Siyasetin gölgesindeki dualar

Siyasetin gölgesindeki dualar

DUA EDEREK GÜNAH işleyebilir mi insan? İmam Gazalî (ra) bu soruya olumlu cevap verir. Dua ile masiyet pekala yan yana gelebilir. İlimle ilgili konulara dair kaleme aldığı Fatihat’ül-Ulûm isimli eserinde iyi âlimler ile kötü âlimlerin farklarına değinir. Ahiret âlimleri olarak isimlendirdiği iyi âlimlerin bir özelliği, devlet adamlarıyla aralarına koydukları mutedil mesafedir ona göre. Mesafe esastır ilk olarak. Âlim bir sultanla oturup kalkmamalı, içli dışlı olmamalıdır. Bu mesafe mutedildir zira devlet adamlarına düşmanlıktan söz etmez İmam Gazalî (ra). Öyle durumlar olur ki âlimlerin sultanların yanına girmesinde bir sakınca olmaz. Birisi için aracı olmak, bir zulme mâni olmak, nasihat etmek veya faydalı olanı göstermek gibi durumlarda âlimin sultanın huzuruna girmesinde bir beis yoktur.

İmam Gazalî’ye (ra) göre dua, âlimin devlet adamıyla mesafesini koruması gereken bir alandır. Devlet adamına dua etmenin belli bir adabı, bir çerçevesi vardır. “Allah seni ıslah etsin, Allah seni hayırlara muvaffak kılsın, Allah ömrünü ona itaatte uzatsın” gibi dualar caizdir devlet adamı için. Âlim, devlet adamına karşı mutedil mesafeli duruşunu yansıtmalı duasında. Yoksa mutlak şekilde devlet adamına uzun ömür talep etmek, “nimetin bol olsun” gibi sözlere, “efendim”li hitaplara ruhsat yoktur dualarda. Delili ise Efendimiz aleyhissalatü vesselamdan rivayet edilen şu hadis-i şeriftir:

Kim bir zalime, idaresinin ve ömrünün devamı için dua ederse o, Allah’ın mülkünde Allah’a isyan edilmesini arzulamış demektir.

Modern zamanlarda siyasete karşı muktesit mesleğin dersini veren Bediüzzaman da siyasetçiye yapılacak dualar konusunda aynı hassasiyete sahiptir. Menderes’e doğrudan yazdığı tek mektubunda bunu görüyoruz:

Cenâb-ı Hak sizleri İslâmiyet lehindeki hizmetlerinizde muvaffak ve mezkûr tehlikelerden muhafaza eylesin diye ben ve Nurcu kardeşlerimiz, yapacağınız hizmete ve mezkûr hakikati kabul etmenize mukabil dua etmeye karar vereceğiz.[1]

Metin Karabaşoğlu Bediüzzaman’ın bu cümlesinden şu dersleri çıkarıyor:

“Cenâb-ı Hak sizleri İslâmiyet lehindeki hizmetlerinizde muvaffak ve mezkûr tehlikelerden muhafaza eylesin diye dua ediyoruz” değil; bu şekilde “dua etmeye karar vereceğiz.” Ne zaman, hangi şartla? “Yapacağınız hizmete ve mezkûr hakikati kabul etmenize mukabil.” Yani, desteğimiz ve duamız, kayıtsız, sınırsız ve şartsız değildir. Bilakis, şarta bağlıdır. Sizin için, başarınız için dua edebilmemiz için, sizin de İslâm’ın adalet ilkesini çiğnememeniz ve hizmet için elinize verilen gücü tahakküm için kullandırmamanız gerekmektedir![2]

İmam Gazalî (ra) ve Bediüzzaman’ı (ra) okurken bugün siyasetçilere yapılan kimi duaları düşünmeden edemiyor insan. “Allah seni başımızdan eksik etmesin”, “Allah ömrümden, çocuklarımın ömründen alıp sana versin” gibi mesafe ve nasihat değil mutlaklık ve medih içeren ifadelerin yaygınlığı bir şeylerin yanlış anlaşıldığının işareti olsa gerektir. İyi dualarla siyasetçiye de iyilik yapmış oluruz, kendimize de. Kötü dualar ise siyasetçiye enaniyet ve sarhoşluk, bize ise günahtan başka bir şey kazandırmaz.

____________________________________

[1] Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, http://www.erisale.com/#content.tr.10.559

[2] Metin Karabaşoğlu, “102 Numaralı Mektup”, Karakalem, https://www.karakalem.net/?8667

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.