîr ve Muhyî gibi isimlerin mertebe-i uzmâsına yetişmeyen haşr-i âzamı ve kıyamet-i kübrâyı taklidî olarak kabul eder, “Aklî bir mesele … Okumaya devam et Müzakere-01: Akıl-Esmâ ilişkisi ve hakikate giden üç yola etkisi