İstiğnanın nisbiliği

Sünuhat’ın başında Kur’an-ı Kerim’in sâlihat alanını mutlak bırakmasıyla ilgili olarak Bediüzzaman’ın yaptığı izahlara baktığımızda ahlâk, fazilet, güzellik ve hayırların nasıl nisbi bir özelliğe sahip olduklarını görürüz. Cesaret, izzet, tevazu, vakar, tevekkül, kanaat, müsamaha, hazm-ı nefs gibi güzel hasletlerin yer, kişi, mekan, zaman ve bağlama göre kötü olabileceklerinden bahsedilir. Cesaretin vekahete, izzetin tekebbüre, tevazuun tezellüle, mahviyetin zillete, ciddiyetin kibre, müsamahanın ihanete, tevekkülün tembelliğe, kanaatin dûnhimmetliğe dönüşebildiği bir nisbiliktir bu. Lemeat’daki veciz ifadeyle “Hasletlerin yerleri değişse mahiyetleri değişir.

Sünuhat ve Lemeat’daki söz konusu bölümlerde zikredilmese de istiğna hasletinin de nisbî bir mahiyette olduğunu öğreniyoruz Hastalar Risalesi’nden. Dini hizmetlerin özellikle de Risale-i Nur hizmetinin olmazsa olmaz düsturlarından birisi olan istiğna Alak suresinin altıncı ve yedinci ayetlerine istinad edilerek “vahşete ve merhametsizliğe sevk eden” bir haslet olarak tarif ediliyor Onaltıncı Deva’da:

Sıhhat ve âfiyetten gelen istiğnada bulunan bir nefs-i emmare, şâyân-ı hürmet çok uhuvvetlere karşı hürmeti hissetmez. Ve şâyân-ı merhamet ve şefkat olan musibetzedelere ve hastalıklılara merhameti duymaz. Ne vakit hasta olsa o hastalıkta aczini ve fakrını anlar, layık-ı hürmet olan ihvanlarına ihtiram eder. Ziyaretine gelen veya ona yardım eden mü’min kardeşlerine karşı hürmeti hisseder. Ve rikkat-i cinsiyeden gelen şefkat-i insaniye ve en mühim bir haslet-i İslâmiye olan, musibetzedelere karşı merhameti hissedip onları nefsine kıyas ederek onlara tam manasıyla acır, şefkat eder, elinden gelse muavenet eder, hiç olmazsa dua eder, hiç olmazsa şer’an sünnet olan keyfini sormak için ziyaretine gider, sevap kazanır.

Tebliğde, hizmette esas olan istiğna kardeşlik, dostluk, akrabalık gibi daha gündelik ilişkiler bağlamında vahşet ve merhametsizliğin kaynağı oluyor. İstiğna uhuvvetin önündeki engele dönüşüyor bu bağlamlarda. Hastalık ise istiğnaya vurduğu darbeyle uhuvvetin tekrar yeşermesine imkan veren bir işlev görüyor toplumsal hayatta. “Şüphesiz ki insan, kendisini ihtiyaçtan uzak görünce azgınlaşıverir” (Alak 96/6) ayetindeki tehlikeyi, istiğnayı doğru anlamakla uzak tutabiliriz kendimizden.

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.