Kâr-bela

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ hazretlerinin Mesnevi-i Şerif’indeki muhteşem cümlelerinden biri de bezm-i eleste yüklediği şu anlamdır: O “Ben senin Rabbin değil miyim” dedi. Sen “Evet” dedin. Evet demenin şükrü nedir bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergâhındaki halkaya katılmaktadır.[1] “Musibet, keder, gam, darlık, sıkıntı” anlamlarına gelen bela elbette istenmemelidir. Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselamın da buyurduğu gibi Allah’tan … Okumaya devam et Kâr-bela

Kafile ekibi ve Kırmızı Asa serisine dair

YOUTUBE, FACEBOOK VE TWİTTER gibi sosyal mecraların klasik kullanımının en büyük amacı dikkat çekmektir. Bu dalgaya kapılınca daha fazla takipçi, daha fazla beğeni, daha fazla şöhret, daha fazla… derken asıl amacın ne olduğu genelde arka plana atılır, bazen de tamamen unutulur. Zaten sosyal medya insanın beğenilme, konuşulma, dikkat çekme gibi nefsanî zaafları üzerine kurulu olduğu için bu kadar ilgi görüyor kanaatindeyim. Mecranın tabiatı çok samimi … Okumaya devam et Kafile ekibi ve Kırmızı Asa serisine dair

Ene üzerine-3: insanın emaneti suistimali

BEDİÜZZAMAN İNSANDAKİ ENENİN vazifesini anlatırken “Sâni-i Hakim, insanın eline emanet olarak Rububiyetinin sıfat ve şuûnâtı hakikatlerini gösterecek, tanıttıracak, işârat ve nümuneleri cami’ bir ene vermiştir”[1] şeklinde bir izah getirmiştir. Evet, ene bir “ölçü aleti” olması vasfıyla Rububi­yetin niteliklerini ve uluhiyetin fiillerini bilmeyi sağlayan yüksek özelliklere haizdir. Ancak bu değişmez ölçünün, varlığının olmasına gerek yoktur. Yani tıpkı geometrideki farazî hatlar gibi bir ölçü oluşturabilir. “Rububi­yet-i mevhume”, … Okumaya devam et Ene üzerine-3: insanın emaneti suistimali

Ene üzerine-2: insana verilen emanet

EMANETİN LÜGAT MANASI, geri almak üzere bırakılan şey, bir eşyanın belli bir süre için bırakıldığı güvenli yer, saklanıp korunmak üzere insana, maddi veya manevi bir hakkı verme, can şeklindedir. Emanetin ayette zikredilen manası hakkında ise değişik görüşler mevcuttur. Emanet hakkındaki bu görüşlerden bazıları ise şöyledir: Kur’an, dini tekliflerin tamamı, İslam’ın emirleri, farzlar, Allah’ın emirlerine hakkıyla itaat, yasaklanan şeylerden sakınmak, ibadetler, insana ihsan edilen her nimet, … Okumaya devam et Ene üzerine-2: insana verilen emanet

Ene üzerine-1: ene kavramı ve eneye ontolojik yaklaşım

ENE, ARAPÇADA BİRİNCİ tekil şahıs zamiri olan “ben” anlamına gelmektedir. Enaniyet ise “benlik” manasındadır. Ene kavramının enânet, enâniyyet, enâiyyet ve enniyyet şeklinde masdar yapılarak farklı anlamlar yüklenip kullanıldığı görülmektedir. İslam âlimleri eneyi iki farklı mana ile tanımlamaktadır. İlk dönem zâhid ve sûfîleri ene ve enaniyeti; kibir, gurur, bencillik kavramıyla tanımlarken, daha sonraki dönemlerde mutasavvıflar “nefis ve nefsâniyet” anlamında kullanmışlar. Ayrıca biri kötülenen (âdi), diğeri ise … Okumaya devam et Ene üzerine-1: ene kavramı ve eneye ontolojik yaklaşım

Bugünün kâselisleri

TOPLUMLA İLGİLİ FİKİR beyan etmek, başka toplumlarla mukayeseler yapmak ve eleştiriler getirmek bazı ölçülere hassasiyetle riayet etmeyi gerektiriyor. Sünuhat risalesinin “Bir risaleme yazdığım bir zeyldir” bölümü bu açıdan üzerinde durulması gereken bir metindir. Söz konusu bölümde Bediüzzaman bu zamanın “medeni engizisyon”undan bahseder. Bu engizisyon bazı zihinleri ele geçirip İslâmiyet’e karşı kin ve intikam duygularının yayılmasına sebeb olur. Nihai hedefi ise “diyanetsizliğe veya lâübaliliğe veya Hristiyanlığa … Okumaya devam et Bugünün kâselisleri