Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-6: İlmî, amelî ve enfüsî perdelemeler

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

BU YAZININ BİRİNCİ muhatabı nefsimdir. Zira bahsedeceğim engeller benim için de aşılmış değildir. Ancak bu yolda karınca kararınca cehdettiğim ve cehdedilmesi gerektiğine inandığım için dua nevinden yazmak ihtiyacı hissettim. Risale-i Nur gibi sizin bütün bir dünya görüşünüzü değiştirmeye talip bir esere karşı inkâr veya lakaytlık seçeneklerini atlayarak “anlama ve anlatma” derdinin içindeyseniz, bunu hakkıyla yapabilmeniz üç temel engeli aşabilmenizle doğru orantılıdır. Elbette bu engelleri aşamamak … Okumaya devam et Risale-i Nur’un mânâ dünyasına “olduğu gibi” girebilmek-6: İlmî, amelî ve enfüsî perdelemeler

Gelin biraz din-bilim hakkında sohbet edelim?

Serhad Aytaç

İstanbul Teknik Üniversitesi, Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisliğinde yüksek lisans yapıyor.
Serhad Aytaç

Latest posts by Serhad Aytaç (see all)

Öncelikle önemli bir hatırlatma gereği hissediyorum: Bu bir deneme yazısı ya da makale değildir. Uzun süredir karşıma çıkan ve düşünme fırsatı bulduğum bazı şeyleri zaman zaman kendim ve benim gibi ihtiyaç duyan kişilerin okuyabilmeleri için kaydetme maksadıyla yazılan bir yazıdır. Ancak bu düşündüklerimi bir kalıba sokmaya çalıştığımda öncelikle yazarken kendimin sıkıldığımı fark ettim ki okurken bu sıkıntı miktarı artacağından ve yazılış amacı da okunması olduğundan … Okumaya devam et Gelin biraz din-bilim hakkında sohbet edelim?

Nöbetteki askerden mektup (3): İkra emri ile vazifeli insan

Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği bir eseri veya insan elinden çıkmış bir kitabı okurken, onun sanatkarı veya yazarı ile hasbihal eder, aktarmak istediklerini dinlersiniz. “İkra” emri ile omuzlarınıza yüklenen insani sorumluktan dolayı oluşan vazifeniz için okur, bu vesile ile meydana gelen tasanızı aleminizde tasarlar; benliğinize derç edilmiş olup detaylı okumanız ile fark ettiğiniz cemal ve kemalinizi müşahede etmek üzere yazar, verilenleri anlatıp iletirsiniz “emri bilmaruf, nehyi … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (3): İkra emri ile vazifeli insan

Tek harfin kölesi

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Men allemenî harfen sirtu lehu abden (Kim bana bir harf öğretirse onun kölesi olurum) İhtişamlı çağrışımlarıyla çok etkileyici bir söz. Çoğu kişi bu sözü Hz. Ali’ye (RA) nispet eder lakin ona ait olmadığını savunanlar da eksik değildir. Malum, bir sözün anlamını derinleştiren dört hakikat var; mütekellim, muhatap, makam, maksat (yani; kim söylemiş, kime söylemiş, ne makamda söylemiş, ne maksatta söylemiş). Bu muhteşem söz de ancak Hz. … Okumaya devam et Tek harfin kölesi

Hakikate nasıl varılır?

İnsanlar olarak bizler hakikatle yüzleşmek noktasında samimi değiliz. Birçoğumuz unutmanın muhkem (sağlam) kalesine sığınıp, hakikate doğru yol almaya çalışmayız. Lakin vicdanımız hakikate taraftar olmak özelliğinde yaratılmıştır. Bu sebepledir ki ya vicdanımızı susturmak için hakikate kendi fikirlerimizi, kültürümüzü, zevklerimizi giydirip, hakikati her halükarda lehimizde görmek isteriz ya da “medeniyetin” bize sunduğu zevkler ile aklımızı oyalarız. Müslümanlar üzerinden bir örnek vermek gerekirse milliyetçi için hakikat, Türk-İslam sentezi; Seküler … Okumaya devam et Hakikate nasıl varılır?

Manavda diploma arayanlara

Latest posts by Tevfik Ertem (see all)

Çocukluk yılları (eğer ki aileniz çok otoriter değilse) kişi için en harika yıllardır. Sorumluluğun çok az olduğu, bir hata yapsanız da cezasının en kötü ihtimal bir-iki tokat olduğu yıllar… Üzerinizde fazla bir sorumluluk olmasa da daha o yıllarda çevrenin etkisiyle ailenin beklentileri yavaş yavaş oluşmaya başlar. “Büyüyünce ne olacak bakalım teyzesinin/amcasının bir tanesi?” diye sorular duyarsınız. Bazen bu soruya ilk atlayan anne-baba olur. “Doktor olacak!”, … Okumaya devam et Manavda diploma arayanlara