Bataklığı kurutan bir sevk-i ilahi

Bataklığı kurutan bir sevk-i ilahi

Sevk-i ilahi, hepimizin hayatına yön veren bir sır. Hakikaten, aklımızın ermeye başladığı yıllardan itibaren ne hayaller kurarız, ne planlar tasarlarız. Büyüdükçe hayallerimiz hedeflere dönüşür, planlar basit bir plan olarak kalmaktan çıkar, dallanıp budaklanarak ciddi biçimde krokisi çizilir. Hedeflediğimiz yolda ciddi adımlar atar dururuz. Üniversite mi kazanılacak? Nefessiz çalışılır. Güzel bir işe mi girilecek? Stajlarda elimizden gelen ardımıza konmaz. Çok ciddi hedeflere çok ciddi yatırımlar yapılır. Gelin görün ki bugün kime “Eskiden beri hedeflediğiniz, hayallerinizde yaşattığınız noktada mısınız?” sorusunu sorsak, tatmin olmamış, düş kırıklıklarıyla dolu cevaplar alırız. Özellikle sevk-i ilahi sırrının unutulup, insanın kendini -haşa- “Yaratıcıdan bağımsız bir irade” olarak tanımladığı modern zamanlarda bu dertten muzdarip olmayan yok gibidir. En iyimser olanlarımız dahi –istisnalar elbette bir yana- yarım ağız “çok şükür be abi” demekten öteye geçememektedir.

Peki hakikaten nedir sevk-i ilahi? Biz ne kadar uğraşsak, çabalayıp dursak da sonuçta Yaratıcının dediğinin olacağı ve bütün çalışmalarımızın heba olduğu bir sistem mi? Haşa! Aksine sevk-i ilahi insanın cüz’i iradesinin sarfı neticesinde Rabbinin ona açtığı yoldur bir bakıma…

Eski Said’in müthiş coşkunluğundan Yeni Said’in engin dinginliğine geçişi bir sevk-i ilahiydi mesela. Ve sevk-i ilahinin adalet ve hikmetle nasıl iç içe çalıştığını göstermesi bakımından müthiş bir örnekti.

Bu örnek irdelemeye değer: Eski Said her daim sahadaydı. Müthiş bir aktivistti. Her gün bir çok gazete okuyor, makaleler yazıyor, yürüyüşler yapıp halkı uyanık kalmaya çağırıyordu. İslam’a ve imana yapılan saldırılara (ki bugünkü saldırıları yapanlar o zamankilerin yanında ancak çömez sayılabilir) en ön safta muhatap oluyordu. Hareketli, hararetli günler birbirini takip ededursun, Eski Said bir gerçeğin farkına iyiden iyiye varmaya başladı. Acayiptir bugün bir çoğumuzun tam olarak idrak edemediği bir gerçekti bu. Tüm bu olaylar milliyetçi akımlardan laik devrimlere kadar tüm yaşanan hadisat aslında çok daha derinlerdeki problemlerin tezahürüydü.

Evet, insanların imanı sallanıyordu. İmanı sarsılan bir insanın elbette hayatı yorumlama biçimi de problemli olacaktı. Hemen hemen yaşanan tüm olumsuzluklar bu imani zafiyetin dışa vurumundan başka bir şey değildi. Korkunç bir “bataklık” ortaya çıkmıştı. Bataklığın kaçınılmaz sonucu ise üstünde uçuşan “kara” sineklerdi. İşte muhtemelen o hengamda Eski Said, mücadelesinin sinekleri öldürmekten öteye gitmediğini; “bu asrı, belki gelecek asrı da aydınlatabilir” bir çözümün ise sineklerle uğraşarak değil bataklığı kurutarak gerçekleştirilebileceğini, zira bataklık kurutulursa sineklerin de kendiliğinden kaybolacağını gördü. Daha doğrusu ona gösterildi. Cüz’i iradesinin mükemmel sarfını Rabb-ı Rahim elbette neticesiz bırakmazdı, bırakmadı da ve Risale-i Nur adlı bir şaheseri bu farkındalık vesilesiyle ona nasip oldu.

Peki ya Eski Said’in omuz omuza çalıştığı dava arkadaşları? Çoğunun ismini dahi bilmiyoruz. Hakikati hakikaten bütün ruh-u canıyla arzulayan bir Bediüzzaman’a Risale-i Nur adlı şaheserin nasip oluşu, sevk-i ilahi sırrının hikmet ve adaletle ne derece paralel yürüdüğünün güzel bir nümunesi olsa gerektir.

Bugün bizim de çok ciddi sevk-i ilahilere muhtaç olduğumuz bir gerçek. Bediüzzamanvari bir imani cehdle donanıp Rabbimizden hayırlı, üstün muvaffakıyetler ummamamız için hiçbir geçer mazeretimiz yok. Aslında tüm yazıyı tek soruda özetlemek de mümkün:

Emirdağ Lahikası’nda geçen “belki tam bir genç Said olur” cümlesindeki sırra mazhar olmamamız için bizi engelleyen nedir?

Abdülhamid Karagiyim
Share

2 thoughts on “Bataklığı kurutan bir sevk-i ilahi

  1. teşhis güzel derman gösterilmiş.hastaya hasta olduğu kabul ettirilmeli, dermanı kullanmasına yardım etmeli.

  2. Selamün aleyküm.Çok mühim konuları ele almışsınız.Kendimize bile bazen itiraf edemediğimiz gerçekleri yansıtmışsınız.Kendimizle yüzleşmek durumunda kalmamıza sebebiyet verdiniz.Rabbim sizlerden razı olsun inşAllah.Kaleminize, yüreğinize sağlık.Size bu ilmi veren Rabbim’e şükürler olsun.Hayırlı günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: