Gökler korktu, ya sen?

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri
Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Gökler korktu… “Emanet” arz edilince gökler, yer ve dağlar korktular (eşfekne minha, Ahzab 33:72). İnsan ise korkmadı… Fıtratı, emanet-i kübranın

Devamını Oku

Share

Yaratılışın özüne doğru

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Fâtır-ı Hakîm “yokluk” karanlıklarına “varlık” aydınlığı bahşederken bunu gelişigüzel bir surette irade etmemişti… Şu şehâdet alemindeki varlık mertebelerinin en alt

Devamını Oku

Share

Ene ve namaz

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri
Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Hazret-i Ali (RA) namaza duracağı vakit benzi sararır ve vücudu titrerdi: “Ne oluyorsun Ya Emire’l Mü’minin?” diye sorduklarında: “Allah’ın yerlere, dağlara

Devamını Oku

Share