The Hollywood Effect

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect

İhlas hakkında notlar

İHLASIN “en büyük bir kuvvet” olması, zayıflığım hakkında bana ne söyler? Kırılganlığım, alınganlığım ihlas kuvvetinin bende olmadığına veya çok az olduğuna delalet eder mi? Kimi güçlü biliyorum, gücü kimden biliyorum? Siyasetçiden mi, patrondan mı, yoksa nefsimden mi? İhlas en büyük bir kuvvettir, zayıflığım ise ortada. Amelim var mı, varsa ne için var? Amelim olmalı, bu birinci basamak. Faal olmalıyım. Atalette ihlas aranmaz. Ne gerekiyorsa yapmalıyım, … Okumaya devam et İhlas hakkında notlar

Burası çok güzel

TUTUYORUM nefesimi, uçuyor kırlangıçlar Sabahı çoktan karşılamış horozlar Tertemiz bir hava, taptaze kokular Burası çok güzel, baharı özlemişim Aynı çocukluğumdaki gibi Patlamış beyaz çiçekler Derunumda düşünceler Şu burnuma gelen hava Nemli toprak ve çiçek, biraz da taze tezek Burası çok güzel Küre-i arz giymiş yemyeşil bir yelek Baharı özlemişim Buğulu dağ etekleri, hafif serince rüzgâr Uyanmamak elde değil, mee’liyor kuzular İki nefes arasından nasıl geçip … Okumaya devam et Burası çok güzel

Fatih’te bir gece vakti

İSTANBUL BİR ÜLKENİN değil kıtaların göbeği. Fatih bir semt değil İstanbul’un kalbi. Kalabalığı sel gibi, akan kan gibi. Bilmem kaç millet kaç insan misafiri. Az ya da çok kalıyor pek çok insan sakini. Gündüzleri pek bir telaşlı koşuşturması, yoğun trafiği. İnsan gibi değil yaşamak insan gibi kalabilmek bile zorluyor insanı, çaresiz fıtratı. Ölüyor belki latifeler yavaş yavaş, biraz biraz bilemiyorum. Hele de doğup büyümediğin, sonradan … Okumaya devam et Fatih’te bir gece vakti

Kelimelere hislerini koymak

MÜBAREK CUMA GÜNLERİNDEN birinde bize Japonca öğreten Japon hocamız sınav konumuzu açıkladı: “Kelimelere hislerini koymak”. Ortalama 1,5 dakikayı geçmeyecek şekilde metin hazırlayıp hocaya kontrol ettirecektik. Ardından sınav vakti ezberden okuyup hocanın sorularına cevap vermemiz gerekiyordu. Hayda bu konu da nereden çıktı derken beyin fabrikası hemen çarklarını çevirip çalışmaya başladı. Fırsat bu fırsat diyerek “ihlas” konusunu ele almaya karar verdim. Hazırladığım metnin bir kısmı böyle oldu: … Okumaya devam et Kelimelere hislerini koymak

İslam dünyasının “cebanet”i

“CEBANET” ARAPÇA KÖKENLİ bir sözcük olup Osmanlıca lügatine girmiştir. Manaca korkaklık demek olan bu sözcük Kur’an’ın manevi tefsiri olan Risale-i Nur’da birçok yerde geçmektedir. En başta Üçüncü Söz’de “Evet her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir” denilmiştir. Peki insan cebanetin kaynağı olan dalalete nasıl düşer? Yani Müslümanlar sırat-ı müstakimden, iman ve İslam’ın doğru yolundan nasıl sapar? … Okumaya devam et İslam dünyasının “cebanet”i