Nüveler: Filistin

Nüveler: Filistin

  1. Filistin’in hem tarihsel hem de güncel durumu gösteriyor ki “medeni” dünyanın pratikte en temel ilkesi “hakka bedel kuvvet”tir. Bu prensip tüm hukuki teorik müktesebatı geçersiz kılacak kadar kuvvetli ve geçerli. Kuvvet haktadır ama kuvvetsiz hakkın da bir geçerliliği olmuyor. (11.10.2023)
  2. Filistin meselesi milliyetçiliğin adalet sınırlarını gösteren berrak bir ayna.
    “Unsuriyet ve milliyet esasları, adaleti ve hakkı takip etmediğinden zulmeder, adalet üzerine gitmez. Çünkü unsuriyetperver bir hâkim, millettaşını tercih eder, adalet edemez.” (Mektubat) (12.11.2023)
  3. Cehennemin lüzumunun iliklere kadar hissedildiği zamanlar. Gayzından parçalanacak Cehennem inancından başka hiçbir şey içlerdeki acıyı ve öfkeyi layıkıyla söndüremez. (15.11.2023)
  4. Farklı kimlik ve aidiyetlere sahip insanların ızdıraplarına duyarsızlık adaletten hissemizin çok az olduğunu gösterir. Filistin’e sahip çıkan gayrimüslimlerden bu anlamda alınacak çok dersler var. (31.10.2023)
  5. Zaman müfessirliğini izhar ediyor:
    وَمِنْ قَوْمِ مُوسٰٓى اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُون
    “Musa’nın kavminden bir topluluk da var ki hak sözle insanlara doğru yolu gösterir ve hak ile hükmederek adalet ederler.” (A’râf, 7:159)
  6. Gazze’de yaşananlar toplumsal hafızasızlığımız açısından da ibretlik boyutlar içeriyor. Hikmet-i hükümetten sual edememenin, yöneticilere hakkı söylemeyi ihmal etmenin ve toplumsal hafızanın ne denli devlet güdümlü olduğunu gösteren bir ayna oldu Gazze. (3.11.2023)
  7. İsrail ile ilişkileri bir ülkenin siyasetinin canavarlaştıran menfaat üzerine dönüp dönmediğinin en net göstergelerinden birini oluşturuyor. Bu açıdan pek çok müslüman ülkenin siyaseti –propagandaların söylediğinin aksine– canavarlaşmış halde. (15.11.2023)
  8. İsrail’i besleyen müslüman ülkelerin gösterdiği bir gerçek de şu ki kapitalizmle meselesi olmayanın siyonizmle sahici bir meselesi yoktur. Bu ülkelerin yöneticilerinden siyonizmle mücadele etmelerini beklemek muhali talep etmek gibi bir şey. (3.12.2023)
  9. “Gruba ait olmayan çocuklar ve dişiler öldürülebilir.” Primatolog Jane Goodall şempanzeler hakkında söylüyor bunu (The Chimpanzees of Gombe: Patterns of Behavior, 1986). İsrailli canilerin hayvandan da aşağı bir topluluk olmasının kanıtı olarak da okunabilir. (8.12.2023)
  10. Siyonizm birçok açıdan ibret alınması gereken bir hadise. Bu ideolojinin yahudilere ve dünyaya verdiği zararı uzun uzun düşünmek gerekirken bazılarının devletçiliği ve milliyetçiliği, devleti ve milleti mutlaklaştıran bir ideolojinin yaptıklarına rağmen sarsılmıyor. (21.12.2023)
  11. Görünen o ki İsrail karşısında zillet ve izzet dışında benimsenebilecek bir duruş bulunmuyor. Başta müslüman ülkeler olmak üzere dünya ya zilletle konforunu bozmadan yaşamaya devam edecek veya izzetle bedel ödeyerek mücadele edecek. (3.1.2024)
  12. Bir hadiste münkerin emredilip ma’rufun yasaklanacağı; ma’rufun münker, münkerin ma’ruf sayılacağı vakitlerden bahsediliyor. Bir kısım müslümanların İsrail’le ticaret münkerini ma’ruf, protesto ma’rufunu münker saymaları bana bu hadisi hatırlatıyor. (7.4.2024)
  13. Batı’daki sivil Filistin direnişleri “devleti zor durumda bırakmama” zihniyetinin daha âdil bir dünyanın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu gösteriyor. “Zalim hükümdara söylenmiş hak söz” anlamındaki cihad konusunda Batılı toplumlardan öğreneceğimiz hâlâ çok şey var. (26.4.2024)
  14. Soykırım karşıtı fikirleri, hareketleri ve kişileri nasıl kriminalize ettikleri de aynı şekilde tüm ayrıntılarıyla ortaya koyulmalı. Sadece Fransa’da 7 Ekim’den bu yana yüzlerce kişi hakkında terörizm savunuculuğu suçlamasıyla soruşturmalar açıldı. (27.5.2024)
  15. “İsrail’de ülkeleri için doğru şeyi yaptıklarına inanmalarını sağlayan çok derin, kapsamlı ve katı bir eğitim var” (Nurit Peled-Elhanan). Bütün “milli eğitim” sistemlerinin tek cümlede özeti gibi. (3.6.2024)
  16. Ne kadar tanıdık…
    Nazilerin 1940-1944 arasında işlettikleri ve ağır çalışma koşulları, işkence ve infazlarla bilinen Schirmeck Toplama Kampı’nın komutanı Karl Buck mahkemede kendini şöyle savunuyordu: “Vatan tehlikedeydi (…) uluslararası hukuka kesinlikle uygun emirler verdim.” (8.6.2024)
  17. İsrail’in bile “masumiyet”ine inandıran devletçilik illetinin kime ne hayrı olabilir?
    “Masumiyet mitinin üçüncü bir yönü daha vardır: Devletin, tanım gereği haklı olan ve hiçbir koşulda olağan kriterlere göre yargılanamayacak bir idol veya tanrı konumuna yükseltilmesi. Böylece devlet, dinin yerini alacak kadar önem kazanır ve bugün Yahudi olmak, İsrail’i ve onun savunulması ve hayatta kalması için yapılan tüm eylemleri desteklemek anlamına gelir. Beinart, bir devleti bu şekilde bir tanrı mertebesine yükselttiğimizde, onun varlığını, yargı yetkisini uyguladığı insanların hakları ve haysiyetinin üstüne koyduğumuzu söylüyor. Bu putperestliktir çünkü bir devletin değeri onu yönetenlerin kimliğine değil bireylere nasıl davrandığına bağlıdır. Bir devletin meşruiyetini değerlendirirken ve onun eylemlerine destek verip vermemeyi sorgularken asıl soru devletin yönettiği kişilerin yaşama ve gelişme hakkını garanti edip etmediği olmalıdır. Eğer bu durum söz konusu değilse o devlet başarısızdır ve etik bir şekilde yeniden inşa edilmesinin yolları düşünülmelidir. Ancak Beinart’a göre bugün birçok Yahudi, İsrail devletini hiçbir dış normu uygulamak zorunda olmayan üstün bir güç olarak görüyor. Bu nedenle ‘koşulsuz’ destek suçtur çünkü hiçbir devlet kimliği nedeniyle sınırsız yetkiye sahip değildir, hiçbir devlet kendi koyduğu yasayı tek yasası olarak kabul edemez (s. 100)”.
    Kaynak: Jean-Fabien Spitz, “Israël et la fin du libéralisme d’après-guerre”, La Vie des idées, 3 Eylül 2025, https://laviedesidees.fr/Israel-et-la-fin-du-liberalisme-d-apres-guerre
  18. Sosyolog Sari Hanafi’nin Alain Touraine ile yaşadığı bir anekdot Batılı entelektüellerin İsrail’i laiklik üzerinden meşrulaştırarak işgali ve sömürgeciliği görmezden gelmelerinin ibretlik bir örneği. (6.9.2025)
    “Fransız sosyolog Alain Touraine’in 1993’te Paris’te École des hautes études en sciences sociales’de (EHESS) verdiği bir konferansta İsrail’in kısa sürede 100 bin Rus yahudisini kabul etmesinin bir ‘mucize’ olduğundan bahsettiğini hatırlıyorum. Bu Rusların çoğunun işgal altındaki Filistin’e yasa dışı yollardan yerleştirildiğini ileri sürerek bu ‘mucize’ye karşı çıktığımda bana şu cevabı vermişti: ‘Bay Hanefi, bu göçmenler durumu değiştirecek: Sovyetler Birliği’nde büyüdükleri için laiktiler ve bu nedenle barış sürecini destekleyeceklerdir.’ Sapıkça bir safdillikle bu yasa dışı yerleşimcilerin daha sonra Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) gibi İsrail rejimindeki en sömürgeci aşırı sağcı siyasi partilerden bazılarını kuracaklarını ve Batı Şeria’daki dini yerleşimci hareketiyle ittifak yapacaklarını fark etmemişti. Bu anekdottan sonra birkaç kez görüştük ve zaman zaman bana Arap-İsrail çatışması hakkında sorular sordu. Ona söylediklerini hatırlatıyordum ama her seferinde aldığım tek cevap bir kahkaha ya da kocaman bir gülümseme oluyordu.”
    Kaynak: Par Sari Hanafi, “Silence complice: la défaite morale de l’Occident face à Gaza”, CAREP Paris, 4 Eylül 2025, https://carep-paris.org/recherche/etudes_sur_la_palestine/silence-complice-la-defaite-morale-de-loccident-face-a-gaza/
  19. “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” ayetinin “suçluluk” duygusuna bakan bir yönü de olsa gerek. Başkasının günahının ağır psikolojik yükü başka günahları beraberinde getiriyor. Tıpkı Nazilerin Holokost günahını yüklenen Almanların siyonizme esaretlerinde olduğu gibi. (24.9.2025)
Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.