Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-7: “Bilimsel ispat” esaretinden “doğru muhakeme” özgürlüğüne geçiş

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Ey kendini insan bilen insan. Kendini oku! Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var. İLK GENÇLİK YILLARIMDA Risaleleri okurken “İki kere iki dört eder derecesinde kat’i ispat edilmiştir” gibi ifadelere rastladığımda çok garipserdim. “İspat” benim dünyamda elle tutulup gözle görebileceğim nesneler üzerinde ve yalnızca laboratuvar ortamında yapılabilecek bir şeydi. Allah’ın varlığı ve birliği, haşir, melekler gibi “soyut” konular nasıl ispat edilebilirdi ki? Hem … Okumaya devam et Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-7: “Bilimsel ispat” esaretinden “doğru muhakeme” özgürlüğüne geçiş

Müzakere-01: Akıl-Esmâ ilişkisi ve hakikate giden üç yola etkisi

Abdülhamid: Yirmi Dördüncü Söz’ün İkinci Dal’ının sonunda geçen şu bahis: İşte nasıl bir gece adamı ki hiç güneşi görmemiş, yalnız kamer âyinesinde bir gölgesini görüyor. Güneşe mahsus haşmetli ziyayı dehşetli cazibeyi aklına sığıştıramıyor. Belki görenlere teslim olup taklit ediyor. Öyle de veraset-i Ahmediye (asm) ile Kadîr ve Muhyî gibi isimlerin mertebe-i uzmâsına yetişmeyen haşr-i âzamı ve kıyamet-i kübrâyı taklidî olarak kabul eder, “Aklî bir mesele … Okumaya devam et Müzakere-01: Akıl-Esmâ ilişkisi ve hakikate giden üç yola etkisi

“Nasıl”da kaybolmak!

Sabit değişkenli yaratılan alemden bahsedilmişti yeknesak istimrar yazısında. Yani birbiri ardına yaratılan alem hep aynıymış gibi geliyor akıl ölçeğimize. Bu sabit değişkenli yaratılışla, alemde nizam ve intizam muhafaza ediliyor, yaşanabilir en güzel alem bizlere sunuluyor. Ancak  insan kendisine alet olarak verilmiş akıl ölçeğiyle bakmaya mahkum ederse kendisini, “Her şey aynıdır” der ve geçer. Her şeyi küçültür, hiç eder ehemmiyetsizce. Dün bugünle aynı, bugün yarınla aynı … Okumaya devam et “Nasıl”da kaybolmak!

Yeknesak istimrar

Kainatın yaratılışında, Allah -kullarına ayrı bir rahmet eseri olarak- sürekli yaratılışı tekrar suretinde yapmaktadır. Yani yaratılan her şey an be an tekrar, yeni ve birbirinin aynı suretinde yaratılıyor. Biraz pencereyi daralttığımızda yani yıllara baktığımızda, her yıl yaratılan kiraz meyvesi birbirinin benzeri ve aynı kiraz ağacından yaratılıyor. Bu yılki kirazların koku, tat, renk olarak geçtiğimiz yıllarda yaratılanlarla benzer olduğunu söyleyebiliriz. Allah bu yaratılışı kainatta bir kanuna bağlayarak yaratıyor. … Okumaya devam et Yeknesak istimrar

Tercihini yap

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

İnsan bedenine iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için ihdas edilen kuvvetler vardır. Bunlar kuvve-i şeheviye-i behimiye, kuvve-i sebuiye-i gadabiye ve kuvve-i akliye-i melekiyedir. Her bir kuvvenin ifrat, tefrit ve vasat olmak üzere üç mertebesi ve her bir kuvveden de murat edilen gayeler vardır. Bunların içerisinde insanı diğer hayat sahiplerinden ayıran ve diğer yaratılmışlardan üstün olmasını sağlayan kuvve, kuvve-i akliye-i melekiyedir. Kuvve-i akliye-i melekiyeden murad olan gaye, … Okumaya devam et Tercihini yap

Yegane formül: Hikmet

Latest posts by Ersin Acar (see all)

Hikmet akla uygunluk gibi kısa bir tanımla beraber mana düzleminde ilahi gaye gibi şümullü bir anlamı da vardır. Kuvve-i akliyenin vasat mertebesi olan hikmet, aklın en akıllıca kullanım safhasıdır. Akla gelecek olursak; doğru ve yanlışı ayırt etmemize yarayan -hakka taraf olarak- asıl hikmet sahibi olan Hakîm-i Ezeli’nin bize verdiği paha biçilemez bir araçtır. İnsan aklın önderliğinde derin tefekkür yolculuklarına çıkmalıdır. Zira insanın hayal, tasavvur, tefekkür … Okumaya devam et Yegane formül: Hikmet