Siyâset-i nefsiyye veya küçük daire

RİSALE-İ NUR’DA SİYASETLE ilgili ortaya konan ve bugün önemi daha iyi kavranması gereken ölçülerden birisi siyasete hak ettiğinden fazla merak harcanmaması gerektiğidir. Vazife icabı siyasetle iştigal etmesi gerekenler müstesna, geniş kesimlerin siyasetle fazlaca ilgilenmesini birçok açıdan zararlı buluyor Bediüzzaman. Siyasî geniş dairelere aşırı bir odaklanma, dar dairedeki kalbî ve ruhî vazifelerin ihmaline yol açabilir. Basit fikirli ve idare-i ruhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine … Okumaya devam et Siyâset-i nefsiyye veya küçük daire

Caminin cemali

Üniversite kampüsüne çok yakın mesafede küçük ama işlek bir mekan. Gelenlerin çoğu genç, çoğu öğrenci. Fakültedeki ders aralarında geliyor bazısı oraya. Şehrin merkezinde ve üniversiteye yakın olması gelenler için hayatı kolaylaştıran önemli bir husus. Müslümanların çoğunluğu teşkil etmediği bir ülkedeki bir camiden bahsediyorum. Adım başı cami olmayan bir diyarda caminin ne kadar önemli bir mekan olduğunu hissedebiliyorsunuz. Önemini inkar edenler de şüphesiz vardır; onu mekanlardan … Okumaya devam et Caminin cemali

Mübalağa perdesi

Hemen hemen herkesin hayatında şahit olduğu veya olabileceği gerçeklerden biridir, hakikatin yanlış temsilinin ne denli zararlı sonuçları doğurduğu. Söz gelimi dini hal ve kal diliyle tebliğe mükellef bir âlimin bu iki dili arasında bir uçurum gözlemleniyorsa dine muhtaç olanlar ile din arasına bir perde çekmiş demektir. Veya dini anlatırken abartıdan kaçınmıyorsa bu hem anlattığı hakikatlere karşı bir hürmetsizlik manasına gelir hem de abartıdan hoşlanmayanları yine … Okumaya devam et Mübalağa perdesi

Hisselerin taksimi

İnsanî ilişkilerimizin çabuk çıkmaza girmesinin bir sebebi, yapılan yanlışları bir tek sebebe, yani yanlışı yapana yüklememiz. Hal böyle olunca bize yanlış yapan kişiyi affetmemiz, onunla aramızda uhuvvet ve muhabbet tesis etmemiz zorlaşıyor.  Bu problemin çözümüne dair Uhuvvet risalesinde “hisselerin taksimi” diyebileceğimiz çok önemli adımlardan müteşekkil bir ölçü sunuluyor bizlere: Mü’min kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin. Çünkü evvelâ kaderin onda bir … Okumaya devam et Hisselerin taksimi

Barla

Barla, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatı’nın te’lif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalalet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’an’dan gelen bir hidayet nurunun, bir saadet güneşinin tulû’ ettiği beldedir. Barla, rahmet-i İlahiyenin ve ihsan-ı Rabbanînin ve lütf-u Yezdanînin bu mübarek Anadolu hakkında, bu kahraman İslâm milletinin evlâdları ve âlem-i İslâm hakkında, hayat ve mematlarının, … Okumaya devam et Barla

Duadaki marifetullah

Ekrem Demirli hocanın bir sohbetinde[1] dikkatimi çeken bir husustu “ibadet/marifet/muhabbet” ilişkisi. Mealen şöyle diyordu Ekrem hoca “İbadetlerimizin bize bir şeyler öğretmesi gerekiyor”, bir diğer ifadeyle ibadetlerimizin marifeti/muhabbeti netice vermesi gerekiyor. “Ben cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattım” ayet-i kerimesindeki “ibadet” tabirini Abdullah ibn Abbas’ın (ra) “marifet” olarak tefsir ettiğini de anlatıyordu aynı sohbette. Bu manaya Bediüzzaman’ın Ayetü’l Kübra risalesinde de rastlarız: “Bu âyet-i … Okumaya devam et Duadaki marifetullah