Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

Bediüzzaman, üstadı olan Kur’an-ı Hakîm’den aldığı derse binaen risalelerinde öyle ifadeler kullanır ki bırakın bir risaleden veya bir sahifeden, bir cümleden hatta bazen bir tek kelimeden dahi sizi mühim hakikatlere götürebilecek ipuçları elde edersiniz. Ben bu durumu metodoloji açısından “reşha mesleği”nin bir icabı olarak okuyorum. Her bir şeyiyle ona ayna olma, zâtında perde olabilecek hiçbir tortu bırakmama ve bu sebeple kelimeleri dahi o hassasiyetle seçme… … Okumaya devam et Bediüzzaman’ın bir tecrübesi ve insanın manevi derinliği

Şamlı Hafız Tevfik’in düşündürdükleri

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

Şamlı Hafız Tevfik abi (Allah ondan ebeden razı olsun) diyor ki: Üstadımın en mühim bir düsturu olan kanaate riayet etmediğimden fakr-ı hale maruzum. Tevfik abi böyle diyerek neyi gösteriyordu? Devamında da söyleyecekti zaten… Bu hizmet-i Kur’aniyenin öyle bir kudsiyeti vardı ki “üstadın sağ kolu” olmanız dahi hiçbir şeyi garanti etmiyordu: Üstadımın –hem de 8 senedir– hem muhatabı, hem müsevvidi, hem mübeyyizi olduğum halde 8 ay … Okumaya devam et Şamlı Hafız Tevfik’in düşündürdükleri

İkinci kişi merkezli bir kıssa okuması

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)

Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisini izlerseniz doğru yolu bulursunuz. Dış yüzü aynı iç yüzü farklı İktisat Risalesi namlı On Dokuzuncu Lema’nın Altıncı Nüktesi’nde, dış görünüş itibariyle benzer bazı hallerin iç yüzlerinin birbirinden çok farklı olabileceğinden bahseder Bediüzzaman. Ve bu hakikati izah sadedinde imtisal ettiği örnekte “iktisat ve cimrilik” ikilisini ele aldığını görürüz. Zahiren birbirine benzeyen keyfiyetler olan bu ikilinin hakikatte iki zıt kutbu temsil ettiğini okuruz … Okumaya devam et İkinci kişi merkezli bir kıssa okuması

Ölümle irtibat ve ihlas-ı etemm

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

İhlas ve ölüm birbirini çağrıştıran iki hakikattir. İhlas öze dönmek, arınmak ve dupduru olmaktır. Ölüm de öze döndüren, arındıran ve dupduru kılan en tesirli hakikatlerden biridir. İhlas ile ölüm arasındaki bu kuvvetli irtibattandır ki, “İhlası kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi rabıta-i mevttir.” Kur’ani bir kavram olan rabıta “ilgi, alaka, bağ” manalarına geldiği gibi mecazi olarak uyanık olma, dikkatli olma ve sınır karakolunda nöbet … Okumaya devam et Ölümle irtibat ve ihlas-ı etemm

Hayat apartmanı

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Geniş katılımlı Risale-i Nur derslerinin en önemsediğim taraflarından biri de bu feyizli ortamın fırsatını ganimet bilip bazı hakikatleri daha detaylı araştırmak için yeni ödevler çıkarmama vesile olmasıdır. Fakat en son seferki ödevim kürsüde dersi okuyan abimiz tarafından yarı şaka yarı ciddi bir üslupla bana tevdi edildi. Derste Mesnevi-i Nuriye tercümesinin Zeylü’l Hubab bölümünde yer alan şu satırları tefekkür etmekteydik: Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi … Okumaya devam et Hayat apartmanı

Tebzir: Şeytanların kardeşliği

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Ahiret pazarının kurulduğu Ramazan-ı Şerif ile bir nebze nefes alsak da, gerçek ihtiyaçlar (hacat-ı zaruriye) ile sahte ihtiyaçların (hacat-ı gayr-i zaruriye) aynı tezgahta satıldığı acayip bir asrın insanlarıyız. Tüketim toplumu denilen devasa bir girdabın çekiminde debelenip duruyoruz. Sahte ihtiyaçlarımız arttıkça iktisatsızlık, kanaatsizlik, israf gibi nice ahlaki sorunla yüzleşmek ve mücahede etmek zorunda kalıyoruz. İktisatsızlık ettikçe kanaatsiz oluyoruz. Kanaatsizliğimiz arttıkça da her türlü israf türünü normalleştiriyoruz. … Okumaya devam et Tebzir: Şeytanların kardeşliği