Kadrini bilir misin?

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Kur’an’da, “İdrak eder misin?” denilerek ciddiyetle hatırda tutulması ve mahiyetini anlamak için düşünülmesi istenilen on iki büyük hakikat vardır. Bunlar; ikisi kıyamete (hakka,[1] karia[2]), ikisi haşir meydanına (yevm-i fasl,[3] yevm-i din[4]), ikisi büyük mahkemeye (siccin,[5] illiyin[6]), üçü cehenneme (sekar,[7] haviye,[8] hutame[9]), biri kainata (tarık[10]), biri insana (akabe[11]) ve biri de zamana (leyle-i Kadir[12]) dair hakikatlerdir. On iki ehemmiyetli hakikatten biri olan Kadir gecesi, hakkında müstakil … Okumaya devam et Kadrini bilir misin?

Takva ve bilişsel uyumsuzluk

Aziz Muhammed Akkaya

Aziz Muhammed Akkaya

Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
Aziz Muhammed Akkaya

Latest posts by Aziz Muhammed Akkaya (see all)

Takva ve tevbe İslam literatüründe önemli bir yer edinmiş ve dindar insanların hayatlarında uygulamak için büyük özen gösterdikleri bir konudur. Bediüzzaman Said Nursi’nin takva ve amel-i salih kavramlarını tanımlamasına baktığımızda, bu terimleri şöyle çerçevelediğini görürüz: Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Sosyal psikoloji dersinde gördüğümüz bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) kavramının takva ve günahla ilgisi olduğunu fark … Okumaya devam et Takva ve bilişsel uyumsuzluk

Merhaba ya Şehr-i Ramazan

Latest posts by Zehra Kocabaş (see all)

İşte şu iklim, işte şu mevsim, işte şu ay, işte şu okunan ezanlar, işte şu karlı meşher… Anlatılabilir mi sahiden? Tasvir edilebilir mi hakikaten? En ince ayrıntısını söyleyebilir mi diller? Bir fotoğrafla karelenebilir, bir çerçeveye sığdırılabilir mi şu haller? Bir kalıba sığdırmak ne kadar zor şimdi daha iyi anlayabilir miyiz? Bir kelimeye, bir cümleye sığdırmanın bir azap olduğunu daha iyi hissedebilir miyiz? Ya şu yüzdeki … Okumaya devam et Merhaba ya Şehr-i Ramazan

Oruç mu, açlık mı?

İsmail Kartal
İsmail Kartal

Latest posts by İsmail Kartal (see all)

Aslında ayetler ve hadislerden ramazan ve oruçla ilgili çok şey söylenebilir. Veya “ah eski ramazanlar” diye bir girizgâh da yapılabilir. Ne dersek diyelim, istediğimiz kadar fazilet ve hikmetlerini anlatalım. Ramazan ve orucun, şahsi ve sosyal hayatımızda ki bid’alarla tahrif olmuş, emr-i ilahinden uzaklaşmış ve maalesef gelenek ve göreneklerimizle yozlaşmış durumda olduğu gerçeği hepimizin bildiği ve yaşadığı bir gerçek. Toplum olarak artık mazeretsiz oruç tutmamayı kanıksadık. … Okumaya devam et Oruç mu, açlık mı?

Gökler korktu, ya sen?

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Gökler korktu… “Emanet” arz edilince gökler, yer ve dağlar korktular (eşfekne minha, Ahzab 33:72). İnsan ise korkmadı… Fıtratı, emanet-i kübranın ağır yükünü taşıyacak yetenekteydi. Yine de korkmalıydı… Emanete ihanetin ebedi zillet damgası “zalûm” ve “cehûl” olmaktı. II. İmam-ı Ali (RA) namaz öncesinde korkudan titrerdi. Sebebi sorulduğunda, “Allah’ın göklere, yerlere ve dağlara arz edip de onların kabulünden çekindikleri ve benim boynuma aldığım ilahi emaneti ödeme zamanı … Okumaya devam et Gökler korktu, ya sen?

Mu’cize bana ne söyler?

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Nedir mu’cize? İnsan(lık)ın aciz kaldığı haller mi? Eğer insanı aciz bırakan her şey mu’cize ise mu’cize olmayan tek bir şey göstermek mümkün mü? Gerçekte her şey mu’cize olsa da insan ancak kendinin ve diğer varlıkların “acz”inin derecesini fark ettikçe “i’caz mührü”nü görebiliyor. Aksi takdirde muktedir zannettiği sebeplerin perdelemesiyle varlık üzerindeki bu ışıltılı mühürler gizleniyor. Alışkanlık ve yüzeysel bakış neticesinde varlık, varoluş ve değişimin her türü … Okumaya devam et Mu’cize bana ne söyler?