Bir Mi’rac’dan geriye kalanlar

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Üstad’ımın Mi’rac risalesinde sunduğu o külli perspektifi layığınca anlamaya ve anlatmaya ne tâkatim ne de kabiliyetim var. Ama o okyanusun yalnızca giriş ve birinci esas bölümlerinden kendi kabıma damlayanları paylaşmak da bir hayırlı başlangıç sayılır inşallah. “Mi’rac meselesi erkân-ı îmâniyenin usulünden sonra terettüp eden bir neticedir. Ve erkân-ı îmâniyenin nurlarından medet alan bir nurdur.” Buradan anlıyorum ki imanın esasları iç dünyamda derinleştikçe ve kökleştikçe mi’rac … Okumaya devam et Bir Mi’rac’dan geriye kalanlar

2+2>4

Fatih Cami’sinde bir sabah namazından sonra sohbete katılmıştık. Sohbetin konusu Peygamber Efendimiz’in (ASM) mu’cizeleriydi. Bahsedilen mu’cizeler ise bereket nevinden Peygamber Efendimiz’e (ASM) ihsan edilen mu’cizelerdi. Allah’ın izni ve iradesiyle az bir yemeğin yüzlerce kişiye yetmesi ve mu’cizelere tanıklanan eden kişilerin o mu’cizelerden sonra iman sarayına adım atmasıydı anlatılan. Orada ders halkasına iştirak edenlerden birisi şu minvalde bir şey söyledi: “Müslümanın hayatında 2 kere 2 her … Okumaya devam et 2+2>4