“Müstehak idim” demek

KÂMİL İNSANLARIN HAYATI kemalat yolculuğunda mesafe katetmek isteyenler için ibretlik levhalarla dolu. Büyüklerin nelerden marifet meyvesi devşirdiklerini, hangi problemleri kemal yolculuğunun basamakları olarak gördüklerini bilmek; nefislerimizi muhasebeye sevk edip tekemmüle vesile olması açısından oldukça önemli. Bu levhalardan birisi Emirdağ Lahikası’ndaki bir mektupta anlatılıyor. Mektup Bediüzzaman’a ait. Tarihsel muhatap onun aziz ve sıddık kardeşleri. Bu mektupta Bediüzzaman kardeşlerine bir hakikat dersini kendi hayatından bir misalle anlatıyor. … Okumaya devam et “Müstehak idim” demek

Harika insanlar!

Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. Elli insan Türk oldukları (Müslüman) için şehit edildi. İçlerindeki kini hem görsel hem de yazılı olarak da kustular ve gururla yakalandılar. Olayda Hristiyan teröristlerin kaçacak, kıvıracak en ufak bir durumları yoktu ve bu sebeple durum farklı şekilde toparlandı. Günlerdir şehit olan insanların niçin şehit oldukları konuşulacağı yerde Yeni Zelanda halkının aslında ne kadar mükemmel olduklarıyla ilgili konuşmalar, haberler dinlemekteyiz. … Okumaya devam et Harika insanlar!

Sırlı ihlâs

İHLÂS büyük bir sır… Sır ihlâsla tasaffi ediyor, en duru ve en berrak halini alıyor; ihlâs da sırla daha bir sırlanıyor, ulvileşiyor… Tevhid ve ehadiyet hakikatleri tecelli ettikçe ve sırlandıkça ihlâs da kemaline eriyor… Tevhidin ehadiyet tecellileri sır ve ihlâsı birbirine kalbediyor; sırrı ihlâsla, ihlâsı da sırla boyuyor; bir gizemli sıbgalanış… Sır ve ihlâs ya da sırr-ı ihlâs üzerine yazmalı mı veyahut yazılabilir mi, mütehayyirim. … Okumaya devam et Sırlı ihlâs

Hilal ile hilalin savaşı

BAŞLIK KULAĞIMIZIN ALIŞTIĞINDAN biraz farklı gelmiş olabilir. Biz hep “Haç ile hilalin savaşı” diye duymaya alıştık. Aslında şimdi de Yeni Zelanda’daki iki camiye yapılan insanlık dışı, vahşi saldırı sonucu yine kulağımızın alıştığı haliyle kullanılmaya devam ediliyor. Bense bunun hiç de söylendiği gibi olmadığını savunuyorum. Bana göre uzun süredir hilal ile hilalin savaşı yaşanıyor. Yazımın asıl amacı “Hristiyan terörist” olarak önümüze konan bir caninin Cuma namazı … Okumaya devam et Hilal ile hilalin savaşı

Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-7: “Bilimsel ispat” esaretinden “doğru muhakeme” özgürlüğüne geçiş

Ey kendini insan bilen insan. Kendini oku! Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var. İLK GENÇLİK YILLARIMDA Risaleleri okurken “İki kere iki dört eder derecesinde kat’i ispat edilmiştir” gibi ifadelere rastladığımda çok garipserdim. “İspat” benim dünyamda elle tutulup gözle görebileceğim nesneler üzerinde ve yalnızca laboratuvar ortamında yapılabilecek bir şeydi. Allah’ın varlığı ve birliği, haşir, melekler gibi “soyut” konular nasıl ispat edilebilirdi ki? Hem … Okumaya devam et Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-7: “Bilimsel ispat” esaretinden “doğru muhakeme” özgürlüğüne geçiş

Çiçek yağmuru

RAHMETİ KÂİNATI KUŞATAN Rabbimizin rüzgârının kimi zaman nazenin uçuşmalarıyla yeryüzünü okşadığı, kimi zaman sert esintilileriyle yeryüzünü süpürüp temizlediği, yağmur damlalarının serpilişleriyle toprak altındaki varlıkların tekrar hayat buldukları ve güneşin nur huzmelerinin yeryüzündeki her varlığa ulaşıp ısıtması o zamanın geldiğini fark ediyoruz artık. Etrafımızı saran solgun renklerden canlı ve hayat dolu renklere geçiş de o zamanın habercisi, burnumuza esen çeşitli mis kokular da… Evet, ilk ayını … Okumaya devam et Çiçek yağmuru