Mahremiyetin neresindeyiz?

Mahremiyetin neresindeyiz?

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg 2010’daki bir mülâkatında sosyal medyada mahremiyetin geleceği ile ilgili bir soruya “Mahremiyet, artık norm değil!” diye cevap vererek bir itirafta bulunmuştu. Sınırların olduğu, hassasiyetlerin yaşandığı çağlardan sosyal medya kanalıyla tüm özel alanın alenileştiği ve genelleştiği bir çağa geldik. Böylesi yeni mecralar mahremiyetin tarifini değiştirerek insanın kendisine dair özelini sergilemesini adeta normalleştiriyor.

Düşünce, yaşantı, dil ve beden mahremiyetinin neresindeyiz?

Sadece dinî anlamda değil insanî bir gereklilik olarak da mahrem hayatın gizliliği büyük önem arz etmektedir. Sosyal medyanın hayatımıza girmesi mahremiyeti korumaya engel teşkil etmiyor. Ama gelinen noktada sosyal ağlarda bireylerin giderek gözetimin “gönüllü unsurları” haline geldiğini, gözetlenmekten haz duymaya başladığını gösteriyor. Sosyal ağlar “görmek ve görünmek” üzerine işlemekte ve “mahremiyetin kamusallaşması” fikrini derinleştirmektedir. Sosyal ağlar, internet kullanıcılarına gerçek yaşamda olmak istedikleri ancak olamadıkları konumları oluşturma olanağı sağlamaktadır. Şuuru uyutan, farkındalığı yok eden, mahremiyeti ihlal eden ve kişisel hakları ayaklar altına alan sosyal ağların bu zararlı yönlerinin kontrol altına alınmaması durumunda doğrudan ahlakı ve toplumu tehdit eden bir virüs gibi yayılacağı ortadadır.

İnsanlık mahremî prensipleri ihlal ettiği için bugün tüyler ürpertecek hadiseler yaşanmaktadır. Özellikle ailevî durumların televizyon kanalıyla ifşa edilmesi, normalleştirme perdesi altında farkında olmaksızın tüm toplumu zehirliyor. Bu tarz gayri mahrem durumlar ifşa edildikçe vakıalar o nispette artıyor. Caydırıcılığı değil benimseniciliği daha fazla revaçta. Ahlaken doğru olmayan ne varsa sosyal medyada viral olabiliyor ve fazlasıyla teşvik edilebiliyor. Dini bütün diyebileceğimiz insanlar bile bunlara kayıtsız kalabiliyor ve karşı koymayarak manen destek olabiliyor. Belki de en ürpertici olan da bu! Yanlışa yanlış deme hürriyetimizin esaret altında oluşu!

İnsan, bedensel ve bireysel özgürlüğü olan medenî bir varlıktır. Özgür olmamız mahremiyet hakkının sınırlarını zorlamayı gerektirmiyor. Mahremiyet, hürriyeti kaldırmaz aksine teşvik eder. İnsan, doyumsuz sınırsız bir varlık değildir ki tercih edemediği şeyler özgürlüğünü kısıtlayıcı olsun. Bu haliyle mahremiyet kişiyi hem özgürleştiren hem de diğerlerine karşı koruyan bir haktır. Niyazi Tanılır’ın ifadesiyle “Mahremiyet, insan özgürlüğünün bir parçası olduğundan mahremiyetin ihlali aynı zamanda özgürlüğün de ihlalidir.”[1] Sınırların zorlandığı ya da aşıldığı yerde ne mahremiyet ne de hürriyet kalır. İnsanî sınırlarımız eşref-i mahlûkat olma gereği var olan hassasiyetlerdir.

İslamiyet aklı, ahlakı ve özgürlüğü esas alır. Bu nedenle mahremiyete de büyük önem atfeder. Kişinin hayatı ve bedeni hem özel hem de emanettir. İstediği gibi suistimale açık şekilde tasarrufta bulunması söz konusu olamaz. Mahremiyet bir haktır, insan ise haklarıyla yani haklarını yaşayabildiği ölçüde özgürdür. Mahremiyet haklarının ihlal edilmesi durumunda bir “zarar verme” tehlikesi oluşacağından burada özgürlükten bahsedilemez. Özgürlük ne kendine ne de başkasına zarar vermeden yaşayabilmeyi önceler. Mutlak ve sınırsız anlamda bir özgürlüğü (!) hiçbir toplum tasvip etmez. Bugün Rusya’da bile mutlak özgürlük (!) arayışının bir sonucu olarak mahremiyeti örseleyen, ahlakı fena halde zehirleyen birçok sapkın eylem yasaklanmış durumda!

İnancı ve kimliği ne olursa olsun insan bu gibi mücerreb ahlakî değerlere ihtiyaç duymaktadır. Ya şimdi ya da en nihayetinde bu değerlerin bize ekmek ve su gibi elzem olduğunu anlamış olacağız. Hâl-i âlem buna en güzel misaldir.


[1] Niyazi Tanılır, İnternet Suçları ve Bireysel Mahremiyet, Ankara: Liberte, 2002, s. 39.

Murat Cemil
Latest posts by Murat Cemil (see all)
Share

3 thoughts on “Mahremiyetin neresindeyiz?

    1. Açıklayıcı ve bana kalırsa faydalı bir yazı olmuş günümüzün bir parçası oldu sosyal medya araçları ister istemez herkes kullanıyor ama bilinçli olmakta yarar var. Bir belgeselde soyle diyordu : Bir ürüne ücret ödemeden ulasiyorsanız ürün sizsiniz.

  1. Günümüzdeki en elzem sorunlardan birine değinmesi, anlatımının yalın anlaşılır olması ve bizleri düşüncelere sevk etmesi.. Gerçek güzel bir yazı olmuş ağzınıza sağlık sayın Cemil yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.