Ene üzerine-2: insana verilen emanet

EMANETİN LÜGAT MANASI, geri almak üzere bırakılan şey, bir eşyanın belli bir süre için bırakıldığı güvenli yer, saklanıp korunmak üzere insana, maddi veya manevi bir hakkı verme, can şeklindedir. Emanetin ayette zikredilen manası hakkında ise değişik görüşler mevcuttur. Emanet hakkındaki bu görüşlerden bazıları ise şöyledir: Kur’an, dini tekliflerin tamamı, İslam’ın emirleri, farzlar, Allah’ın emirlerine hakkıyla itaat, yasaklanan şeylerden sakınmak, ibadetler, insana ihsan edilen her nimet, … Okumaya devam et Ene üzerine-2: insana verilen emanet

Ene üzerine-1: ene kavramı ve eneye ontolojik yaklaşım

ENE, ARAPÇADA BİRİNCİ tekil şahıs zamiri olan “ben” anlamına gelmektedir. Enaniyet ise “benlik” manasındadır. Ene kavramının enânet, enâniyyet, enâiyyet ve enniyyet şeklinde masdar yapılarak farklı anlamlar yüklenip kullanıldığı görülmektedir. İslam âlimleri eneyi iki farklı mana ile tanımlamaktadır. İlk dönem zâhid ve sûfîleri ene ve enaniyeti; kibir, gurur, bencillik kavramıyla tanımlarken, daha sonraki dönemlerde mutasavvıflar “nefis ve nefsâniyet” anlamında kullanmışlar. Ayrıca biri kötülenen (âdi), diğeri ise … Okumaya devam et Ene üzerine-1: ene kavramı ve eneye ontolojik yaklaşım

Bugünün kâselisleri

TOPLUMLA İLGİLİ FİKİR beyan etmek, başka toplumlarla mukayeseler yapmak ve eleştiriler getirmek bazı ölçülere hassasiyetle riayet etmeyi gerektiriyor. Sünuhat risalesinin “Bir risaleme yazdığım bir zeyldir” bölümü bu açıdan üzerinde durulması gereken bir metindir. Söz konusu bölümde Bediüzzaman bu zamanın “medeni engizisyon”undan bahseder. Bu engizisyon bazı zihinleri ele geçirip İslâmiyet’e karşı kin ve intikam duygularının yayılmasına sebeb olur. Nihai hedefi ise “diyanetsizliğe veya lâübaliliğe veya Hristiyanlığa … Okumaya devam et Bugünün kâselisleri

Kendini seviyorsan O’nu sevmelisin

UNUTMA EY NEFSİM! Manevi kalbini yaratan, bâtın denilen en iç kısmını kendi tecelli ve nazargâhı olarak ayırdı. Orayla başka şeyleri seversen işin yaş. O’ndan başka kime kalbinin içini verirsen parça parça edip sana geri verecek. Emin ol. Ferrari ile köy yolunda gidilmez. Allah’ı sevmek için yaratılan bir kalple üç günlük dünyanın beş kuruşluk mahlûkatı sevilmez. Onun mecrası farklı. Mecrasını şaşırırsan çok sıkıntı çekersin. Hayat senin … Okumaya devam et Kendini seviyorsan O’nu sevmelisin

Ene çadırı

AĞUSTOS’UN İLK HAFTASINDA iki farklı mekânda ailece çadır kurma fırsatı nasip oldu: Birincisi Çam Dağı’nda altı aile birlikte iki gece, ikincisi de köyüm Ayvazpınarı’nda iki aile birlikte tek gece geçirmek anne-baba, çoluk, çocuk hepimize çok iyi geldi. Büyükşehrin keşmekeşi, sanal dünyanın cazibesinden kendimizi kısa bir süre de olsa kurtarıp kâinatın ve özellikle de kendimizin gerçekliğiyle yüzleşme imkânı elde etmek huzur vericiydi. Çam Dağı’ndaki iki gecelik … Okumaya devam et Ene çadırı

Müzakere 02-zikir, fikir ve şükür: farklılıkları ve benzerlikleri üzerine

Fatih: Birinci Söz’le ilgili bir soru sormak istiyorum. Malum Üstad orada üç fiyat olarak zikir, şükür ve fikirden bahsediyor. Fikir zaten zikrin ve şükrün içinde mündemiç, daha doğrusu ideal bir zikir ve şükrün içinde var. Mesela Ramazan Risalesi’nde tarif edilen şükrün içinde, Birinci Söz’de bahsedilen fikir boyutunun olduğunu görüyoruz: “İşte ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve … Okumaya devam et Müzakere 02-zikir, fikir ve şükür: farklılıkları ve benzerlikleri üzerine