The Hollywood Effect

Abdülhamid Karagiyim

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect

Kendiyle baş başa kalabilmek

Latest posts by Kübra Karagiyim (see all)

BİR DÜŞÜNELİM ÖNCE, düşünebilirsek tabii… “Acaba en son ne zaman kendimle baş başa kaldım?” Ya da hiç kaldım mı şu zamana kadar? Doğduğumdan beri etrafım beni kendimle baş başa bırakmayacak bir sürü eşya yığınıyla mı doldurulmuş? “Bir işten yorulunca diğerine koyul” hadisini sanki televizyondan yorulunca bilgisayara, oradan telefona diye anlamış gibiyiz. Bir dakika bile durup düşünmeye tahammülümüz yok. Sanki düşünürsek öleceğiz. Bizi bu hale bu … Okumaya devam et Kendiyle baş başa kalabilmek

Kanadı kırık tapınışlar

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

KASIM’IN 10’U BENİM için kutlanılası bir gün. Zira ilk göz ağrım, oğlum o gün doğdu. Buna binaen her 10 Kasım bizim evimizde mutlulukla karışık bir tatlı telaş olur. Bir başka açıdan ise 10 Kasım benim için hürriyet mihengidir. Şehri hatta ülkeyi putlaştırmayı arzulayan anlarda hür bir insan kalabilme mücahedesinin vaktidir. Bu yıl 10 Kasım tapınış seanslarının dile gelmiş halleri ülke gündemini daha derinden meşgul ediyor. … Okumaya devam et Kanadı kırık tapınışlar

Düsturların aynasında (1): Şahıs yok mu?

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

BİR DÜŞÜNCEYE YAPILABİLECEK en büyük kötülüklerden birisi onu yanlış anlamaktır. Yanlış iliklenen ilk düğme misali, yanlış anlaşılmış düşünceden sonra da doğru davranış sergilemek mümkün olmuyor. İnsanın olduğu her yer gibi Risale-i Nur hizmeti yapan çeşitli mecralarda da yanlış uygulamalara rastlıyoruz. Hataları büsbütün yok etmek mümkün olmasa da onlarla yüzleşip gücümüzün yettiği kadar mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum. İlkini bu yazının oluşturduğu bir dizi makale serisinde odaklanmayı … Okumaya devam et Düsturların aynasında (1): Şahıs yok mu?

İnsan: Nesneleştirenler ile özneleştirenler arasında

Abdülhamid Karagiyim

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

İş yaşamıma başlayalı iki yıla yaklaştı. Ve bu iki yıl boyunca şaşırarak ve üzülerek gözlemlediğim bir olgu var. O da insanların bütün ve biricik hayatlarını çok basit bir iş için feda ediyor olmaları. Hayatın tüm anlamının ona  endekslendiği, “mesai saatleri” dahilinde kalınamayıp günün tüm mesaisi ve enerjisinin feda edildiği işler… İnsanı bütün mahlukat üstünde bir “özne” konumunda yaratan Rabbin bu tercihine mukabil onu adeta robotik … Okumaya devam et İnsan: Nesneleştirenler ile özneleştirenler arasında

İslam’da veganlık

Latest posts by Tevfik Ertem (see all)

Veganlık denilince vejeteryan kelimesine aşina olanların kafasında bir şeyler canlanmıştır. Vejeteryanlık genel olarak hayvan eti yememek olarak bilinirken veganlık bunun birazcık daha üst sürümü. Hatta bir “direniş felsefesi”nin de olduğu iddia edilen veganlıkta her türlü hayvansal ve –benim tabirimle– hayvanların hayvan gibi kullanımına karşı olma vardır. Her şeye karşıdırlar: kırmızı et, balık eti, tavuk eti, süt, bal, deri ürünler, yün ve ipek ürünler, hayvanat bahçesi, … Okumaya devam et İslam’da veganlık