Güvenli seyahat için yapılması gerekenler

Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde “Hiç düşünmez misiniz?”, “Akıl etmez misiniz?” gibi ikazlarla karşılaşıyoruz. Bunu hayatın pek çok alanında kullanabileceğimiz gibi hayatın sonu olan ölüme de tatbik edebiliriz.

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. 

Enbiya 21/35

Ölüm bize çok uzak sanki hiç başımıza gelmeyecek bir hadise gibi düşünüyoruz fakat gerek haberlerde gerekse zaman zaman çevremizde yaşadığımız ve “zamansız” olarak addedilen ölümlerle aslında ölümün de ne kadar hayatın içinde “yaşayan” bir şey olduğunu görebiliyoruz. Ölüm denince akla gelen karamsar düşünce acaba bizim karanlık hayatlarımızdan dolayı olabilir mi? Bizim inancımıza göre ölüm bir yokluk, hiçlik, kaybolmak, mahvolmak değil ki ölüm geldiğinde onu gülerek karşılamayalım. Okuduğumuz kıssalarda büyük zatların ölüm anında yaşadığı iç rahatlığı ve kavuşma duygusu ancak kalplerinde bulunan iman ile açıklanabilecek bir şey.  Bunun sırrı da dünyada bu doğrultuda bir hayat yaşamaktan geçiyor. Her insanın dünyadan alacağı bir nasibi vardır fakat dünya nasibini ararken ahireti hesaba katmazsa yolda azıksız kalan yolcu gibi varacağı yerde ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bunun da çaresi hakikate karşı gözlerini kapatmamak ve o hazineyi keşfetmekten geçer.

Bugün televizyonlarda dahi ölüm bir magazin objesi olarak kullanılıyor. Ölüm aslında ibret alınması gereken bir hadise iken ölen kişinin arkasından yapılan yorumlar adeta şaka gibi. Gazetelerden biri “o meşhur kişi”nin hayattayken “enerji dolu” olduğunu ifade ederek “Toprak bu enerjiyi nasıl hazmedecek?” diye sormuş. Ölen kişi arkasından “Nasıl öldü?” sorusu çokça konuşulurken ölüm sonrası hayat için bir İlahiyatçıya mikrofon uzatan olmuyor.

Hastalar risalesinde geçen “Layemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan” cümlesi dahi insanı çarpan bir cümle. Bizden durup düşünmemizi ve gelecek gelmeden bugünden hazırlanmamızı tavsiye ediyor. Dünyevi en ufak meselelerde dahi düşünüp taşınıp kendimiz için en iyisinde karar kılıyorsak ebedi bir hayat için yaptığımız hazırlığın aslında ne kadar az, yetersiz olduğunu görüp hayatımızı O’nun rızasını kazanmaya yönelik bir hayat olarak yaşamalıyız. Hayat bizim için ne kadar değerliyse bu hayatın bir sonu olduğunu bilip ölümü anlamak dahi o kadar önemlidir.

Hasılı kelam ölüm arkasında hüzün bırakıyor fakat kaçınılmaz bir gerçek. Eğer kulluk bilinciyle yaşarsak bize dünyada rahatlık vereceği gibi ahirette de inşallah Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmamızı sağlayacaktır.

El-Aman, el-Aman! Ya Hannan! Ya Mennan! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!

Lem’alar
Bilal Cebe

Bilal Cebe

İstanbul Üniversitesi - Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Bilal Cebe

Latest posts by Bilal Cebe (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım