Son günlerde ülkece zor günler geçiyoruz. Birçok yerde yangın var. Maddi ve manevi birçok kayıplarımız var. Şehitlerimiz var. Herkes büyük bir ilgiyle yangın haberlerini takip ediyor. Yangın bölgesine yakın olanlar kovasıyla, şişesiyle karınca misali yangını söndürmeye koşuyor. Rabbim bu zor günleri atlatmayı nasip etsin.
Maddi yangını bitirebiliriz belki peki manevi yangını bitirebilir miyiz? Veya bitirmek için bir çabamız var mı? Manevi yangınla mücadelede neleri kullanıyoruz?
Üstad Bediüzzaman’ın manevi yangın için çok güzel bir sözü var:
Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!
Tarihçe-i Hayat
Aslında günlerdir bizi meşgul eden maddi yangından çok daha tehlikeli ve büyük manevi yangınlarla karşı karşıyayız.
Bu manevi yangın tüm dünyayı sarmış durumda. Manevi yangından herkes nasibini almış vaziyette. Kimimiz hafif yanıklar almışız kimimiz ikinci, üçüncü derecelerden. Hatta bazıları bu yangında manen ölmüş durumda. Çünkü bu manevi yangın imanını küle çevirip uçurmuş.
Asıl acı olan ise çoğu Müslümanın manevi yangının farkında olmayışı. Bu yangından hepimizin evine ateş düşmüş durumda ama biz öyle bir gaflet uykusundayız ki ateşin dumanlarında boğulduğumuzun farkında değiliz.
Bu ateş evimize özellikle televizyonlardan, telefonlardan sıçrıyor. Adeta her izlediğimiz, her baktığımız ateşe benzin etkisi yapıyor. Haberimiz olmadan yangında ölüp gidiyoruz.
Peki bu manevi yangına karşı ne yapmalıyız?
Aslında cevabı çok basit: Maddi yangınla mücadelede ne yapıyorsak onun benzerini yapacağız. Ateşe benzinle gitmeyeceğiz. Bizi günaha çeken her ne varsa, imanımızı yakan ateşe benzin hükmündedir. Öncelikle bunlardan kurtulacağız. Telefon mu? Televizyon mu? Arkadaş mı? Ona biz karar vereceğiz. Ve bunları hayatımızdan ya çıkaracağız ya da hayra tebdil edeceğiz. Ateşimizi söndürmek için en hızlı şekilde ve en kısa yoldan su taşıyacağız hayatımıza.
Manevi yangının suyu nedir peki? Elbette Kur’an-ı Kerîm, sünnet-i seniyye ve Risale-i Nur.
Bunlar maddi yangına hızla su püskürten yangın söndürme uçaklarından bile (manevi anlamda) daha etkilidir. Bu manevi sular gelince manevi yangın dayanamayıp sönüp gidecektir.
Peki bizim yangınımız inşallah söndükten sonra tüm dünyayı saran manevi yangın için ne yapacağız?
Üstadın da dediği gibi koşacağız. Bizi engellemeye çalışan küçük meselelere ve şahıslara bakmadan manevi yangını söndürmeye koşacağız.
Maddi yangında yaptığımız gibi seferber olacağız. Herkes elinden geldiğince anlatmaya, öğretmeye koşacak. Zaten kendimizi bu büyük yangından korumak, ateşin artmasına engel olmak anlamındaki en güzel çabamız olacaktır.
Tüm dünya manen yanarken, günahlar her taraftan ateşler saçarak üstümüze gelirken tembellik etmek olmaz. Gücümüz yettiğince bir bardakla bile olsa manevi yangına su taşıyacağız.
Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam şöyle diyor:
Bir kötülük gördüğünüz zaman onu elinizle düzeltin, elinizle düzeltemezseniz dilinizle düzeltin, dilinizle de düzeltemezseniz kalbinizle buğz edin.
Müslim, Îmân, 78
Yani kalbiniz kötülükten yana olmasın, kalbiniz o kötülüğe karşı olsun, hiç olmazsa bunu yapmamızı buyuruyor.
Gördüğümüz her kötülük manevi yangının bir parçasıdır. O yangına yani günaha karşı elimizle veya dilimizle su taşıyacağız. Bunları yapamıyorsak hiç olmazsa yangına körükle gitmeyip kalben onu kötüleyeceğiz.
Eğer bu manevi yangında yananlardan olursak cehennemde ebedi ateşten kendimizi kurtaramayız. Cehennemin ateşi yanında ise bu dünyanın ateşleri su gibi kalır.
Onlar, “Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler.
Furkan suresi, 25:65-66
Rabbim manevi ateşin farkında olmayı nasip etsin ve bu yangının söndürmeye koşan kahramanlardan eylesin bizleri. Âmin.
“Allahümme ecirnâ minen-nâr.”
“Allah’ım, bizi cehennem ateşinden koru.”
- Yangın hep var! - 27 Temmuz 2025
- Rabbin mi beğensin, insanlar mı? - 18 Mayıs 2025
- Her hastalığın tohumu: yalancılık - 17 Nisan 2025
