The Hollywood Effect

BATI MEDENİYETİNİN BİZLERİ ne kadar etkisi altına aldığı bir sır değil. Belki yazının başlığı bile bu etki altında yazıldı. Burada “Hollywood”u sırf sembolik alıyorum. Maksadım yaklaşık iki yüz senedir zihin dünyamızın en mahrem alanlarını dahi ciddi bir biçimde tesiri altına alarak şekillendiren Batı medeniyetinin günümüzde sembolik taşıyıcısı olan sektörü nazara vermek. Yoksa yaşadığımız bu dehşetli kültürel dönüşümü elbette sadece sinema kanalından açıklayamayız. Bu işin bir … Okumaya devam et The Hollywood Effect

Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-6: İlmî, amelî ve enfüsî perdelemeler

BU YAZININ BİRİNCİ muhatabı nefsimdir. Zira bahsedeceğim engeller benim için de aşılmış değildir. Ancak bu yolda karınca kararınca cehdettiğim ve cehdedilmesi gerektiğine inandığım için dua nevinden yazmak ihtiyacı hissettim. Risale-i Nur gibi sizin bütün bir dünya görüşünüzü değiştirmeye talip bir esere karşı inkâr veya lakaytlık seçeneklerini atlayarak “anlama ve anlatma” derdinin içindeyseniz, bunu hakkıyla yapabilmeniz üç temel engeli aşabilmenizle doğru orantılıdır. Elbette bu engelleri aşamamak … Okumaya devam et Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-6: İlmî, amelî ve enfüsî perdelemeler

İnsan: Nesneleştirenler ile özneleştirenler arasında

İş yaşamıma başlayalı iki yıla yaklaştı. Ve bu iki yıl boyunca şaşırarak ve üzülerek gözlemlediğim bir olgu var. O da insanların bütün ve biricik hayatlarını çok basit bir iş için feda ediyor olmaları. Hayatın tüm anlamının ona  endekslendiği, “mesai saatleri” dahilinde kalınamayıp günün tüm mesaisi ve enerjisinin feda edildiği işler… İnsanı bütün mahlukat üstünde bir “özne” konumunda yaratan Rabbin bu tercihine mukabil onu adeta robotik … Okumaya devam et İnsan: Nesneleştirenler ile özneleştirenler arasında

“Cemaat”leşmenin hakikati ve “hakikat merkezli cemaat”in mümkünlüğü hakkında

Muhakkik rehber ihtiyacımız FETÖ merkezli 15 Temmuz darbe girişimiyle tekrar alevlenen dini grupların varlığının sorunsallaştırılması iki yıldır gündemlerden düşemedi. Bu alevlenmenin verdiği hararetle hemen herkesin cemaat/tarikatler hakkında menfi ve müspet fikirler beyan etmesi gayet normal fakat ontolojik fakirliğimizden dolayı ayakları yere basan pek az yorum yapılıyor. Belki de bu yüzden hadisenin üzerinden iki seneden fazla zaman geçmesine ve ilk gerilimler gevşemesine  rağmen hâlâ dini gruplara … Okumaya devam et “Cemaat”leşmenin hakikati ve “hakikat merkezli cemaat”in mümkünlüğü hakkında

Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği

Bediüzzaman, üstadı olan Kur’an-ı Hakîm’den aldığı derse binaen risalelerinde öyle ifadeler kullanır ki bırakın bir risaleden veya bir sahifeden, bir cümleden hatta bazen bir tek kelimeden dahi sizi mühim hakikatlere götürebilecek ipuçları elde edersiniz. Ben bu durumu metodoloji açısından “reşha mesleği”nin bir icabı olarak okuyorum. Her bir şeyiyle ona ayna olma, zâtında perde olabilecek hiçbir tortu bırakmama ve bu sebeple kelimeleri dahi o hassasiyetle seçme… … Okumaya devam et Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği

“Risale-i Nur’dan başka kitap okunmaz mı?” meselesinde iki gelenek ve bir örnek

Hakikat karşısında iki farklı duruş Risale-i Nur’un insana kazandırdığı bana göre en önemli hususiyetlerden birisi hakikatin tek olmakla birlikte çok yönlü olduğu ve kuşatılamayacağı gerçeğini kavratmasıdır. Öyle ki hakikati bulma çabasında bulunan herkesin doğrusunun aslında “kendince” bir doğru olduğunu yani hakikat deryasından o şahsın kabına kabiliyeti miktarınca damlayanlar olduğunu anlarsınız. Çoğu zaman ve çoğu mekanda göz ardı edilen bu husus insan için öylesine kritik ve … Okumaya devam et “Risale-i Nur’dan başka kitap okunmaz mı?” meselesinde iki gelenek ve bir örnek