Gençliğinize bir\n şans daha verin!

Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek! Nasıl dün gitti, bugün de gidecek elbet. İnandığın en değerli “şey” üzerine yemin ederim ki durum bundan ibaret.

Eminim hayatın bu değerli faslı için çok kalem oynatılmış, çok çene yorulmuştur. Kimi bu vakti en layıkıyla geçirmiş halde nasihatlerde bulunurken, kimisi de aynı vakitte türlü türlü herzeleri yediği halde “bin pişman” ibretlik hikayelerle ders vermeye çalışır.

Hastahaneler, hapishaneler, mezaristanlar şahittir ikinci kimselere. Nurun satırları da birincilerindendir işte…

Dehşetinden Sahabelerin bile titrediği son zaman dilimine girmişken, dünya denilen “alçak” birikmiş ve kokuşmuş günahlarını istifra edercesine üzerimize sıçratıyor.

Bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde…
Lem’alar, s. 267-8.

En ziyade yara alanlar ise “gençliğimiz”.

Ne kadar çok zaman ayrılırsa ayrılsın bu konu hakkında zaman israfı olduğunu düşünmemekteyim.

Gençliğimiz gitti!

Bayrakları bir sonraki nesle teslim ettik. Artık şeytan ve avanelerine; madem gençliğimi ellerimden aldın, ben de gençlerimizi senin pis ve kokuşmuş ellerinden alıp, selamet sahillerine ulaştırmanın gayreti içerisinde olacağım fikriyatında olanlar var ya işte; ne mutlu onlara! Ol/amayanların da bu kudsi hizmetin yolcusu olması için dua edilmesini istirham ediyorum.

Evet, gençler ile başbaşa!

Gençlik ile hareket etmenin yegane kurallarından bir tanesi tahammül katsayısının yüksek olmasıdır. Sabır göstermediğin takdirde meyve alma imkanın kalmayabilir. Hoyrattır genç, sabırsızdır, hareketlidir, ona artık kocaman olan bedenini yeniden feth etme derdindedir. Gürültüye alışık olmak, gençliğine sahip çıkmanın başka bir adıdır.

O hataları sen de yaptın unutma! Kıpır kıpırdı halin. Hissiyatın aklına galip gelmişken, büyüklerin seni anlamazdı çoğu zaman. Yastığa başını koyduğunda kâh deniz dibinde olurdun, kâh zühre yıldızında voltada.

Vakit geçir/emediğin gençliğin senin selamet sahillerinde ne işi var! Dertlerini sana açamayanın, derya misal yüreğine, nasıl işleyebilirsin ki nurun parlak bürhanlarını!

Her şey bir yana kaynağa davet ettiklerine sen menbadan bihaberken nasıl inandırabilirsin. Dolmayan bardağın nasıl imdat olabilir ki başka bardaklara. Başka başka cereyanlar suya susamış toprak misal, gençliğimizi emiyor. Tesiri büyük tuzakların tohumları sarmaşık gibi etrafa saçılmış durumda. Ne olur bunca iştah kabartan, dünyaya davet eden, hissiyata oynayan tehlikelere mukabil biraz tahammül etsen, biraz sabır göstersen, layıkıyla zaman ayırabilsen…

Son olarak evinizin en güzel yerine asabileceğiniz bir not!

Gençliğinize bir/n şans daha verirken ihtiyarlıktan ödün vermemenin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Latest posts by Ersin Acar (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaşım