Risale-i Nur’un dönemi geçmedi mi?

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

BELKİ SİZ de denk gelmişsinizdir böyle düşünenlere. Böyle düşünmelerinin çeşitli sebepleri olabiliyor; kimi dilini beğenmez, kimi yeterince modern bulmaz vs. Ben kötü niyetlileri bir kenara bırakarak iyi niyetli mütehayyirler ve elbette başta kendi nefsim için bu konuda birkaç kelam söylemek istiyorum. Risale-i Nur’un dönemi geçti mi, hayır! Risale-i Nur Kur’ân-ı Hakîm’den aldığı metot sayesinde yanlışlanabilir bilimsel teoriler değil yanlışlanamayan kâinat gerçeklikleri üzerine hakikatlerini bina eder. … Okumaya devam et Risale-i Nur’un dönemi geçmedi mi?

Diş fırçası ve kâinat

BEŞER OLARAK HER davranışımıza sorumluluk eşlik etmiyor. Kimi zaman sonucunu hiç düşünmeden kimi zaman da yeterince düşünmeden davrandığımız oluyor. Örneğin bize göre sadece kendimizi ilgilendirdiğini düşündüğümüz bir davranışın aslında yeryüzündeki diğer mevcudatı da alakadar ettiğini görmüyoruz. Veya bize yarar sağlayan bir hareketimizin kâinata zarar verebileceğini yeterince düşünmeyiz. Kişisel temizliğimizi sağlayan bir ürünü kullanırken aynı ürünün dünyayı kirletebileceğini ne çok düşünmek isteriz ne de kabul etmek … Okumaya devam et Diş fırçası ve kâinat

Kâinatın kelamındaki şifa

Bediüzzaman hazretleri İşaratü’l İ’caz adlı eserinde “kainatın musikisindeki kelamların kalpleri ve ruhları şenlendiren bir işlev” gördüğüne dair tespitlerde bulunmuştur ve bu tespitini şöyle dile getirmiştir: Hatta kulaktaki zar nur-u iman ile ışıklandığı zaman kâinattan gelen manevî nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hatta o nur-u iman sayesinde rüzgârların terennümatını, bulutların na’ralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hakeza yağmur, kuş ve saire gibi her … Okumaya devam et Kâinatın kelamındaki şifa

Kainat ağacının manevi çekirdeği: Kalb

Kalbin lügat manası “İnsanın manevi bünyesinde hislerin merkezi; gönül, dil; her şeyin ortası, alıcı noktası, merkezi” olarak ifade edilmektedir. Risale-i Nur Külliyatındaki manası ise kısaca şöyle izah edilmiştir: [Kalb] ekser envaın bir çeşit muhtasar fihristesi ve bir küçük numune haritası ve şecere-i kâinatın bir manevi çekirdeği ve ekser esma-i İlâhiyenin incecik bir aynası… [1] Risale-i Nur’da geçen kalbin izahından yola çıkarak kalb için söylenebilecek anahtar … Okumaya devam et Kainat ağacının manevi çekirdeği: Kalb

Kur’ân mahzeninden şuleler – 2

Muhammed Aydın

Tecelliyat-ı esma-i İlahiyenin nakışlarına mütehayyir kalmış bir şekilde tefekkür edip mübalağada bulunarak ister ki; birisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın...
Muhammed Aydın

Latest posts by Muhammed Aydın (see all)

Kur’ân-ı Kerim daha yeryüzüne inmeden önce kâinat kitabının harfleri, kelimeleri, satırları ve sayfaları hükmünde olan her bir varlık okunmuyordu, okunamıyordu. Mesela gökyüzünü kandil gibi süsleyen Ay ve yıldızlar, yeryüzünün lambası ve sobası hükmünde olan Güneş, bitkiler ve denizler okunamaz bir halde mânâsız telakki edilerek faydasız ve lüzumsuz olarak müşahede ediliyordu. Her şey belirli hikmet ve gaye ile yaratılarak, yaratıcının kudret harikalarını ve sanat eserlerini, kâinat … Okumaya devam et Kur’ân mahzeninden şuleler – 2

Kur’ân mahzeninden şuleler – 1

Muhammed Aydın

Tecelliyat-ı esma-i İlahiyenin nakışlarına mütehayyir kalmış bir şekilde tefekkür edip mübalağada bulunarak ister ki; birisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın...
Muhammed Aydın

Latest posts by Muhammed Aydın (see all)

Cenab-ı Hak insanı mahiyet itibariyle diğer varlıklardan mümtaz ve müstesna olarak esma-i külliyeyi tazammun eder bir mahiyette yarattığından, nereden gelip nereye gittiğini ve varoluş gayesini, insanın müşahedesine iki türlü kitapla bildirmiştir. Birisi, böyle küllî sıfatlarıyla semâvî mesajları insana ders verecek olan Kur’ân-ı Azimüşşan’dır. İkinci kitap ise, O’nun tekvin sıfatının tecellisiyle O’nu tenvir ve tasvir edecek olan mukaddes kütüphane hükmünde olan kitab-ı kebir-i kainattır. Kitabın kâtibini … Okumaya devam et Kur’ân mahzeninden şuleler – 1