Aslından koparılmış bir ilke olarak “meşveret”

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Meşveretin ontolojik temelleri Meşveretin bir hakikate dayandığına elbette inananlardanım. Biliyorum ki insanın latifelerine hayvanlarda olduğu gibi bir sınır konulmamış, muayyen bir çizgi çekilmemiş. Çünkü onun tanıması ve iman etmesi beklenen Yaratıcısı mutlak. Mutlak olan dolayısıyla kapsadığı alanı dışında başka herhangi bir varlık alanı bulunmayan bir Zatı en üst mertebede tanımak ve iman etmek elbette yalnızca “mutlakı arzulayan” bir varlık formunun kârı. İşte burada insanın kuvvelerine … Okumaya devam et Aslından koparılmış bir ilke olarak “meşveret”