Nüveler: akıl ve kalp dairesi

Nüveler: akıl ve kalp dairesi

1) Suizanlarını zekâ, feraset, basiret kılıflarıyla satanları İmam Gazzalî ne güzel ifşa etmiş:
“Adamın bu kötülüklerini ve gizli hallerini bulabilmeyi kendisi için bir zekâ ve sür’at-i intikal diye kabul ettirir. ‘Mümin, Allah’ın nûru ile bakar ve böyle kapalı gerçekleri bulur, meydana çıkarır’ şeklinde vesveselerle insanı aldatır. Gerçekte ise bu tecessüs, Allah’ın nuru ile değil şeytanın vesvesesiyledir.” (4.4.2023)


2) “Yapan müslüman diye savunma. Yapılan müslümanca ise savun.”
(Metin Karabaşoğlu)
“Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Benim kalbimi senin dinin üzerine sabit kıl” nebevî duasının bir hikmeti…


3) Dindar görünümlü müflis olmamanın hadiste belirtilen kriterleri: sövmemek, dövmemek, iftira atmamak, hak yememek, kan dökmemek. (Müslim, Birr 59) (28.4.2023)


4) “Sorun, dini sahip olunacak, sahip çıkılacak edilgen bir nesne olarak algıladığımızda başlıyor. Bu algıyla çıkılan yolun sonunda, dini, her şeyin ve hepimizin üzerinde, herkesin muhatabı ve tâbisi olabileceği bir aşkınlık olarak bilme imkânı kalmıyor.” (Oktay Gökkoca, 14.5.2023)
Buna bir de sadece bizim sahip çıkabileceğimizi vehmettiren inhisarcı zihniyeti eklediğimizde sorun daha da büyüyor.


5) Kınanma korkusu, prestij ve statüyü kaybetme endişesiyle hakikati/erdemi kabul etmeme bir Câhiliyye özelliğidir. Ebu Tâlib’in makbul bir iman getirmemesi de “hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyat”la ilgiliydi. Hicab ve asabiyetini aşamama bugünün de en ağır imtihanlarından. (4.5.2023)


6) Düğünlerde birkaç saatliğine en lüks arabaları fahiş fiyatlara kiralama âdeti ile Câhiliyye döneminin gösteriş ve övünme amacı taşıyan ve Resûlullah (asm) tarafından yasaklanan deve kesme âdeti (‘akr) arasında bir fark göremiyorum. (13.6.2023)


7) Şükür isteksizliği bir şeylerin yanlış düşünüldüğünün en net göstergesi gibi. Fıtrî/gayr-i şuurî şükür olan iştah, zevk ve telezzüz eksikliği maddi hastalık belirtisi olduğu gibi iradî/şuurlu şükür iştahsızlığı da gaflet gibi manevî rahatsızlıklara işarettir belki de. (6.7.2023)


8) İnsafsızlık mı idraksizliğin sebebi yoksa idraksizlik mi insafsızlığın sebebi bilmiyorum ama aralarında kuvvetli bir ilişkinin olduğu kesin. (30.8.2023)


9) Duygularını tanımamak da bir tür gaflettir.


10) Kişinin kendi imtihanını tanıyabilmesi dünya imtihanının kolay gözüken zor bir parçasını oluşturuyor. Nefsini tanıma bir anlamda imtihanını tanımaktır. (23.12.2023)


11) “Akıldan uzak duran, aklı işletmeyi reddeden bir teslimiyeti, teslimiyetin istismarı şeklinde görmek lazım” (İsmail L. Hacınebioğlu, Açıkdeniz, 12/23).
Galiba tüm istismarların beslendiği ana kaynağa işaret ediyor bu söz. Aklını teslim eden her türlü istismara açıyor kendini (26.12.2023)


12) Zamanın müfessirliği gibi her bir insanın hayatının müfessirliği de çok kıymetli. Tecrübelerimiz Kur’an ayetlerini idrak seviyemizi yükseltebiliyor. (5.1.2024)


13) Kâfirler hakkında nâzil olan ayetlere Hz. Ömer (ra) misali muhatap olabildiğimizde daha istikametli hayatlar konusunda ümitvar olabiliriz. (8.1.2024)
“Esasen kâfirler hakkında nâzil olan ‘Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız’ ayetini düşünerek halife olduğu dönemde bile lezzetli yemekler yememesi, yamalı elbiseler giymesi ve müreffeh bir hayat yaşamaması bu kapsamda değerlendirilebilir. Hatta Hz. Ömer, bunu bireysel düzeyde yorumlamamış etrafındaki insanları da uyarmıştır. Mesela o, meşhur sahabeden Câbir b. Abdullah’ı (ra) bir gün elinde et parçasıyla görüp ne olduğunu sorduğunda Câbir, canı çok istediği için et satın aldığını söyleyince ‘Ey Câbir sen canının her istediğini satın mı alıyorsun, أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا ayetinden korkmuyor musun?’ demiştir.”
(Kaynak: Mehmet Bağçivan, Kur’an Yorumunda Bağlamın Sınırlayıcılığı)


14) “Kötülüğün ardından yapılacak şeylerden biri ise yaratıcıya nispetle istiğfar etmek, yaratılana nispetle de güzelce özür dilemektir.”
(Abdülkâdir el-Fâkihî, İslâm Ahlâk Düşüncesi Sözlüğü) (1.4.2024)


15) Muhakemât’ta geçen “âkıl sıddıklar” tamlaması ilk kez dikkatimi çekti, karşıtı “sadîk-i ahmak”. Dini/cemaatî bağlılıkları anlama konusunda iki önemli tipolojiye işaret ediyorlar. Akılsız sadakatin makbul bir haslet olmadığı çok açık. (9.4.2024)


16) Suhulet ve makuliyet imanda, müşkülât ve muhâlât küfürdedir. Ahlakımız ve amelimiz iman yolunu başkaları için zorlaştıran durumda ise “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın” nebevî uyarısını tekrar düşünebiliriz. (30.6.2024)


17) İman yolunun iktidar davası güden dışlayıcı zihniyetler tarafından zorlaştırıldığı bir zamanda bu yolu derin bir hikmet ve kapsayıcı bir şefkatle kolaylaştırmak ilim ehlinin boynunun borcudur. (16.7.2024)


18) Tahkik, tefekkür, burhan, hakikat gibi kavramların merkezde olduğu bir mesleğin müntesiplerine tarihle ilgili sathî algı ve söylemler hiç yakışmadığı gibi yapılan iman hizmetinin de perdelenmesine sebep oluyor. (22.11.2024)


19) Utanç duygusunun kapitalizm tarafından bir denetleme ve manipülasyon aracı haline getirildiği ahir zamanda, hayânın imanla ilişkisini müminane bir hürriyet ve hayat anlayışına sahip olmak için idrak etmeye belki de her zamandan daha fazla muhtacız. (23.11.2024)


20) “Nasıl olsa alıcısı var” diyerek fazlasıyla iddialı ve altı doldurulmamış içeriklerle dine hizmet ettiğini düşünen ve mukallidliği aşamamış müminler fena halde yanılıyorlar. “Taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda” mukallid müminler tebliğ zannıyla çok çamlar deviriyorlar. (20.12.2024)


21) “Her mâsiyetin, her gafletin ve her şehvetin aslı nefsi beğenmektir. Her taatin, her uyanışın ve her iffetin aslı da nefsten razı olmamandır.” (Hikem-i Atâiyye)
Bilgiye dirençli cehaletin aslı da nefsini beğenmektir. Bilgiye en fazla direnci nefsini en çok beğenenlerde gördüm. (22.12.2024)


22) “Akıl ve nakil taâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar, nakil tevil olunur” prensibini beşer kelamını yorumlarken bile işletememek muhakemede katedilecek mesafenin uzunluğunu gösteren kritik bir işaret. (29.12.2024)


23) Kimlikte ziyade hassas, muamelatta (helal rızık gibi) noksan olarak “ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını” değil daha çok samimiyetsizliğimizi izhar ediyoruz. (2.1.2024)


24) Komplo teorilerine inanmanın temelinde de nefsini beğenmek var. Nefis terbiyesini ilim ahlakı bağlamında düşünmeye çok ihtiyacımız var. (17.1.2025)


25) İhlas ve hakperestlik dile kolay hasletler…
“Hem ihlas ve hakperestlik ise Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun, istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa ‘benden ders alıp sevap kazandırsınlar’ düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.”
Mehmet Bagcivan (@ninjakurbaa, 26.2.2025): “Kendisinin başını çekmediği ya da parçası olmadığı her şeyi değersiz görüp küçümsemek narsistliğin en yaygın tezahürlerinden biri”.


26) Büyük konuşmaya da birebir tatbik edilebilir ölçüler: “Büyük görünme küçülürsün (…) Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük; nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük.” (3.3.2025)


27) Çalkantılı dönemlerde daha aşikar hale gelen ve duygusal kutuplaşmayı körükleyen bir maraz var: bir alandaki bilgisine/şöhretine güvenip her konuda ahkam kesmek. “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun” nebevî ikazına sosyal medya çağında ekmek/su kadar muhtacız. (24.3.2025)


28) “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimi anlamaktan uzaklaştıracağım” (A’raf, 7:146).
Kibir idraki daraltır; mutlak kibir, mutlak daraltır. (10.4.2025)


29) Büyük musibetler, bir yönüyle de, sahte tesellilerle “hakiki teselliler”i temyiz etmenin en önemli vesileleridir. (27.4.2025)


30) Kişiye özel rahmet tecellilerinin olduğunu bilmek, musibetleri bizzat yaşamayanlar için de özel ve büyük bir sabır ve teselli kaynağı. (29.4.2025)


31) “Başarı” anlayışımızda kendine pek yer bulamasa da “teselli bulmak ve vermek” bir insanın sahip olabileceği en önemli meziyetlerdendir. (1.5.2025)


32) Meziyetimizi tahakküm ve tekebbüre alet etme zulmü mikro iktidar alanlarımızda, birebir insan ilişkilerimizde başlıyor. (4.5.2025)


33) “Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.” Ruhumuzun, kalbimizin ve aklımızın dinlendiğini hissettiğimiz namazlar hamd edilmesi gereken büyük nimetlerdendir. (16.5.2025)


34) Kendisi gibi âciz bir insanın bariz tekebbürünü tevil edecek kadar mizanının şaşması kişiye musibet olarak yeter. (1.6.2025)


35) Müminin kâfirden üstünlüğü gibi daire-i itikada ait bir hükmü “Her bir müslümanın her bir sıfatı müslüman olması lâzım olmadığı gibi her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve sanatları kâfir olmak lâzım gelmez” hükmünün câri olduğu daire-i muamelata teşmil etmek büyük hata. (9.6.2025)


36) Mücahede zamanında ileriye sevk edemediğimiz nefislerimiz, ücretin tevziinde en ön saflarda görünme(me)nin kavgasına tutuşuyor. (10.6.2025)


37) En akıllı geçinenlerin bile aklını köreltip vicdanını susturan asabiyetin ve garazkârane tarafgirliğin şerrinden Allah’a sığınırım. (10.6.2025)


38) Nefsini bilmenin önemli bir göstergesi kişinin kendini önemseme durumu olsa gerek. Kendini haddinden fazla önemseyen “enesi çifteli, kafası kibirliler” aslında cehaletlerini sergilediklerinin farkında bile olmuyorlar. (8.8.2025)


39) Âdil ve özgür düşünebilmek için her şöhret gibi “başkasının malını sahibine mal eden” ilmî şöhretin de “zalim” ve “müstebit” boyutlarının farkında olmak gerekiyor. (16.8.2025)


40) İnsana dair müfrit kötümserliğin başkasının kemalatından mahrumiyet ve içe kapanıklık gibi muzır neticeleri oluyor. “Ye’s, mâni’-i herkemâldir” sözü insandan ümidi kesmeme boyutunu da hâvi olsa gerek. (26.8.2025)


41) Müfrit kötümserlik; tanımaya değil inkâra, dayanışmaya değil husumete kuvvet veriyor. Halbuki “Kabâil ve tavâife inkısam –ayetin ilân ettiği gibi– teârüf içindir, teâvün içindir; tenâkür için değil, tehâsum için değildir”. (Said Nursi, Mektubât). (28.8.2025)


42) Suizannın hüsnüzandan çok kolay olması “Tahrip tamirden çok kolaydır” düsturunun ahlak alanındaki bir örneği. Hüsnüzan belirli seviyede mantık, muhakeme, tutarlılık, ilim gibi aklî ve kalbî özellikler gerektiriyor. (13.9.2025)


43) Hayatı kendine ve başkalarına zehir etmek için suizan ve yeisten daha güçlü, ucuz ve kolay formüller az bulunur: “Hayat içinde hayattır, hüsnüzanda emeli. Suizanla yeistir saadet muharribi hem de hayatın katili”. (16.9.2025)


44) “Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silah” ise suizan ve yeis de “güzel düşünme” kabiliyetini geliştirememiş tembellerin en çok istimal ettikleri bir silahtır. (16.9.2025)


45) Aklen ve kalben emek sarf etmeden âdilane düşünüp davranabileceğini vehmetmesi insanın en büyük ve muzır yanılgılarından. (16.9.2025)

Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.